Pollyanna'nın dünyasında her şey adil miydi? - Özge Oral
Özge Oral

Pollyanna'nın dünyasında her şey adil miydi?

Özge Oral

Çocuk olmak ne demekti?
Dizleri yara bere içinde eve dönmek, akşam ezanına kadar sokakta oyun oynamak, annesinin sesini duyunca koşarak eve gitmek…
Bize çocukken masallar anlatıldı. İyiliğin kazandığı, kötülüğün kaybettiği hikâyeler dinledik. Pollyanna’yı okuduk; her şeye rağmen umudunu kaybetmeyen, hayatın güzel tarafını görmeye çalışan o küçük kızı tanıdık.
Peki gerçekten hayat Pollyanna’nın anlattığı kadar güzel mi?
Bugün bir çocuğun oyuncağına değil, mezar taşına çiçek bırakılıyor. Bir annenin “Eve gel.” diye seslenmesi gereken çocuk, artık sadece hatıralarda yaşıyor.
Sekiz yıl sonra Leyla Aydemir davasında karar açıklandı. Sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Bir başka dosyada ise Narin’in davası hâlâ sürüyor. 
Hangi ceza, yarım kalan bir çocukluğu geri getirebilir?
Çocuk olmak oyun oynamaktır. Koşmaktır, gülmektir, hayal kurmaktır. Korkarak büyümek değildir. Kaybolmak değildir. Öldürülmek hiç değildir.
Adalet mahkeme salonlarında verilen kararlardan ibaret olmamalı. Gerçek adalet, anne babaların çocuklarını korkmadan parka gönderebildiği, çocukların yalnızca oyun oynadığı bir yer olmalıdır.
Belki de artık kendimize şu soruyu sormalıyız:
Çocuklara hâlâ masallardaki kadar güzel bir dünya bırakabiliyor muyuz, yoksa onlara sadece yarım kalan hikâyeler mi bırakıyoruz?
Görünen o ki masalların mutlu sonları, gazete manşetlerinin sert gerçeğine yeniliyor.
Bir çocuğun hayattan koparılmasını hangi renk anlatabilir? Siyah desen eksik kalır, kırmızı desen yetersiz… Hangi kelime bunu karşılayabilir? Acı mı, hüzün mü, kayıp mı? Hiçbiri… Çünkü bazı acılar ne renklere sığar ne de kelimelere.
Bugün milyonlarca çocuk karne aldı.
Kimisi takdir belgesini heyecanla anne babasına gösterdi, kimisi karnesini çantasına koyup arkadaşlarıyla oyun oynamaya koştu.
Bugün Leyla da karne alabilirdi.
Dört yaşında hayattan koparıldığında önünde kocaman bir ömür vardı. Bugün yaşasaydı belki elinde karnesiyle eve dönecek, yaz tatili hayalleri kuracak, arkadaşlarıyla sokakta oyun oynayacaktı.
Onun yerine bugün konuştuğumuz şey bir çocuğun karnesi değil, açıklanan mahkeme kararı.
İşte insanın içini en çok acıtan da bu.
Masallar bize iyiliğin sonunda kazandığını anlattı. Fakat gerçek hayat bize başka sorular sormaya devam ediyor. Bir çocuğun gülüşünü koruyamadığımız yerde hangi zaferden söz edebiliriz?
Çünkü bazı hikâyeler mutlu sonla bitmez; geride sessiz bir boşluk bırakır.

Yazarın Diğer Yazıları