BIKTIM! - Erol ŞEKER
Erol ŞEKER

BIKTIM!

Erol ŞEKER

Evet, gerçekten bıktım…

Yıllardır her fırsatta söylerim: Siyasetin içinde doğdum, siyasetin içinde büyüdüm. Ama siyaseti asla sevmedim. 

Gelgelelim, içinde büyüdüğümüzden dolayı bir türlü dışında kalamadık; kendimizi bildik bileli içine balıklama dalanlardanız.

Bana seyirci değil, analist diyebilir; canı isteyense komplo teorisyeni de diyebilir. Ama bugüne kadar ne dediysek çıktığı gerçeğini değiştiremez kimse.

Madem öyle, şimdi durun ve beni iyi dinleyin. Ha bu da şımardığım anlamına gelmez. Gerçekler acıdır ya o misal…

Bugüne kadar birilerinin adamı olmadık ki bizi dinlesinler! 

Birilerinin yardakçısı, emir kulu olmadık ki sözlerimizi alıp yukarılara, Ankara’nın dehlizlerine taşısınlar. Ama ne dediysek çıkınca, öngörülerimiz tescillenince yenilenler bize karşı öfke ve kin nöbetleri başlattı. Yenenler ise, güç sarhoşluğuyla ilk bizi dışarıda bırakmaya yeltendi.

Her neyse…

Son günlerde yine siyaseten çok sıkıldım, bunaldım. Hatta açık açık söylüyorum: BIKTIM!

Neden mi? Ağzını açan dedikodu üretiyor: 
“Hüseyin Dündar AK Parti’ye geçecek mi?”, “Milletvekili olur mu?”, “Halit Doğan yeniden Büyükşehir’e mi aday olur, yoksa o da mı vekilliğe oynar?”, “Başkanları başarılı buluyor musun, yukarılar ikisine nasıl bakıyor?”

Ne bileyim kardeşim, DİYEMEM!

Arkada öyle işler dönüyor, öyle dolaplar çevriliyor ki tam bir akıl tutulması resmen! "Yenilen pehlivan güreşe doymazmış" misali, seçim kaybedenler sırf bir yerlerden yeniden koltuğa tutunabilmek için, kendilerini sandıkta ezen isimleri karalama ve yıpratma işinde adeta zirve yapıyorlar.

Mesela; Çarşamba’da yenilenler ve onların arkasındaki çıkar destekçileri, Hüseyin Dündar AK Parti’ye geçmesin diye resmen yırtınıyorlar, her köşede ayrı bir tezgah kuruyorlarmış diye duyuyorum.

Hüseyin Dündar ile yıllarca fikren mücadele etmiş, onu en sert eleştirmiş isimlerden biri benim.  
Ama ‘yiğidi öldür hakkını yeme…’

“Bu adamın düşmanlığı da merttir, dostluğu da merttir.”
Gerçi dostu olanlar genelde hep yıpranan ve üzülen isimler arasında yer alıyor, o da ayrı bir hikaye…
Neyse biz konumuza dönelim, Hüseyin Dündar AK Parti’ye geçer mi?

Yahu niye geçmesin? 
Bu adam 3 dönem, tam 15 yıl boyunca AK Parti çatısı altında bu şehirde adeta mucizeler oluşturdu. Tek hatası geçmiş dönemlerde altyapıya zamanında çok eğilmemesiydi; o eksikliği de rahmetli Mustafa Demir ve Halit Başkan başlattı, şimdi de toz içinde de kalınsa da devam ediyor. 

Peki, Çarşamba’da eksik yok mu? ÇOOOK… Türkiye’nin eksiği bitmemiş, Çarşamba’nın mı bitecek? Net konuşalım: Hüseyin Dündar’a AK Parti güç katar, Hüseyin Dündar da AK Parti’ye güç katar. Ama bu asla ve asla demek değildir ki Dündar, AK Partililerden veya AK Parti’den büyüktür.

Dündar haddini, sınırını çok iyi bilen bir adamdır. 
Ama gelin görün ki, Çarşamba geneline ve Samsun’daki o siyasi ayak oyunlarına bakınca dönen dolaplar, fısıldanan dedikodular inanılır, yenilir yutulur cinsten değil!

Yahu açın gözünüzü!  Hüseyin Dündar 2024 yerel seçimlerinde AK Parti’nin kurumsal kimliğine ya da davasına ders vermedi! 
O, sözde gerçek "AK Partiliyim" maskesi takıp içeriden kuyu kazan düşmanlara, yalancılara, tezgah kurup sadece kendi çıkarına göre tezgah çalıştıran o riyakârlara ders verdi! 

Hem de öyle bir ders verdi ki, emin olun hayatları boyunca unutamazlar, unutamıyorlar.

