AK Parti'nin 'Büyük' Sınavı: Güç Odakları mı, Milletin Kendisi mi? - Erol ŞEKER
Erol ŞEKER

AK Parti'nin 'Büyük' Sınavı: Güç Odakları mı, Milletin Kendisi mi?

Erol ŞEKER

Türkiye siyasi tarihinin çeyrek asrına damga vurmuş bir hareketi, AK Parti’yi ve onun içinden geçtiği sarsıntılı süreçleri hep birlikte izliyoruz. Kuruluşundan bugüne, ülke olarak ekonomide o bol sıfırlı kabus dolu günlerden çıkıp, fırtınalı okyanuslardan durgun limanlara yanaşan bir gemi gibi ferahlamıştık ilk yıllarda. 
Ancak bu gemi, tıpkı Nuh’un gemisi gibi herkesi bağrına basarken, zamanla içeride nifak tohumları eken FETÖ illetini de barındırdı. O yağan yağmurlarda beraber yürüyenler, ıslandıkça gerçek renklerini verdiler ve nihayetinde 15 Temmuz hain darbe girişimiyle bu memlekete en büyük ihaneti yaşattılar.
​15 Temmuz sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, etrafındaki bu tehlikeli yapıları sessiz sedasız uzaklaştırdı. Ancak ne yazık ki, boşalan yerlere gelen bazı isimlerin küçük hesapları, şahsi kinleri ve kibirleri bitmedi. 
İşte bu gizli hastalık, önce 2023 genel seçimlerinde kendini gösterdi ki, AK Partililer o gün "Şükür ki aday RTE idi" dediler. Hemen ardından gelen 2024 yerel seçimlerinde ise bazı isimlerin dayatılması ve adeta "trafik kazası" niteliğindeki aday tercihleri yüzünden, AK Parti kale gördüğü birçok yerde zemin kaybetti ve ana muhalefet bir anda ikinci parti konumuna yükseldi.
​Seçim bitti, bu yanlış adaylar ve arkalarındaki aktörler hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam etti. Fakat Sayın Erdoğan tehlikeyi gördü, "değişim" dedi ve neşteri vurmaya başladı. 
Hastalık derine nüfuz ettiği için sağlam isimleri bulma mücadelesi hala sürüyor. Bugün parti, yeniden milletle kucaklaşmak ve özüne dönmek için hamleler yapıyor. 
Başka partilerden katılan belediyelerle taban genişletilmeye çalışılırken, aslında asıl kırgınlık içeride, partinin öz evlatlarında yaşanıyor. Şahsi ikballeri için birileri tarafından sistemin dışına itilen, kenara çekilip asaletle bekleyen onurlu isimler var. 
Bu isimler davet bekliyor, ama alttaki o kendi koltuğunu düşünen salt katmanın engelini aşarak doğrudan "tepeden" bir irade bekliyor. Çünkü tabandaki menfaat odakları, bu güçlü isimlerin dönüşünden korkuyor.
​İşte tam bu tıkanma noktasında, AK Parti Teşkilat Başkan Yardımcılığı görevine getirilen Ahmet Büyükgümüş ismi kritik bir virajı temsil ediyor. Göreve gelir gelmez sistemi derinlemesine irdeleyen Büyükgümüş, teşkilatların "güç dengelerince" ve "bizim adamımız olsun" mantığıyla dizayn edildiğini, partinin adeta "AKP’lileşme" sendromuna sokulduğunu müşahede etti.
Bu dengesizliği yıkmak ve partiyi şımarık zenginlerin, dar kadrocu güç odaklarının elinden kurtarmak için de ilk radikal adımları bazı il ve ilçe başkanlarının istifalarını alarak attı.
​Yerlerine atanacak isimler için sosyal medyadan aday adayı çağrıları yapıldı ancak görüldü ki, eski oyun kurucular tezgahlarını yine kurmaya çalışıyor.
Bunun üzerine teşkilat yönetimi haklı olarak yönünü değiştirdi; masa başı raporlara değil, gerçek ve gizli saha anketlerine, doğrudan milletin sesine kulak verme ihtiyacı duydu.
​Ezcümle; Büyükgümüş, Samsun il yönetiminde yaşanan krizleri, suistimalleri ve iç çekişmeleri net bir şekilde gördü. Ancak stratejik bir hamleyle orayı sonraya bırakarak, ilk operasyonu Çarşamba ve Terme ilçelerinin istifalarını alarak başlattı. Kavak, Atakum, Tekkeköy, Bafra ve Vezirköprü gibi güçlü ilçelerdeki değişimi ise doğru zamanlama için masada tutuyor.

​Bu operasyonun en can alıcı noktası ise kaybedilen yerlerdeki halk öfkesinin ve eksikliğin doğru teşhis edilmesidir. Teşkilat, Çarşamba’da yaşanan kaybın ve halktaki karşılığın farkında. 
Tam da bu yüzden, halkın gönlünde taht kurmuş, dürüstlüğü ve vizyonuyla bilinen Çarşamba Belediye Başkanı Hüseyin Dündar’ı yeniden güçlü bir şekilde AK Parti saflarına kazandırmak ve Çarşamba’yı o eski, güçlü, lider ilçe konumuna getirmek için ciddi bir uğraş veriliyor.
​Hüseyin Dündar gibi isimlerin yuvaya dönmesi, sadece bir belediye başkanının partiye katılması demek değildir; bu hamle, "Biz hatamızdan döndük, emaneti ehline veriyoruz ve halkın iradesine teslim oluyoruz" demektir. 
Eğitimiyle, vizyonuyla ve ilçeye kazandırdığı mihenk taşlarıyla bilinen Dündar’ın dönüşü, teşkilatın içindeki o çıkarcı kliklere vurulacak en büyük darbe olacaktır.
​Eğer Samsun’da bu doğru, temiz ve halkta karşılığı olan sistem oturtulursa; bu başarı dalga dalga memleketin en ücra köşelerine kadar yayılacaktır. 
Kısacası AK Parti; kibirli güç odaklarının, parasına güvenen şımarık elitlerin partisi olmaktan (yani AKP'lileşmekten) kurtarılıp, yeniden Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde milletin öz partisi olma yoluna sokulacaktır. Sokulmak zorundadır da...
​Teşkilatın ve Büyükgümüş’ün işi zor, karşısındaki statüko güçlü.
Ancak Anadolu’da, partinin gövdesini taşın altına koyarak gerçek hüviyetine döneceğine olan inanç hala çok yüksek. Umarız ki bu haklı mücadele yarıda kalmaz, içerideki gizli tehlikeler acil hamlelerle temizlenir ve Hüseyin Dündar gibi onurlu isimlerle memleket yeniden şahlanır.
Biz heyecanla büyük temizlik bekliyor, daha büyük katılımlarla "DURMAK YOK, YOLA DEVAM"  hatta "BERABER YÜRÜDÜK BİZ BU YOLLARDA, BERABER ISLANDIK YAĞAN YAĞMURDA" dizeleri ile yürüyüşün devam edeceğine inanıyoruz.
Mutlu ve (sağ)- lıcakla kalın

Yazarın Diğer Yazıları