AK Parti Teşkilatlarında 'D… Yağı' Hassasiyetinden, Kriz Yönetim Merkezine! - Erol ŞEKER
Erol ŞEKER

AK Parti Teşkilatlarında 'D… Yağı' Hassasiyetinden, Kriz Yönetim Merkezine!

Erol ŞEKER

Eskiler çok iyi hatırlar... Yerli malı ürünlerin üzerine gururla ve altı çizilerek bir not düşülürdü: “Ürünlerimizde hiçbir şekilde d….. yağı yoktur.” Bu ifade sadece bir içerik beyanı değil; topluma verilen bir güvenin, inancın ve kırmızı çizgilerin sembolüydü.
Bugün ne yazık ki gerek haber merkezlerimize düşen gelişmelerde, gerekse siyasi kulislerin o dehlizlerinde öyle isimlere, öyle olaylara şahit oluyoruz ki... İster istemez o eski hassasiyetleri arar gözlerle, içimiz acıyarak mırıldanıyoruz: “AK Parti Genel Merkezi’ne Allah kolaylık versin...”

Özellikle Samsun’da, Çarşamba ekseninde son yerel seçimler öncesinde baş gösteren o kriz dalgası, dindirilmek bir yana dursun, gün geçtikçe büyüyerek adeta bir çığa dönüşüyor. İşin acı tarafı ne biliyor musunuz? Teşkilatlardan sorumlu genel başkan yardımcılığı makamına her geçen dönem atanan farklı isimler, bu yangını söndürmeyi başaramadı. Hatta her yeni isim, partiyi okyanusun ortasında meçhule doğru sürükleyen yeni krizlerin yelkenini şişirmekten öteye geçemedi.  

Açık konuşalım; bugün o koltuklarda nemalanarak siyaset yapan sözde AK Partililer yatıp kalkıp Cumhurbaşkanı’nın siyasi dehasına, sahadaki o güçlü karşılığına dua etsinler. Onun rüzgarıyla buralara kadar gelen o gemi, içerideki vizyonsuzluk yüzünden su alıyor.

Gelin, hafızamızı tazeleyelim ve teşkilatların o "en rahat" döneminden başlayıp, gerilimin hat safhaya ulaştığı kronolojik çöküş hikayesine hep birlikte bakalım:
•    Haluk İpek (2001 – 2002): Yolun başıydı. Teşkilatların en rahat, en heyecanlı ve kurucu ruhu taşıdığı dönem. İlk seçime hazırlık süreçleri başarıyla yönetildi, çünkü ortada henüz şahsi menfaat kavgaları yoktu.
•    Hayati Yazıcı (2002 – 2007): Teşkilatlarda ilk gerilim ışıltılarının, o hafif sarsıntıların ilk adımları bu dönemde atılmaya başlandı. İlk iktidar yıllarının getirdiği güç, yerel yapılanmalarda ilk güç savaşlarının da kapısını araladı.
•    Ekrem Erdem (2009 – 2014): Net sorunların miladı diyebiliriz. Kongre süreçlerinin o demokratik havasının yavaş yavaş "atama" modeline evirildiği, tabanın sesinin genel merkezin gölgesinde kalmaya başladığı o meşhur dönemin ilk mimarı oldu.
•    Süleyman Soylu (2014 – 2015): AK Parti’de teşkilat içi dinamiklerin, sert rüzgarların ve iddiaların en zirveye çıktığı kırılma noktası bu dönemde yaşandı. Koordinasyon adı altında sert bir disiplin kurulurken, fay hatları daha da derinleşti.
•    Mustafa Ataş (2015 – 2018): Sıkıntıların, çift başlılıkların ve köşeye sıkışmışlığın arttığı bir dönemde geldi; sessiz sedasız, adeta bir geçiş dönemi idarecisi gibi görevini tamamlayıp gitti.
•    Erkan Kandemir (2018 – 2025): Ve gelelim o büyük çözülmenin başladığı yere... Yaklaşık 7 yıl boyunca bu koltukta oturarak rekor kıran Kandemir, kusura bakmasın ama teşkilatlardaki o yapısal dökülmenin zeminini hazırlayan isim oldu. Sahadan kopuş, yereldeki feryatlara kulak tıkama alışkanlığı bu uzun dönemde kronikleşti.
Ve bugünün fotoğrafı: Ahmet Büyükgümüş (2025 - Günümüz). 8. Olağan Büyük Kongre ile bu koltuğa oturan Büyükgümüş, tabiri caizse siyasi bir "enkazın da şahını" devraldı. Toparlamaya, yamamaya çalıştığı partide, geçmişten miras kalan o devasa krizlerin gerilimini bugün en üst düzeyde yaşayan isim yine kendisi oluyor.
Tabii bu hasarın tek sorumlusu Teşkilat Başkanları değil. Mesela bana kızıp üzülse de 2024 ve 2025 yıllarına damga vuran, sahada bizzat şahit olduğumuz o büyük hasarın bir diğer önemli Samsun’lu aktörü de var. Şahsen vizyonuna güvendiğim, sevdiğim bir isim olmasına rağmen iğneyi de çuvaldızı da batırmak zorundayım: Yusuf Ziya Yılmaz.
Yılmaz, Teşkilat Başkanı değildi; 7 Ekim 2023’ten 23 Şubat 2025’e kadar Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Ancak yerel seçim stratejilerinde yapılan hatalar, aday belirleme süreçlerindeki yanlış okumalar, özellikle Samsun ve ilçeler özelinde AK Parti teşkilatlarında telafisi güç yaralar açtı.
Gelinen süreçte, yaşanan bunca dezenformasyon, içeriden kemirmeler ve vizyonsuz siyaset anlayışı akabinde, bugün Samsun başta olmak üzere AK Parti teşkilatları büyük bir hasarla adeta suyun üzerinde kalmaya, çırpınarak yol almaya çalışıyor.
Şimdi bu yazdıklarıma kızanlar, genel merkez koridorlarında homurdananlar olacaktır; buyursunlar, kızsınlar! Ama hakikat gün gibi ortada: AK Parti teşkilatlarını bu vizyonsuzluğa, bu kriz sarmalına mahkum edenler, bu koltuklardan gelip geçen ve yereldeki çığlığı duymayan isimlerin ta kendisidir.
Cumhurbaşkanı sahada ömür tüketirken, onun gölgesinde serinleyip yerelde kendi krallıklarını kurmaya çalışanlara sormak lazım:
Bu gidişata artık kim dur diyecek? 
Tabanın sesini daha ne kadar duymazdan geleceksiniz?
Mutlu ve (sağ)-lıcakla kalın…
 

Yazarın Diğer Yazıları