Tarih kitaplarında "Anadolu’nun kapılarının Türklere açıldığı gün" diye tek bir cümleyle özetlenir geçer ya hani, mesele sadece bir askeri zaferden ibaret değil aslında.
Çok daha fazlası var o hırkasını giyip atının kuyruğunu bağlayan adamın duruşunda, o ovaya yayılan sessizlikte.
Şöyle bir gözünüzün önüne getirin.
1071 yılının 26 Ağustos’u. Bir tarafta sayıca katbekat üstün, tepeden tırnağa zırhlı koca bir Bizans ordusu; diğer tarafta yurt arayan, geleceğini ve inancını arkasına almış bir avuç insan. Sultan Alparslan’ın "Ölürsem üzerimdeki beyaz elbise kefenimdir" diyerek ortaya koyduğu o irade olmasaydı, bugün üzerinde yürüdüğümüz bu sokaklar, suyunu içtiğimiz bu dereler, gölgesinde soluklandığımız bu dağlar bizim evimiz olur muydu acaba? Sanmıyorum.
Büyük laflar edip tarihi romantize etmeye gerek yok, hakikat ortada. Malazgirt, sadece kılıç şakırtısından ibaret bir muharebe değil; bu topraklara ekilen ilk maya, verilen koca bir sözdür.
O gün o ovada yazılan kader, yüzyıllar boyunca sürecek devasa bir medeniyet yürüyüşünün ilk adımıydı. Biz bu Anadolu'ya sonradan gelip kiracı gibi oturmadık; bedelini ödedik, alın teri döktük, yurt edindik, kök saldık buraya.
Pek çok insan zanneder ki zaferler sadece orduların gücüyle kazanılır. Oysa arkasında bir fikir, bir memleket sevdası yoksa en büyük ordular bile dağılır gider tarihin tozlu sayfalarında. Malazgirt’i Malazgirt yapan şey, o insanların bu topraklarda kendilerine ve evlatlarına bir geleceğin kurulabileceğine olan o sarsılmaz inancıydı.
Şimdilerde her şeyin çok hızlı tüketildiği, hafızaların zayıfladığı, değerlerin kolayca unutulduğu zamanlarda yaşıyoruz.
Gündelik dertlerin, sığ kavgaların arasında boğulurken nereden geldiğimizi kaçırıyoruz bazen. Ama durup arkaya bakmak lazım arasıra. Bize bu vatanı yurt kılan o adanmışlığı, o birlik ruhunu hatırlamak lazım.
Çünkü Malazgirt, geçmişte kalmış tozlu bir takvim yaprağı değil sadece. Bu topraklarda hâlâ özgürce, başı dik yaşayabilmemizin ilk harcıdır.
O harcı karma cesaretini gösterenlere, bize bu coğrafyayı yurt diye bırakanlara hürmetle, minnetle...