Yıl olmuş 2026... Biz hâlâ kimin ne giydiğini, kıyafetinin ne kadar açık ya da kapalı olduğunu konuşuyoruz. Birileri çıkıp da "Biz neyi tartışıyoruz?" diye sormuyor.
Kadın giyiyorsa erkek de giymeli mi, giymemeli mi? Tartışmayı sürekli bu noktaya taşıyarak gerçekten nereye kadar ilerleyebiliriz?
Belki de en büyük sorun, insanların dışarıdan gördükleriyle birbirlerinin kalbine hükmetmeye çalışmasıdır. Çünkü insanın gördüğü sadece görüntüdür; niyeti, kalbi ve iç dünyayı ise yalnızca Yaratıcı bilir. Kendi bahçesindeki kurumuş dalları temizlemeyen insan, komşusunun bahçesindeki tek bir yaprağın peşine düşüyor.
Belki de bugün yaşadığımız tartışmaların büyük bir kısmını anlatan en güzel cümlelerden biri budur. Kendi hayatımızdaki eksikleri, hataları ve yanlışları sorgulamak yerine başkalarının kıyafetlerine, yaşam tarzlarına ve tercihlerine odaklanıyoruz.
Hz. Muhammed’in hayatında da bu konuda insanlığa önemli bir ders veren bir hadise yaşanmıştır.
Rivayete göre Hz.Muhammed, şirk ve zulümde ısrar eden Cüheyne Kabilesi üzerine bir askerî birlik göndermişti. Bu birlik içerisinde manevi oğlu Zeyd bin Hârise’nin oğlu Üsame bin Zeyd de bulunuyordu.
Henüz genç yaşta olan Üsame, savaş sırasında bir müşrik olan Mirdas bin Nüheyle ile karşı karşıya geldi. Mirdas, kılıcını bırakıp "Lâ ilâhe illallah" dedi. Yanındaki Müslüman geri çekilirken Üsame, onun samimi olmadığı düşüncesiyle mücadeleye devam etti ve Mirdas’ı öldürdü.
Olay Medine’ye ulaştığında Hz. Muhammed bu duruma çok üzüldü. Üsame’ye dönerek:
"Ey Üsame! Lâ ilâhe illallah diyen bir kimseyi mi öldürdün?" diye sordu.
Üsame, kendisini savunmak için "Ya Resulallah! Ölüm korkusuyla söyledi, imanında samimi değildi" deyince Hz. Muhammed verdiği cevap bugün bile üzerinde düşünülmesi gereken büyük bir derstir:
"Sen onun kalbini yarıp baktın mı?"
Bu söz, insanın niyet okuma konusunda ne kadar dikkatli olması gerektiğini gösteren çok önemli bir uyarıdır. Çünkü insan, görünen davranışı değerlendirebilir ancak kalbin içindekini bilemez.
Bugün de benzer bir durumla karşı karşıyayız. Bir insanın kıyafetine bakarak onun ahlakı hakkında kesin hükümler vermek, bir insanın dış görünüşünden bütün karakterini okumaya çalışmak ne kadar doğru?
Eğer açık giyinen insanlar üzerinden bir ahlak tartışması yapıyorsak, o zaman sadece kıyafete değil, davranışlara da aynı hassasiyetle bakmamız gerekir. Gündüz kuşağı programlarında ailelerini yarı yolda bırakan, eşlerine ihanet eden insanların kıyafetleri çoğu zaman toplumun dikkatini çekmezken, bir kadının ya da erkeğin giyimi üzerinden büyük tartışmalar yaşanabiliyor.
Elbette toplumların değerleri, inançları ve hassasiyetleri vardır. Ancak ahlakı sadece kıyafet üzerinden tanımlamak büyük bir yanılgıdır.
Çıplaklığı doğru bulmayan insanlardanım kişinin kendisine saygısı olmadığını düşünüyorum. Hatta biraz daha dozu artırayım yorumumda; maalesef ki fazla açık giyinenlerin kendilerini cinsel obje olarak gösterdiklerini düşünüyorum. Fakat bir insanın kıyafeti üzerinden onu değersiz görmek de aynı şekilde yanlış bir anlayıştır. Aynı şekilde eşinin, kardeşinin, annesinin kıyafetini bahane ederek şiddete başvuran, zulmeden bir anlayışı da kabul etmek mümkün değildir.
Asıl mesele, ortayı bulabilmekte yatıyor. İnsan olduğumuzu, karşımızdaki kişinin de bizim gibi onuru, duyguları ve sorumlulukları olduğunu unutmamak gerekiyor.
İnanıyorsak, hepimizin aynı yaratıcının kulu olduğunu; inanmıyorsak bile her insanın saygıyı hak ettiğini hatırlamalıyız.
Velhasıl kelam, belki de en çok ihtiyacımız olan şey başkalarının hayatlarını yargılamak yerine kendi bahçemizdeki kurumuş dalları temizlemektir.
İnsanoğlu asırlar boyunca örtünmeyi, mahremiyeti ve toplumsal değerleri bir düzenin parçası olarak gördü. Bugün ise teknolojiyle birlikte hızlanan değişim, bazı değerlerin yeniden tartışılmasına neden oluyor. İnsanlık, yapay zekâdan uzay çalışmalarına kadar büyük ilerlemeler kaydederken; bir yandan da görünür olma, teşhir edilme ve sınırların ortadan kalkması gibi tartışmalarla karşı karşıya kalıyor. Peki teknoloji bizi daha bilinçli, daha erdemli bir geleceğe mi taşıyor;
Yoksa sadece daha fazla tüketen ve daha fazla gösteren bir topluma mı dönüştürüyor?
Dünya bilim insanları yeni keşifler yaparken, insanlık uzayın derinliklerini araştırırken bizim hâlâ insanların kıyafetleri üzerinden birbirimizi yargılamamız düşündürücü değil midir?