Bugün 3 Ağustos, Dünya Karpuz Günü. Hoş bir vesile aslında, durup şu güzelim coğrafyanın bize sunduğu zenginlikleri hatırlamak için. Ülkemiz tam bir meyve cenneti, kabul etmek lazım. Dört bir yanından renk renk, lezzet lezzet meyveler fışkırıyor toprağın. Ama yaz deyince, o sıcak günlerin tam ortasına kurulunca bir başka oluyor karpuzun yeri.
Yazın kavurucu sıcaklarında ferahlamanın en kestirme yolu sanki. Buz gibi bir dilim karpuz kadar serinleten, içi ferahlatan az şey var şu hayatta. Sadece bir meyve de değil üstelik; sofraların neşesi, sohbanın bahanesi. Kimi zaman akşamüstü balkonda peynirin yanına eşlik eder, kimi zaman deniz dönüşü yorgunluk alır.
Toprağımızın bereketi başka gerçekten. Diyarbakır'ın o devasa karpuzlarından tutun da Adana’nın ilk hasat edilen kokulu ürünlerine kadar, her köşesinde ayrı bir emek var. Samsun'un Bafra ve Çarşamba ovalarından, güneşin tadını emmiş o kırmızı dilimler, yaz ayının tam kalbinde duruyor işte.
Öyle süslü laflara, büyük övgülere hiç gerek yok. Karpuz dediğin yazın mührüdür bu topraklarda. Sade, gösterişsiz ama bir o kadar da vazgeçilmez. İyi ki var, iyi ki yetişiyor bu topraklarda.