Geçen gün radyoda tesadüfen eski bir Sezen Aksu şarkısına denk geldim. Öylece durdum, dinledim. Gitmedi ellerim başka bir kanala, kıpırdayamadım yerimden. Şarkı bittiğinde içimde incecik, sızım sızım bir hüzün kalmıştı.
Sonra düşündüm. Şimdilerde neden böyle hissettirmiyor duyduğumuz hiçbir ses?
Şimdi her şey çok hızlı, çok gürültülü.
Bir şarkı çıkıyor piyasaya. Sosyal medyada bir akım oluyor, herkes aynı on beş saniyelik nakaratla videolar çekiyor. Üç gün boyunca nereye baksak o ritim, nereye gitsek o ses.
Dördüncü gün mü? Dördüncü gün adını bile hatırlamıyoruz o şarkının. Çoktan eskitip fırlatmış oluyoruz bir köşeye. Yenisi geliyor çünkü, daha hızlısı, daha çok tüketileni.
Gürültünün ortasında melodiyi, ritmin hızında duyguyu unuttuk.
Eskiden bir şarkıyla büyürdük biz. Bir şarkıyla olgunlaşır, onunla yaşlanırdık. Bir kasetin şeridi kopana kadar, bir plağın üzeri çiziklerle dolana kadar döner dururdu o ses evimizde. Şarkılar hayatımızın fon müziği değil, bizzat yoldaşı olurdu.
Şarkı sözlerine bakıyorum şimdilerde. Çoğu kafiyeden ibaret, derinlikten yoksun, alelacele yazılmış kelime yığınları.
Oysa eskiden şiirdi dinlediğimiz her satır. "Seni her gördüğümde içim titrerdi" demezdi de şair, "Hasretinden prangalar eskittim" derdi. Ruhumuza dokunurdu o kelimeler, ince ince işlerdi içimizi.
Acıyı bile asilce yaşatırdı o eski şarkılar.
Aşkı, sabretmeyi, beklemeyi öğretirdi.
Şimdi ise her şey gibi sevgiyi de aceleye getiriyor o tekdüze ritimler.
Hızlı ritimlerin arkasına gizlenmiş boş sözlerle avunuyoruz artık. Ruhu besleyen değil, sadece zihni uyuşturan sesler doluşuyor kulaklarımıza.
Belki de kabahat sadece müzisyenlerde değil. Biz de sabırsızız artık. Bir şarkının girişindeki o güzelim enstrüman solosunu dinleyecek tahammülümüz bile kalmadı. Hemen sadede gelsin istiyoruz, hemen nakaratı duymak istiyoruz.
Hayatı kaçırdığımız gibi, müziği de kaçırıyoruz bu aceleyle.
Gelin, bu akşam kulaklığınızı takın ve o bildiğiniz hızlı listeleri bir kenara bırakın. Eski bir plağın sessizliğini, bir akustik gitarın usulca başlayışını dinleyin. Kelimelerin tadına varın, bırakın o melodi içinize işlesin.
Çünkü ruhumuzun o gürültülü tiktaklara değil, usulca akan o eski, bilge şarkılara ihtiyacı var hala.