Valla hiç planımda yoktu. Sabah mutfakta kendime şöyle yarım yamalak bir sandviç hazırlarken buldum kendimi. Hani şu dolapta ne varsa içine doldurduğumuz, alelacele yapılanlardan. Sonra durdum, dışarıya baktım. Gökyüzü o kadar davetkar, esen rüzgar o kadar tatlı ki...
"Ee," dedim kendi kendine, "Bugün Dünya Piknik Günü. Durduğun kabahat!"
İşte tam olarak böyle doğaçlama gelişti her şey. Ne günler öncesinden yapılan yaprak sarmaları var menümde, ne de o saatlerce süren hummalı börek mesaileri. Kaptım bizim meşhur emektar termosu, içine sıcak çayımı doldurdum (biliyorsunuz, o soğuk çay macerasından sonra tövbeliyim, sıcak çaydan şaşmam artık!). Bagajda zaten yaz kış hazır bekleyen o iki katlanır sandalyeyi de unutmadım tabii. Bizim buralarda arabanın arkasında katlanır sandalye ve kilim taşımak, cüzdan taşımak kadar meşburidir çünkü.
Doğruca attım kendimi yeşilin kollarına. Ne mangal dumanıyla boğulmaya niyetim var bugün, ne de "tavuk pişti mi, et yandı mı" stresi yaşamaya. Sadece durmak istiyorum. Sadece gökyüzünü izlemek...
Şu an bu satırları yazarken, sırtımı kocaman bir çınara dayadım. Karşımda ne bir bilgisayar ekranı var ne de önümde yığılmış düzeltilecek evraklar... Sadece yaprakların hışırtısı.
Kadınların o omuzlarındaki bitmek bilmeyen "her şeye yetişme" telaşı var ya hani; ev işi, ofis koşturmacası, bitmeyen listeler... Hepsini o kilimin kenarına bırakıverdim. İnsan toprağa basınca, ayak parmaklarının arasından o serinliği hissedince anlıyor aslında ne kadar yorulduğunu. Hayatın ritmi binaların arasında çok hızlı, çok acımasız. Ama burada, bir ağacın altında zaman sanki daha yavaş akıyor, daha insaflı davranıyor bize.
Yan taraftaki çimenlikte bir grup genç gitar çalıyor, az ötede bir anne çocuğunun peşinden koşturuyor. Dedim ya, büyük hazırlıklara, lüks organizasyonlara hiç gerek yokmuş mutlu olmak için. Bir örtü, bir bardak çay ve temiz bir nefes. Doğa bugün hepimize torpil geçiyor resmen.
Hadi, siz de yapın bu kaçamağı. Eğer şu an bu yazıyı okurken evdeyseniz veya ofiste daraldıysanız, hemen şimdi planları altüst edin. Akşama daha çok var. Kapansın o bilgisayarlar, kalsın o bulaşıklar tezgahta. Kaptığınız gibi iki lokma bir şeyi, en yakın yeşilliğe doğru sürün adımlarınızı.
Kendinize, ruhunuza doğaçlama bir iyilik yapın bugün. Dünya Piknik Günü’müz kutlu olsun.