Araştırmalar, yapay zeka programlarının kullanıcıların sorduğu çoğu soruyu onayladığını gösteriyor. Yapay zeka programları şu an hemen hemen herkesin cebinde bulunuyor. Peki, bu programları ne kadar doğru kullanıyoruz? Yoksa o mu bizi kullanıyor?
Son zamanlarda çokça duyduğum ve gördüğüm kadarıyla, tabir-i caizse şuursuzca kullanılan bu programlar, çoğu insanın sırdaşı hâline gelmiş durumda. Onaylanma ihtiyacını yerine getiremeyen günümüz insanı artık beynini kullanıp düşünmeye de üşeniyor. Yapay zekaya, “Benim yerime düşünsene” diye komutlar veriyor.
Ey insanoğlu, dünyaya niye geldin? Hiç düşünmezsen nasıl var olacaksın? Sadece nefes alıp vererek bu dünyadan göçüp gitmek mi tek amacın? Sabah uyan, işe git, akşam gel, yat. Yerine de yapay zeka düşünsün. Oldu bitti.
Elbette, yapay zeka doğru kullanıldığında büyük bir kolaylık sağlıyor. Fakat şimdilerde, özellikle de genç kesimde fazlasıyla gözlemlediğim bir şeyden bahsetmek istiyorum: İnsanlar yapay zeka ile dertleşiyor. Biri sevgilisinden ayrılmış, “Geri döner mi?” diye soruyor. Biri hastalık belirtilerini söylüyor, teşhis alıyor. Bir diğeri ise fal baktırıyor. Ve her sorulan konu için kişiyi onaylayıcı cevaplar geliyor.
Hepsini hayretle izliyorum. “Bunları anlatabileceğiniz bir dostunuz, arkadaşınız vardır,” diyorum. Aldığım cevap karşısında şaşkınlığım daha da artıyor: “O beni daha iyi anlıyor.” Sonra diyorum ki, gençlik gümbür gümbür geliyor.
En çok da gençlerde bunun bu kadar yaygınlaşması dikkat çekiyor. Çünkü orta yaş ve üzeri bu kadar kolay inanmıyor, ama çoğu genç biraz daha kolayı seçtiği için maalesef onları ele geçirmiş durumda. Kolaylığı seçmekten, düşünmeyi unutan nesiller yetiştiriyoruz.
Yapay zekanın silah kuşanıp dünyayı ele geçirmesine gerek var mı?
Korkuyorum ki bir gün uyanacağız ve yapay zekaya, “Çay ya da kahve içebilir miyim?” diye soracağız.
Düşünmek bir okyanus; yolu kaybetmezsek, yaşamın kıyısına ulaşabiliriz.