Parti değiştirmek seçmenin oyuna ihanet değil midir? - Zafer Can Karahan
Zafer Can Karahan

Parti değiştirmek seçmenin oyuna ihanet değil midir?

Zafer Can Karahan

Türk siyasetinde son yıllarda dikkat çeken bir tablo var. 

Seçildikleri partilerden ayrılan ve başka partilere geçen belediye başkanları…

Bunun son örneği ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay oldu.

Tugay, 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin adayı olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. 18 Haziran 2026’da CHP’den istifa ederek görevini bağımsız sürdürdü. Aradan geçen sürecin ardından ise AK Parti çöp yığınları ile dolu bir video paylaşarak 6 Ekim günü Tugay’ın AK Parti’ye geçeceğini duyurdu. 

Ve beklenen oldu 7 Ekim’de AK Parti’ye geçerek Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından rozeti takıldı.

Şimdi burada asıl sorulması gereken soru şu:

Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak kimin oyuyla seçildi?

Elbette sandıkta oy pusulasında adayın ismi de vardı. Ancak o adayın arkasında bir parti vardı. O partinin teşkilatı, yıllardır oluşmuş seçmen tabanı ve siyasi kimliği vardı.

Bugün ise aynı seçmen iradesiyle seçilmiş bir belediye başkanı, seçimden sonra başka bir siyasi partiye geçmiş durumda.

Peki bu durum siyasetin neresinde duruyor?

Bence asıl tartışılması gereken nokta tam da burası.

Çünkü mesele yalnızca Cemil Tugay’ın hangi partiye geçtiği değil. Mesele, seçmenin verdiği oyun siyasi anlamının seçimden sonra değişip değişemeyeceği.

Daha da önemlisi, bir siyasetçi seçildiği partiden ayrıldığında kendisine şu soruyu sormalı:

“Ben bu göreve kendi oyumla mı geldim, yoksa partimin desteğiyle mi?”

Cemil Tugay örneğinde bu soru daha da anlamlı hale geliyor.

Çünkü bugün İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunda AK Parti üyesi bir isim oturuyor. Ancak AK Parti, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini sandıkta kazanarak bu koltuğa gelmiş değil. Tugay’ın parti değiştirmesiyle başkanlık makamı AK Parti’ye geçmiş oldu. İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'ndeki siyasi dağılım ise hâlâ farklı.

İşte burada demokrasi açısından önemli bir tartışma ortaya çıkıyor.

Seçim günü verilen oy, seçilen kişinin şahsi oyu mudur, yoksa o kişinin temsil ettiği siyasi partinin de oyu mudur?

Çünkü seçmen yalnızca bir kişiye değil, bir siyasi çizgiye de oy verir.

Bugün Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesiyle birlikte başka bir soru daha ortaya çıkıyor:

CHP’nin desteği olmasaydı, Cemil Tugay 2024’te İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olabilir miydi?

Bu sorunun cevabını elbette kendisi verecektir.

Sonuç olarak mesele Cemil Tugay özelinde başlayıp bütün siyasete uzanıyor.

Siyasetçi mi partiyi taşır, parti mi siyasetçiyi taşır?

Bunun cevabını en iyi sandık verir.

Ama seçimden sonra yaşanan parti değişiklikleri, seçmenin verdiği oyun anlamı konusunda ciddi bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.

Cemil Tugay’ın siyasi yolculuğunu elbette tarih yazacak.

Fakat o tarihin bir yerinde şu soru mutlaka olacak:

“Tugay AK Parti’ye geçtiğinde İzmir mi parti değiştirdi, yoksa yalnızca İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı mı?”

Cevabı ise yine kamuoyunun ve sandığın vicdanına bırakıyorum.

Yazarın Diğer Yazıları