İnsan neden anlaşılmak ister?
Ya da neden anlamak?
Neden anlatmak?
Anlatmadan da anlayamaz mısınız beni?
Bu evrende belki bir toz tanesi kadar küçüğüz ama her insanın içinde kocaman bir evren saklı. Kalbinde duygular, beyninde düşünceler, ruhunda ise belki de kimseye anlatamadığı hikâyeler var.
Sahi, kaç evren var bu âlemde?
Birilerine bir şey anlatmak için ille de detaylı bir içerik mi sunmalıyız? Her düşüncemizi kelimelere dökmek, her duygumuzu açıklamak, her suskunluğumuzun nedenini anlatmak zorunda mıyız? Mesela, sadece size baksam anlaşılamaz mıyım?
Bazen insanın anlatacak çok şeyi vardır ama kelimeleri yoktur. Bazen de kelimeleri vardır ama anlatmaya hâli yoktur. Belki de tam o anlar, anlaşılmayı en çok istediği zamandır.
Labirentlerin çıkışı yok mudur? Peki, ya insanın kendi içinde kurduğu labirentlerin? Her yolun başka bir soruya, her sorunun başka bir suskunluğa çıktığı o yerde insan kendini nasıl anlatır?
Annemin çok söylediği bir atasözü vardı: “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.”
Ben davul zurna çalmam ki.
Sessizken de anlayın beni.
Her şeyi anlatmak zorunda kalmadan da anlaşılabilmeyi istiyorum bazen. Bir bakışın, yarım kalmış bir cümlenin, hatta hiçbir şey söylemeyişin bile bir anlamı olamaz mı? İnsan, kendini anlatmak için bu kadar çabalarken anlaşılmanın neden bu kadar zor olduğunu düşünüyor.
Bazen diyorum ki al başını, git buralardan. Hobbitlerin ülkesine mesela. Çok güzel olmaz mıydı? Küçük Hobbit evleri, yemyeşil doğa, huzur, eğlence… Hepsi var. Kimsenin kendini açıklamak zorunda kalmadığı, insanın biraz olsun nefes alabildiği bir yer hayal ediyorum.
Sonra diyorum ki çok hayal kuruyorsun. Sen hobbit falan değilsin.
Ama hayal kurmadan da yaşayamaz ki insan.
Belki de bu yüzden hayallerimiz var. Gerçek hayatta bulamadığımız huzuru, kuramadığımız cümleleri, bir türlü anlatamadığımız kendimizi oralara sığdırıyoruz. Bazen gitmek istediğimiz yer, aslında hiç gitmediğimiz bir ülke değil; kendimiz olabildiğimiz bir dünyadır.
Herkes kendi hayalinin kahramanıdır ve orada anlaşılır.
Belki de mesele, dünyaya kendimizi anlatabilmek değil, bizi anlatmak zorunda bırakmayan insanlara rastlamaktır.
Hayal ettiğiniz her şeyin gerçek olması dileğiyle…