Ramazan Telaşı - Emine Temiz Yılmaz
Emine Temiz Yılmaz

Ramazan Telaşı

Emine Temiz Yılmaz

Ramazan gelince evin içindeki saat başka çalışır. Zaman hızlanır ama yorgunluk ağır ağır birikir. Daha sahurdan başlar telaş; “Uyanabildik mi?”, “Çay demlendi mi?”, “Çocuklar su içti mi?” soruları, yarı uykulu bir evin içinde yankılanır. Gün doğarken kalpler niyetle hafifler ama zihnin bir köşesinde yapılacaklar listesi çoktan kabarmıştır.

Gündüz, açlığın değil yetişememenin sınavıdır Ramazan. İftar sofrası bir ritüel değil, adeta bir organizasyon. Menü planları, eksik alışverişler, “Bir de tatlı yapayım mı?” ikilemi… Sanki bir gün eksik olursa Ramazan eksik kalacakmış gibi. Oysa Ramazan’ın özü, eksilenle çoğalan arasında kurulan o ince dengede saklıdır.

Kadınlar için Ramazan telaşı, mutfak tezgâhının başında bitmez. Çocukların orucu, yaşlıların ilaç saati, misafir ihtimali, iftar davetleri… Hepsi kalpte ayrı ayrı not edilir. Yorulduğunu söylemek ayıp gibi gelir bazen; çünkü Ramazan sabırdır deriz, şükürdür deriz. Ama sabır, insanın kendine de şefkat göstermesini gerektirmez mi?

İftar vakti yaklaşırken evin içi başka bir sessizliğe bürünür. Tencereler kaynar, tabaklar dizilir, camdan dışarı bakılır. O an, telaşın içinde kısa bir durak vardır. Ezana saniyeler kala kalp yavaşlar. Çünkü biliriz ki o sesle birlikte sadece oruç değil, günün bütün koşuşturması da açılır.

Ramazan telaşı bazen bizi yorar, bazen kırar. Ama her akşam aynı masada buluşturur. Aynı duaya, aynı suskunluğa, aynı şükre. Belki de mesele her şeyi yetiştirmek değil; yetişemediklerimizi affedebilmektir. Sofrada eksik bir tabak, kalpte eksik bir huzurdan daha mı ağırdır?

Bu Ramazan kendime bir söz verdim: Daha az koşacağım, daha çok duracağım. Daha az mükemmel sofra, daha çok sakin kalp. Çünkü Ramazan, telaşla değil; niyetle güzelleşiyor.

Yazarın Diğer Yazıları