Sabah uyanıp pencereyi açtığımızda, günün koşturmacası henüz başlamışken çoğu zaman fark etmesekte ayaklarımızın altında akıp giden bir dünya, nefes aldığımız bu sürece de yaptığımız basit gibi görülen ama aslında mucizevi bir eylem var. O da yürümek…
Bugün Dünya Yürüyüş Günü.
Bugün şöyle bir düşünün; en son ne zaman yavaş ve sakin adımlarla, sadece adımlarınızın sesini dinleyerek yürüdünüz ki?
İnsanlar artık sanki hayatı hızlandırmaya yemin etmiş gibi Her yere arabayla yetişelim, asansörle çıkalım, bir an önce varalım istiyoruz.
Vardığımız yerde ne buluyoruz peki?
Oysa yürümek, doğanın bize sunduğu en eski, en yalın terapi.
Biraz yavaşlamak, kendi iç sesimize kulak vermek, harika bir iştir bence…
Ne spor salonlarına, ne de karmaşık formüllere ihtiyacımız var.
Tek ihtiyacımız olan, rahat bir ayakkabı….
Yürürken zihnimiz çözülür, adım atmaya başladıktan sonra dertler, derin kaygılar biraz daha hafifler; nefesiniz düzene girer.
Beden hareket ettikçe ruh da esnemeye başlar.
Bu sebeple kendinize her zaman bu iyiliği yapın.
Sokakların kokusunu içine çekin, ağaçların gölgesinden geçin, rüzgarla muhatap olun…
Unutmayın; hayat dediğimiz şey, aslında bir hedefe varmak değil, o yolda attığımız adımların toplamıdır….