Samsunspor Teknik Direktörü Thorsten Fink, “Takımımla sonuna kadar savaşacağım. Asla istifa etmem, pes etmek benim karakterimde yok. Elbette bu tek başına benim kararım değil. Eğer kulüp yönetimi bu değişim ve gelecek için benim doğru kişi olduğumu düşünüyorsa ben buradayım ve devam etmek istiyorum; değilse karar kulübündür” diyor.
Haftalardır bu takımın hocası Fink olmaz, olamaz! Ya oyuncular hocayı sevemedi ya da hoca ne kadroyu ne de maçları okuyabiliyor. “Gitmelidir” dedik, kimse duymak istemedi. Takımda Celil, Logi Tómasson ve Mendes’ten başka yüreğini koyan kim kaldı ki? Celil de sakatlanıp çıkınca maç tamamen Fink’in elinden kayıp gitti.
Okan, taca çıkan topu gidip rakibe pas veriyor. Ya "Milli takımdan niye gönderildim?" takıntısında kalmış ya da yine eski "gelene geç" hastalığı nüksetti.
Guarino diye biri var, düşmana versen bomba diye patlar!
Hele hele bir Skengo mıdır nedir sahada ipi kopmuş başı boş geziyor. Gezen tavuk misali tabi nerede oynadığı da takıma faydası da yok Bal vermez arı. İğnesi de yok. Bekleyelim sezon sonuna 1. Ligde düzelir elbet. Satarız 3-5 milyona…
Bayo’ya "golcü" dediler, sahada ara ki bulasın.
Emre kafasına göre takılıyor. "Bizim çocuk" i diye ısrar ettiğimiz Yunus Emre Bey’in de kafası sanki "Edirne’den öteye transferim gerçekleşti" havasında...
55 den vazgeçti, 22 numarayı kaptı bu kafa ile sanırım herkes gitti bende sınır plakası takayım belki ben de giderim havasında sahada uçuyor…
Büyük ümidimiz, Avrupa da kök söktürürken sakatlanan Coulibaly hâlâ düzelmemiş.
Elayis Tavşan kaç aydır yoktu; geldi ama topu unutmuş!
Muhteşem Afonso Sousa geldiğinden beri sakat. Ayağı mı sakat yoksa başka bir yeri mi, çözemedik. Oyuna girdi de ne oldu?
Fatih golcüydü ama top gelmedi. Sakatlıktan yeni çıktı, toparlanamamış; yine de ümidimiz var.
Pimi çekilmiş, motor freni çekilmiş Yalçın Kayan... Kime soyadını kitlemiş belli değil. Top onu, o topu; ikisi de Samsunspor’u sevemedi galiba.
Holse den yakışıklıymış ama top bir türlü o yakışıklıya gelmedi, geldiyse de kısa sürede anlayamadık Olsen’ imizi…...
İyi oynayan, tek atak yapabilen oyuncu olan Mendes’i oyundan alan Fink Hoca’nın beyninden neler geçiyordu acaba?
Elliot Watt idare etti, gerisi hikaye...
20 gün önce ne diyordu Fink Efendi? "Milli arada sakatlarımız dönecek, tam kadro çalışma imkanımız olacak."
Akıllı hocamızın futbolculara ne kadar tatil verdiğini unutmadık.
Kendisi hâlâ tatilden dönmemiş, dönen oyuncuları da "Dönmeyin" diye ayartıyor sanırım!
Kadroda uyum sorunu varsa ABD’den Trump mı gelip takımı uyduracak, yoksa "Big Boss" mu gelip ayaklar ile beyinleri takımla uyumlu hale getirecek?
Reis Trabzon a geldi malum; kadrosu iyi ama efendice oynattı, iki maçta iki yaptı.
Ya sen hoca? Hani geçen yıl takıma sonradan gelmiştin, şimdi takımı sen kurdurdun! İstediğin oyuncuları almadılarsa bırakaydın, bıraksaydın! Yok, istediğin oyuncular alındıysa bu rezaletin adı nedir?
Takımda taraftar saçını başını yoluyor, Fink ise keyfince "fink atıyor." Aslında Fink, Samsun’a fink attırıyor!
Big Boss; genç takım aldın ama boş takım yaptın. Acil neşter vurmazsan seneye 1. Lig'de alırız soluğu.
Önce ya Fink’i toparla sonra takımı; ya da ayır ikisini.
Yeni bir Alman veya Belçikalı hoca hazırsa getir, bitir işi! Gidişat berbat.
Para senin olabilir ama ARMA BU ŞEHRİN!
Hani o meşhur söz var ya: "Ya sev ya terk et!"
Son sözün nedir bu memleketin taraftarına, net söyle!
Kaçamak sözler, taraftara gider yapan laflar kimseye bir şey kazandırmaz.
Acil çözüm şart: Ya Fink’le ya Fink’siz!
Trabzonspor maçına kendin de inanmadığın için gelmediğini fısıldayanlar var.
Bir sonraki maçta yalnız adamı ve takımla oynarsın...
Demedi deme!
Mutlu ve (sağ)-lıcakla kalın