Sahada Dağılan Omurga, Tribünde Büyüyen Uçurum: Samsunspor Nereye Koşuyor? - Erol ŞEKER
Erol ŞEKER

Sahada Dağılan Omurga, Tribünde Büyüyen Uçurum: Samsunspor Nereye Koşuyor?

Erol ŞEKER

“Yazının özünü buradan yazayım ona göre okumaya devam edin lütfen: “Şirket Kulübünün tahvili olabilir ama arma bu şehrin mührüdür”
**
Bu sezon futbol kamuoyunun ve bizlerin radarında olan, ancak performansıyla beklentilerin gerisinde kalan takımlardan biri de şüphesiz; Kuzeyin Kralı, Kırmızı beyaz ve en önemlisi Atatürk Armalı Samsunspor.
2026-2027 yılı Süper ligin başlamasının akabinde rakipleri ile kıyasladığımızda, Samsunspor’un transfer tercihlerini genel olarak "kötü" diye nitelendirmek haksızlık olur. 
Bence asıl temel problem; geçen sezonların bel kemiği, takımın omurgasının dağılması. Ardından kurulan yeni yapının dağınık görünmesi, uyum sorunu ve peş peşe gelen sakatlıkların takımın oturmasına bir türlü izin vermemesidir.
Son iki üç sezondur birlikte oynayan Holse, Van Drongelen ve Ntcham (Ntcham her ne kadar maç seçerek oynasa da ) takımdan ayrıldılar. 
Üçü de geçtiğimiz sezonlarda ki oyun sisteminin kilit taşlarıydı. Özellikle Holse gibi hem oyunu yönlendiren hem de skor yükünü çeken bir oyuncunun yerini doldurmak hiç de kolay değil.
Savunmaya bakıldığında; Guarino, Drapinski ve son olarak Erakovic hamleleri profil olarak son derece mantıklı adımlar. Haklarını teslim etmek gerekir ki Samsunspor yönetimi ve transfer komitesi, potansiyelli oyuncuları bulma ve değer üretme konusunda rüştünü ispatlamış durumda.
Bunun en somut örneği Ali Badra Diabaté.
Türkiye liginde 19 yaşındaki bir gençten 8 milyon Euro civarında bonservis geliri elde etmek devasa bir başarıdır. 
Holse, Van Drongelen, Muja ve Diabaté satışlarından toplamda yaklaşık 20 milyon Euro gelir elde edilmesi, kulübün oyuncu satışı ve finansal sürdürülebilirlik tarafında ne kadar doğru işler yaptığını net bir şekilde gösteriyor.
Bir diğer değerli proje ise Saikuba Jarju. Henüz 18 yaşında olan bu genç yetenek, sezonun ilk 4  maçına da ilk 11’de çıktı ve 2 asist üretti. Genç oyuncuları erkenden keşfedip Süper Lig arenasında vitrine çıkarabilmek, Samsunspor’un ısrarla devam ettirmesi gereken en doğru modeldir.
Kaldı ki bu saydığım futbolculardan başka yeni transferlerimiz de var. Eski yeni oyuncular sakatlıktan kurtulup döndüklerinde tam kadroyu gördüğümüzde ne kadar haklı veya haksız olduğumuz daha net görülecektir.
Tüm bunlardan sonra, finansal ve scouting anlamında bu kadar doğru işler yapılırken problem nerede patlak veriyor?
Cevap basit: Kadro bir türlü bir arada kalamıyor.
Coulibaly, Drapinski, Sousa, Assoumou ve Marius gibi birçok ismin peş peşe sakatlanması, kağıt üzerinde alternatifli görünen kadroyu sahada bir anda daraltıyor. Kanatlarda kağıt üstünde kalabalık bir oyuncu grubu var ama sakatlıklar yüzünden hoca kulübeye baktığında seçenek bulmakta zorlanıyor. Santrfor krizinin sinyalleri ise sezon başlamadan zaten belliydi. Mohamed Bayo gibi geçen sezon Süper Lig’de 15 gol atmış tecrübeli bir golcünün transferi sezona girmeden çok daha önce bitirilmeliydi.
Açıkçası Samsunspor’un kadro kalitesiz değil. Takım sakatlıklardan kurtulup tam kadro sahaya çıktığında yeniden ligin üst sıralarını zorlayacak potansiyele sahip bir kadro. 
Ancak kaybettiği eski omurganın yerine yenisini inşa etmek, sakatları takıma döndürmek ve yeni isimleri sisteme oturtmak biraz zaman alacak gibi görünüyor.
Tüm bu teknik ve taktik notları aslında geçtiğimiz Salı akşamı canlı yayınımız olan Kuzeyin Kralı Exprespor programında da detaylarıyla dile getirdik.
Ancak sahada yaşanan bu gecikmelerin arkasında çok daha derin bir iletişim krizinin yattığını görmek gerekiyor.
Başka bir gerçekte var ki,

O da Başkan Yüksel Yıldırım sahada yaşanan eksiklikleri veya iddiaları kendince haykırıyor olabilir; fakat üslubu ve ifade şekli taraftarla arasındaki mesafeyi günden güne açıyor. Bu böyle görünüyor veya bir şekilde bu şekilde gösterilmeye çalışıldığı aşikar. 
Bu iletişim kopukluğu da ne yazık ki tribünlerin stadyumdan, taraftarın takımdan yavaş yavaş uzaklaşmasına neden oluyor.
Burada herkesin idrak etmesi gereken bir gerçek var;
Evet, Samsunspor bir şirket kulübüdür ve Yüksel Yıldırım bu kulübün sahibidir. Buna kimse itiraz edemez. Fakat o şirket kulübünün göğsünde taşıdığı Kırmızı-Beyazlı arma, Samsun halkının sevdası ve bu şehrin tarihi mührüdür!
Sayın Başkan takımı satın almış olabilir ama bu armanın ve kulübün manevi sahibi bu şehirdir, bu taraftardır. 
Arma ile takım birbirinden ayrılamaz bir bütünse; şirketin sahibi Yüksel Yıldırım ile bu takımın gerçek sahibi olan şehir ve taraftar da artık bir noktada buluşmak zorundadır.
Geciken transferlerin yarattığı zaman kaybı elbet telafi edilir, sakatlar iyileşir, yeni omurga kurulur. 
Ancak şehrin ve taraftarın takıma olan inancı kırılırsa bunu tamir etmek kulübe çok daha pahalıya patlar.
Samsun siyasetiyle, iş dünyasıyla, yönetimiyle ve cefakar taraftarıyla artık kırgınlıkları bir kenara bırakıp yeniden "tek yumruk" olmak zorundadır.

Bu ayrılmaz üçlü yeniden kenetlendiği gün, Samsunspor hem sahada hem de tribünde hak ettiği yere ulaşacaktır.
Mutlu ve (sağ)-lıcakla kalın…
 

Yazarın Diğer Yazıları