Deniz kokuyor her yer bugün. Pencereyi açıyorum, rüzgâr yüzüme vuruyor. Ne güzel bir sabah. Bugün 1 Temmuz. Deniz Bayramı gelmiş yine, o çok sevdiğimiz. İçimde bir kıpırtı, ayaklarımda bir telaş… Atıyorum kendimi sokağa.
Eskiden bizim değilmiş bu sular, öyle diyor büyükler. Doğru düzgün yüzemezmişiz bile kendi kıyılarımızda. Gemiler yabancı, bayraklar yabancı, ticaret yabancı… Ne acı şey insanın kendi evinde yabancı olması, ne ağır bir yük. Sonra Mustafa Kemal çıkmış ortaya, o mavi gözleriyle bakmış uzaklara. Demiş ki, bu denizler bizimdir, bizim kalacak. Bir kanun çıkmış, dönmüş şansımız. Kabotaj demişler adına. Özgürlük demekmiş aslında bu kelime, bağımsızlık demekmiş koskoca bir millet için.
Yürüyorum sahilde şimdi, acele etmeden. Dalgalar ayaklarıma vuruyor, usulca. Kadın kalbi gibi bazen dalgalı, bazen bir ana kucağı gibi şefkatli bu deniz. İnişleri var, çıkışları var, tıpkı hayat gibi. Martılar uçuyor tepemde, çığlık çığlığa. Yarışıyorlar sanki dalgalarla. Onlar da mutlu sanki bugünden, onlar da coşkulu.
Oturuyorum bir banka, izliyorum insanları. Çocuklar koşuyor sahilde, ellerinde dondurma, yüzlerinde kocaman bir gülümseme. Gençler gülüşüyor, yaşlılar anılara dalıyor bakışlarıyla. Herkesin yüzünde aynı huzur. Bu huzuru o limanlara, o gemilere borçluyuz işte.
Bizim bu mavi, bizim bu köpükler. Kendi denizimizde, kendi gökyüzümüzün altında özgürce nefes almak ne büyük bir lütuf.
Bakıyorum uzaklara, ufuk çizgisine… Gemiler geçiyor sırayla, üzerlerinde şanlı ay yıldız. İçim ısınıyor birden, gözlerim doluyor hafifçe. Ne büyük bir mutluluk bu, ne büyük bir gurur bir bilseniz. Kolay kazanılmadı bu topraklar, bu sular. Kıymetini bilmeli her bir damlasının. Kirletmemeli hiç, korumalı bir çocuk gibi, sakınmalı kötülüklerden. Deniz biterse, hayat biter çünkü.
Kutlu olsun bayramımız, maviye gönül veren herkesin. Bakın denize bugün, uzun uzun bakın… O bize özgürlüğü anlatıyor, kulağımıza bağımsızlığı fısıldıyor usulca…