Son zamanlarda kadınların evde yaptığı işler daha çok konuşuluyor. Konuşulması da gerekiyor. Çünkü bu işler küçük değil. Etkisi büyük.
Evde yapılan iş denince akla hâlâ “boş vakit” geliyor. Oysa evde üreten kadın boş değildir. Aksine çok yoğundur. Sabah çocukla başlar günü. Akşam siparişle bitirir.
Evinde börek yapan kadın var. Mantı açan var. Reçel kaynatan, salça yapan var. Kimisi örgü örüyor. Kimisi dikiş dikiyor. Kimisi ev temizliğine gidiyor. Kimisi sosyal medyadan satış yapıyor.
Bu işler ek gelir denip geçiliyor. Ama o para az değil. Elektrik faturasını ödüyor. Mutfak masrafını karşılıyor. Çocuğun ihtiyacını görüyor. Bazen kiranın bir kısmını bile kapatıyor.
Bir de şu var. Kadın kendi parasını kazandığında değişiyor. Daha güçlü hissediyor. Daha dik duruyor. “Ben de varım” diyor. Kimseye yük olmadığını biliyor.
Ev ekonomisi aslında ülke ekonomisinin küçük bir aynası. Evde kazanılan para küçümsenirse büyük resmi kaçırırız. Çünkü binlerce evde aynı emek var.
Kimse tabelası yok diye bu işleri görmezden gelmemeli. Bu da bir iştir. Bu da emektir. Bu da alın teridir.
Kadın evde olabilir. Ama üretimden kopmuş değildir. Tam tersine, hayatın tam içindedir.
Bunu bilmek gerek.
Bunu kabul etmek gerek.