Önce fragmanı izlesek olmaz mı? - Özge Oral
Özge Oral

Önce fragmanı izlesek olmaz mı?

Özge Oral

Hayat bazen tüm renkleri önüne serer ama senden o renklerden yalnızca birini seçmeni ister. Peki ya sen hepsini istiyorsan? Ya da hiçbirini seçmeyip şeffaf kalmak istiyorsan? Hayat bunu sormaz.

Belki sonraki gün güneştir, belki karla karışık yağmur. “Seç ve gör.” der. Keşke öncesinde küçük bir fragman verilse. Renklerin üzerinde bir tuş olsa da her birinin fragmanını izleyebilsek, ona göre karar verebilsek. Çünkü insanı en çok yoran şeylerden biri belirsizlik değil midir?

Her şey şeffaf ve net olsa nasıl olurdu bilmiyorum. Belki de iyi olmazdı. Çünkü o zaman seçmekten çok, sadece sonucu bilerek ilerlerdik. Oysa insan bazen hata yapmalı. Yanlış yola sapmalı. Sonra da dönebilmeli. Tabii dönebilecek cesareti bulabilirse…

Ama ne yalan söyleyeyim, beni en çok yoran şey yine de belirsizlik. Belki de yaşadıklarımız yüzünden… 

Bazen deneyimlerimizden, bazen güvenememekten, bazen de daha en başından kurduğumuz önyargılardan dolayı. İşte tam da bu yüzden, keşke bir fragman olsaydı diyorum. Filmi izlemeden önce birkaç sahnesini görseydik. Belki o zaman bazı kararlar daha kolay olurdu.

Bu düşüncelerle boğuşurken aklıma Otomatik Portakal geldi. Kısa bir kitap ama etkisi uzun sürüyor. Okurken yarısına kadar “Alex ne kadar korkunç biri.” dedim. Sonra rahibin bir sözü bütün düşüncelerimin yönünü değiştirdi.

Alex kötülükte sınır tanımayan biri. Cezaevine girdikten sonra onu bir deney için kullanıyorlar. Amaç onu “iyi” biri yapmak. İlk başta kulağa doğru geliyor. Kim kötü bir insanın iyi olmasını istemez ki?

Ama sonra şunu fark ettim: İçten gelmeyen hiçbir iyilik gerçekten iyilik değildir. Çünkü Alex seçim yapmıyor. Bir iğnenin, bir sistemin etkisiyle öyle davranıyor. O zaman gerçekten iyi olan Alex mi, yoksa onu değiştiren yöntem mi?

Bazen hepimiz büyük bir yapbozun parçalarıymışız gibi geliyor. Durmadan bir bulmaca çözüyoruz. Hayatı anlamaya çalışıyoruz.

Bu aralar The Lincoln Lawyer diye bir dizi izliyorum. Bir avukatın savunma tarzını ve hukuk mücadelesini anlatıyor. İnsanların görünmeyen yüzünü gösteriyor. Her bölümde bir kez daha anlıyorum ki hiçbir şey göründüğü kadar basit değil.

Belki de hayatın bize fragman vermemesinin sebebi budur. Çünkü bizi biz yapan şey, doğruyu önceden bilmemiz değil; onu seçebilme ihtimalimizdir. Yanlış yapabilme özgürlüğümüz olduğu için doğruyu seçmenin de bir anlamı vardır.

Fakat yine de bazen insanın içinden geçmiyor değil…

Keşke bazı anları en azından bir kaç dakika önceden izleyebilsek ve insanların görünmeyen yüzlerini, niyetlerini, yarınlarını Full HD görebilsek.

Ama o zaman bunun adı hayat olur muydu, ondan da emin değilim.
 

Yazarın Diğer Yazıları