Özel'in - Erol ŞEKER
Erol ŞEKER

Özel'in

Erol ŞEKER

Gazetecilik bazen sadece olanı biteni aktarmak değil, geçmişin tecrübesiyle geleceği okuyabilmektir. 

Hayatın ve siyasetin harmanından süzülen gerçekleri önceden görebilenler, rüzgarın ne yönden eseceğini de bilirler. 

Bugün Türk siyasetinin geldiği noktada, sokaktaki vatandaşın dilinde tek bir gerçek var:

Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi dehası ve hamle kabiliyeti karşısında muhalefetin içine düştüğü derin basiretsizlik.


Gelinen noktada piyasada ne eski CHP kaldı, ne Kemal Kılıçdaroğlu ne de Özgür Özel… 

Hatta bir dönem parlatılan Ekrem İmamoğlu bile siyaseten tükenmişlik sendromunda. 

Hani o meşhur dizelerde der ya: “Tükendi nakd-i ömrüm, bir tek sermayem kaldı bir ah!”

İşte tam olarak bugün CHP’nin ve Özgür Özel’in içine düştüğü durum budur.


Hatırlarsınız, CHP üç yıl önce büyük bir yol ayrımına girdi. Siyasetin hukuku, hukukun siyaseti nasıl şekillendirdiğini tartışacak değilim. 

Ancak eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın o dönemki meşhur tespiti bugün daha bir anlam kazanıyor: 

“Mutlak butlan kararı verileceğine, CHP kapatılsaydı hem siyasete hem de CHP’ye daha az zarar verirdi.”


Her ne kadar emekli olmadan önce ki tavırları ile emeklilikten sonra ki söylemleri birbirini tutamasa da Kılıç’ın söylemi ne kadar haklı bir serzeniş…

Bugün bakıyoruz; o "mutlak butlan" kararı ile siyaset sahnesine güya geri dönen bir Kemal Kılıçdaroğlu var. 

Fakat net olan bir şey var ki, önümüzdeki ilk seçimde "Bay Kemal" ve ekibiyle yürünecek bir CHP’nin sıfır çekmeye hazırlandığı gün gibi ortadadır. 

13 seçim kaybetmiş, toplumun her kesiminin tepkisini çekmiş bir figürle siyasi başarı hayal etmek, ölü gözünden yaş beklemekle eşdeğerdir.


Özgür Özel, bahsi geçen kararın akabinde bir ivme yakalamış gibi göründü. Sokaktaki algı şuydu: 

AK Parti’nin halktan uzaklaşan, sırça köşklerde zenginleşen bazı kadrolarından bıkan seçmen, yerelde tepki oylarını Özgür Özel’e yöneltti. 

Ancak Özgür Özel’in önünde çok büyük, çok "özel" bir sorun var: Ekrem İmamoğlu.


İmamoğlu, Özel’in siyasi geleceğinin önündeki en büyük ayak bağı, adeta bir prangadır. 

Mahkemelerce hukuken ve siyaseten tamamen aklanıp paklanmadığı sürece, İmamoğlu ismi muhalefeti aşağı çekmeye devam edecektir.


Eğer Özgür Özel, önümüzdeki süreçte iddia edildiği gibi yeni bir partiyle yola çıkacaksa, mutlaka İmamoğlu ezberini ve ona tutunma politikasını terk etmek zorundadır. 

Aksi takdirde kuracağı X bir parti de, ittifak yapacağı başka bir oluşum da sandıkta hüsrana uğramaya mahkumdur.


Özgür Özel’in yapması gereken hamle son derece nettir. Halkın beklentisi de bu yöndedir. 

Çıkıp açıkça demelidir ki: "Ekrem İmamoğlu aklanıp gelene kadar elbette davasının takipçisiyiz. Lakin biz, ülkenin geleceği için yepyeni bir yola, yeni bir Cumhuriyetçi ve Hürriyetçi partiyle çıkıyoruz. Yeni Cumhurbaşkanı adayımız da, duruşumuz da artık tamamen farklıdır."


Bu radikal (‘radikal’ bu sözü çok sevmesem de) kopuşu gerçekleştiremeyen bir Özgür Özel’in de, Kılıçdaroğlu vesayetindeki bir CHP’nin de seçim kazanma şansı yoktur. 

Şayet AK Parti bu süreçte kendi içindeki öze dönüşü muhalefetten önce tamamlar ve kendini yenilerse, CHP’nin tarihin tozlu sayfalarına gömülmesini kimse engelleyemez.

Ezcümle; Lafın Özü

Özgür Özel, gerçekten "özel" ve bağımsız bir lider olmak istiyorsa; kafasını, söylemlerini ve kadrosunu tamamen yenilemeli, halkın gerçek taleplerine dönmelidir. 

İmamoğlu bagajını arkasında bırakmalı ve arkasına alacağı yepyeni, heyecan dolu yüz binlerle yeni bir cumhurbaşkanı adayı etrafında kenetlenmelidir.

Bu devrimsel adımlar atılmadığı takdirde, yaşanan süreç sadece Cumhur İttifakı’nı daha da güçlendirecektir. 

Ve Türkiye, yeni yüzyılına CHP ve sol tandanslı statükocu siyasetten kurtulmuş, yeni anayasasıyla pekiştirilmiş iki kutuplu yeni bir dönemle merhaba diyecektir. 

Gerisi artık takdir-i ilahidir.


Biline...


Mutlu ve (sağ)-lıcakla kalın…

 

Yazarın Diğer Yazıları