Şimdi sağda solda duyuyorum; "Dündar AK Parti’ye geçmeden de hizmet yapar" diyorlar. Yapar yapmasına da, tam istenen güçte olmaz. Hizmetin şahlanması için iktidar gücü şarttır. 

Ama iktidarın kuyruğuna yapışmış o menfaat keneleri yüzünden bu asil duruşa ne çamurlar atılıyor ne deniyor biliyor musunuz?  "Bu adam kendisini AK Parti’den üstün mü görüyor?" Kim bunu diyorsa, açık ve net söylüyorum, aklıyla zoru var demektir!

Reis’in olduğu yerde, 23 yıldır Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı iktidardan indiremeyen muhalefet bir yanda dururken; içerideki bazı bilinçli bir şekilde asalaklar Dündar’ı yemek, onu AK Parti’den uzak tutmak için her türlü iftirayı mübah görüyor.

Bakın size çok taze ve çok güzel bir örnek vereyim. Dündar’ın kendisini AK Parti’den büyük mü gördüğünü, yoksa hala o eski aidiyetin özlemini mi çektiğini şu olayda anlatayım görün:

Hafta sonu Çarşamba'da Rahvan At Yarışları yapıldı. Orada Geleneksel Spor Dalları Federasyonu Başkan Yardımcısı kürsüden ne dedi? "Bazı kişiler vardır oturduğu koltuk, makama güç verir, bazıları da vardır koltuktan güç alır. Bu koltuğa, Çarşamba’ya hizmet eden ve her kesimi kucaklayan başkana teşekkür ediyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle de Sayın Bilal Erdoğan Başkanımızın da selamlarını getirdik, bu güzel çalışmalar için teşekkür ediyoruz."

Peki, Belediye Başkanı Hüseyin Dündar ne cevap verdi? "Millet Bahçesini daha da genişleterek halkımız için daha güzel ve kullanışlı hale getireceğiz" dedi. 
Yahu, bir belediye başkanı duruşunu göstermek için daha ne desin, daha nasıl bir mesaj versin? At yarışları alanında gün boyu bunlar konuşuldu durdu. Gözünüze daha nasıl sokması lazım insanların bazı şeyleri. 

Amaaa yooook! 

Birileri oturdukları koltukları, makamları ve haksız güçlerini daha da sağlamlaştırmak için asıl olanı, yani memlekete hizmeti tamamen kenara itmiş durumda. Sırf kendi şahsi çıkarlarına hizmet edecek, her dediklerine "eyvallah" diyecek, halka değil de arkalarındaki gizli güç odaklarına tapacak isimleri ilçe başkanı veya belediye başkanı yapmak için kendilerini resmen yırtıyorlar.

Şimdi buradan Ankara’ya, AK Parti’nin Genel Merkezine sesleniyorum: Eğer AK Parti Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş gerçekten Reis’ini seviyorsa, gerçekten onun kutlu yolunda lekesiz yürümek istiyorsa; Çarşamba ilçe başkanını belirlerken bu dengeleri gözetmek ve Hüseyin Dündar’ı en kısa sürede, en doğru formülle partiye geri kazandırmanın çözümünü bulmak zorundadır.

Aksi mi olur?

Söyleyeyim: Hüseyin Dündar belki AK Parti’den büyük değildir, yarın bir gün asaletinden dolayı susar, köşesine çekilir; lakin o "AK Partiliyiz" diye ortalıkta gezen sahtekarlar ve riyakarlar yüzünden, Çarşamba’dan sonra Samsun’u, Samsun’dan sonra da Türkiye’deki birçok il ve ilçeyi kaybedersiniz! NET.

Herkes aklını başına toplasın ve lideri Recep Tayyip Erdoğan’a artık doğruları söylesin! 
Arkadan iş çevirmeyi bırakıp, doğru işlere imza atsın. Çünkü ne bir daha başka bir Çarşamba var, ne başka bir Samsun, ne de başka bir Türkiye!

Ekrana çıkınca "Reis’e güveniyorum, davaya sadığım" deyip, alttan ve arkadan her türlü pisliği, her türlü ayak oyununu çevirenlerin maskesi artık düşmelidir.

YETMEZ Mİ ARTIK BU RİYAKARLIKLAR? 
Burada birileri yine çok laf söyleyecek olsa da son olarak; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş’e selam olsun. Onun temiz geçmişine, adaletine ve bu vizyonla en dürüst, en doğru işlere imza atacağına gerçek partililerin inancı sonsuzdur. Ankara bu feryadı duymalı, yereldeki keneleri temizleyip hakkı teslim etmelidir.

Mutlu ve (sağ)- lıcakla kalın...

Yazarın Diğer Yazıları