'BEN' DEMEKTEN 'BİZ'İ UNUTANLAR SAMSUNSPOR NEREYE KOŞUYOR? - Erol ŞEKER
Erol ŞEKER

'BEN' DEMEKTEN 'BİZ'İ UNUTANLAR SAMSUNSPOR NEREYE KOŞUYOR?

Erol ŞEKER

Haber Expres TV ekranlarında her salı akşamı yayınlanan "Kuzeyin Kralı Expresspor" programında haftalardır bas bas bağırıyoruz.

Samsunspor’un gidişatındaki tehlikeleri, yönetimsel hataları ve yerel medyaya karşı takınılan haksız tutumu bir bir masaya yatırdık.

Gelinen noktada, zamanın bizi ve yaptığımız uyarıları nasıl haklı çıkardığına üzülerek şahitlik ediyoruz.
Başkan Yüksel Yıldırım’ın ulusal medyaya ve televizyon yorumcularına en ufak methiyelerinde dahi teşekkür yağdırırken;
Kar, kış, çamur demeden Samsunspor’un peşinden koşan yerel medyayı yok sayması artık basit bir iletişim hatası değil, derin bir kopuşun göstergesidir.

Düne kadar methiyeler dizen isimlerden eski futbolcu ve yorumcu Sinan Engin’in "Ver parayı Başkan Yıldırım, ver ver..." diyerek geçen yılki kadro iskeletinin bozulduğunu yüzüne vurması,

Samsun yerel basınının ve taraftarının aylardır haykırdığı hakikatlerin tescili olmuştur.
Bu sözleri yerel medya demiş olsaydı neler olurdu düşünün?
Samsunspor taraftarı bugün tribünlerde tek bir soruyu yüksek sesle soruyor: 
Ortadaki tablo gerçekten planlı bir "yenileme çalışması" mı,
Yoksa futbolcu satıp para kazanma hırsının takımı sürüklediği bir uçurum mu?
Saha içine bakıldığında durum daha da vahim.

Başkan’ın istemeden de olsa agresif tavırları kulübün geneline yansırken; 
Teknik Direktör Fink’in takım üzerinde otorite kuramaması, antrenman ve yükleme süreçlerindeki hatalarla sakatlıkların çığ gibi büyümesi ve son iki maçta sahaya yansıyan "umursamaz" görüntü, oyuncu grubunun da hocayla yola devam etmek istemediğini açıkça gösteriyor.
Kendi sahasında ve seyircisi önünde Arca Çorumspor’dan alınan 5 farklı ağır yenilgi, aslında bardakları taşıran son damladır.

Erzurum maçı öncesinde beliren bu tablo karşısında, Fink ile yolların ayrılmaması takımı daha da dağıtacaktır algısının ilerlemesine neden olmuştur.

Çözüm ortadadır:
Takımın bünyesine uymayan bu yapı yerine, disiplinli yeni bir Alman ekolü getirilmeli;
Bu sağlanamıyorsa mesela rüştünü ispatlamış Markus Gisdol ile yeniden yola devam edilmelidir.
Kulüp bünyesinde Fuat Çapa ve Mustafa Aztopal’ın yeniden aktif rol almasıyla birlikte huzursuzluğun ve başarısızlığın arttığını savunan taraftarlar, çareyi tribünlerden çekilmekte buluyor.

Birileri tribünlerin boşalmasını bilet fiyatlarına bağlama kolaycılığına kaçabilir.

Ancak bu durum gerçeği yansıtmamaktadır.

Mesela son oynanan Amedspor maçında bilet fiyatları çok daha yüksek olmasına rağmen tribünlerin hınca hınç dolduğu hafızalarımızda tazeliğini koruyor.
Demek ki mesele bilet fiyatı değil; mesele sergilenen agresif tutum, yönetimsel tercihler ve şehre karşı takınılan tavırdır!

Taraftar, Atatürk’lü armayı her şeyin üstünde tutsa da, şehri ve taraftarı yok sayan bu anlayışa tribünleri boşaltarak tepki vermektedir.
Evet, bugünkü Samsunspor hukuki olarak bir şirket kulübü olabilir.

Ancak o göğüsteki Atatürk’lü arma bu şehrin öz malıdır, tarihidir, ruhudur.

Yarın takımı satıp gitseniz de, adını değiştirseniz de o arma bu şehirde kalacaktır.

Tribünlerle ve yerel medyayla kavga ederek, taraftarı yalnızlaştırarak bir yere varılamaz.
Çıkar yol tektir: 
Başkan Yüksel Yıldırım'ın acilen kendisini ve yönetimini toparlaması, inatlaşmayı bir kenara bırakıp bu şehirle, taraftarla ve yerel medyayla barışmasıdır.
Destek bir yere kadar sürer. 
Ancak sürekli "Ben, ben, ben..." denilen yerde mutlak yalnızlık kaçınılmazdır. Başkanın bu tehlikeli gidişatı bir an önce görmesi dileğiyle... Bekleyip göreceğiz.
Başkan inadına devam mı edecek, yoksa taraftar ve yerel medya takımı yalnızlaştırmaya devam mı edecek?

Mutlu (sağ)-lıcakla kalın…

Yazarın Diğer Yazıları