Bitlisspor - Çarşambaspor karşılaşmasında silahlı gövde gösterisi
Bölgesel Amatör Lig'den (BAL) 3. Lig'e yükselme final maçında Bitlisspor - Çarşambaspor karşılaşması ile ilgili sular durulmuyor.
Bölgesel Amatör Lig’den (BAL) 3. Lig’e yükselme final maçında Bitlisspor - Çarşambaspor karşılaşması ile ilgili sular durulmuyor.
Geçtiğimiz haftasonu İstanbul’da Bölgesel Amatör Lig’den (BAL) 3. Lig’e yükselme final maçında Çarşambaspor Bitlis 1916 Futbol Spor Kulübüile karşı karşıya geldi. Maç öncesi ve sonrasında yaşanan tablolar ile hakem kararları adeta kazanılan maçın kaybedilmesine neden oldu.
Karşılaşmada sahadaki tartışmalı hakem kararları TFF’nin canlı yayın kameralarına yansırken; spor kamuoyu şimdi Bitlis 1916 Futbol Spor Kulübü cephesinde belediye başkanı ve kulüp başkanının tribün önünde objektiflere takılan ve infial yaratan o görüntülerin neyi amaçladığını sorguluyor.
“TFF Canlı yayınında görünenden fazlası var!”
Maçın kaderini doğrudan etkileyen kırmızı kart ve penaltı pozisyonları, TFF’nin resmi canlı yayın kayıtlarında tüm çıplaklığıyla duruyor. Çarşambaspor camiası, hakem yönetiminin oyunun akışına doğrudan müdahale ettiğini ve yeşil-beyazlı ekibin sahadaki emeğine gölge düşürdüğünü savunuyor. Ancak kaçan şampiyonluğun acısı tazeyken, stadyumda kaydedilen saha dışı görüntüler tartışmaları bambaşka bir boyuta taşıdı.
“Protokolde silah teşhiri: Koruma kimin, mesaj kime?”
Taraftar objektifleri ile net bir şekilde kayıt altına alınarak sosyal medyaya düşen video ve fotoğraflarda; Bitlis 1916 Futbol Spor Kulübü Başkanı Caner Yamaç ile birlikte Bitlis Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay’ın da stadyumda yan yana hareket ettiği görülüyor. Asıl büyük tartışma ise bu iki ismin hemen arkasında yürüyen emniyet mensubunun görüntüsüyle patlak verdi. Koruma polisinin, stadyum içinde silahını alenen dışarıda ve görünür vaziyette taşıdığı anlar kayıtlara geçti.
Söz konusu yakın korumanın yasal olarak Bitlis Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay’a mı yoksa Kulüp Başkanı Caner Yamaç’a mı tahsis edildiği tam olarak bilinmezken, spor camiası haklı olarak şu soruyu soruyor: “Kime tahsis edilmiş olursa olsun, yüzlerce emniyet gücünün koruduğu profesyonel bir stadyumda, bir yakın koruma polisinin silahını bu şekilde açıkta taşıması ne kadar doğrudur?”
“İki Şehir, iki farklı yönetim anlayışı: Bu görüntüler neyi amaçlıyordu?”
Aynı dakikalarda stadyuma giriş yapan Çarşamba Belediyesi Bağımsız Belediye Başkanı Hüseyin Dündar ve Çarşambaspor Kulüp Başkanı Muhammet Ali Torun’un sergilediği duruş ise tam bir spor kültürü dersi niteliğindeydi. Çarşamba heyetinin yanında ve arkasında yer alan emniyet görevlilerinin, mevzuata tamamen uygun bir şekilde, hiçbir silah teşhirine girmeden ve çevreye en ufak bir baskı hissettirmeden görevlerini nizami bir şekilde yerine getirdikleri net bir şekilde görüldü. Herhangi bir ekstra güvenlik çemberine ihtiyaç duymayan Başkan Hüseyin Dündar ve Kulüp Başkanı Muhammet Ali Torun, doğrudan taraftarlarının arasına girdi, kale arkası tribününe kadar giderek yeşil-beyazlı camiayla kucaklaştı.
“Bir tarafta hukuka uygun, diğer tarafta güç gösterisi!?”
İki kulüp ve iki şehir başkanı arasında oluşan bu taban tabana zıt görüntü, spor kamuoyunda çok ciddi bir soruyu beraberinde getirdi. Bir tarafta hukuka, nizama ve sporun birleştirici ruhuna uygun olarak taraftarla iç içe geçen sakin bir yönetim duruşu. Diğer tarafta ise adeta bir güç gösterisi tonunda, silah gölgesinde yürüyen protokol tablosu tam olarak neyi amaçlıyordu? Sahada ve tribünde oluşturulmak istenen bu psikolojik atmosferin perde arkasında ne vardı?
“Kamuoyu adına resmi makamlara soru!?”
Kamuoyu Adına Resmi Makamlara Soruyoruz;
Gazetecilik ilkeleri ve kamuoyu vicdanı adına, olayın merkezinde yer alan Bitlis Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay, Kulüp Başkanı Caner Yamaç ve ilgili emniyet birimlerine soruyoruz:
1- Çarşamba heyetinin yanındaki devletin polisi görevini nizami, ağırbaşlı ve silah teşhir etmeden yerine getirebilirken, Bitlis heyetinin arkasındaki görevlinin silahını alenen görünür vaziyette taşımasına neden müsaade edilmiştir?
2-Ortada yeşil sahalara yansıtılması gereken resmi bir tehdit mi mevcuttur? Eğer böyle bir durum yoksa, bu görüntünün oluşturduğu psikolojik baskı ortamı sporun ruhuyla nasıl bağdaşmaktadır?
Yeşil-beyazlı taraftarlar ve spor kamuoyu, hem TFF kameralarına yansıyan tartışmalı saha içi kararlar hem de protokolde yaşanan bu düşündürücü görüntüler hakkında yetkililerden acil, şeffaf ve tatmin edici bir açıklama bekliyor.
"Bitlis heyetinin stadyumdaki hareketi esnasında yakın korumanın silahını alenen dışarıda taşıdığı ve protokol önünde bu şekilde beklediği anlar taraftar objektiflerine böyle yansıdı."
"Aynı stadyumda görev yapan Çarşamba heyetinin yanındaki emniyet mensupları ise görevlerini silah teşhir etmeden, tamamen nizami ve sporun ruhuna uygun sakinlikle yerine getirdi."
