Erol ŞEKER

Erol ŞEKER

Yazı İşleri Müdürü
Yazarın Tüm Yazıları >

Eskiden insana göre elbise dikilirdi, şimdi elbiseye göre insan...

A+A-

İnsanların yönetimine talip olanlar bilgili, tecrübeli ve iyi niyetli olmalı, görev de layık olanlara verilmelidir. Çünkü bütün şikâyetlerin nedeni, iyi bir yönetici eksikliğidir. Başlıca problem budur.

Eskiden insana göre elbise dikilirdi. Şimdi elbiseye göre insan. İşe göre adam değil, adama göre iş.

Artık sadece el kaldır- indirici, evet efendimci adam aranıyor.   Anlayacağınız akıllı, yürekli iş yapacak adam aranmıyor, istenmiyor.

Toplumun refahı için yöneticinin sadece iyi niyetli olması yetmez. İyi niyetini fedakârlığı ve emanete ehil olası tamamlamadıkça devlet çarkı iyi ve güzelliklere, refaha dönmez.

Geçmişte ehil kimseler tarafından yönetilmemiş toplumlar hep çöküşe doğru gitmiştir.

***

Fuat paşaya sormuşlar: ¬“Üstad, Ali paşa ile aranızda ne fark vardır?"

Fuat paşa; ¬“Ben ve Ali paşa birer muhallebiciye benzeriz. O nefis muhallebi yapar fakat satmasını bilemez. Bense yapmasını bilmez fakat satmasını iyi bilirim. Çünkü o sokağa çıktı mı korkunç. Bir sesle “muhallebi!” diye bağırdı mı, herkes umacı görmüş gibi kaçar. Fakat ben muhallebilerim var dedim mi kapıdan, pencereden kadın, kız koşar, ne varsa alıp giderler. Malum ya yapmak başkadır, satmak başka…”

Ehliyetsiz kimselerin iş başına gelmesi kıyamet alameti olarak bildirilmiştir.

***

İslam peygamberi: “Din ve dünya işleri, ehliyetsiz adamlara verildi mi kıyameti bekle” buyurmuştur. Bir gün İslam peygamberine biri: ¬“Kıyamet ne zaman?” diye sorar. Peygamber (a.s): -“İş ehline verilmediği zaman.” cevabını verir.

Bu güne kadar çektiğimiz tüm sıkıntılar, acılar hep ehil olmayanların sebep olduğu kıyametler değil midir? Ehliyetli kimseleri başa getirmemenin ızdırabını çekmiyor muyuz?

Ehil olmayan kişiler; Rüşvete, yolsuzluklara, fuhşa, haksızlığa, zulme karşı olmayanlar sosyal yaraları azdırmış, huzursuzluğun sebebi olmuşlardır.

Milletin kaderini tayin edecek, bizim hakkımızda karar verecek insana dikkat etmemişiz. Bu meseleyi her daim seçimden seçime düşünmüşüz. Bize “sen oyunu ver, gerisine karışma” demişler. Biz de nasıldır, ne yapar, nasıl düşünür, nasıl yaşar, dünya görüşü, insan anlayışı nasıldır? Bunların hiç birini düşünmemişiz.

Her dönemde bu ihmalin acısını çekmişiz. Bu güne kadar görülmüştür ki, devlet adamı ehil değilse halkı düşünmemiş hep kendini düşünmüştür. Lüzumsuz, anlamsız işler peşinde koşmuştur. Gösterişten ileri gitmemiştir.

Atalarımızın ifade ettiği gibi: “Bey olmayacak kimse bey olursa her yol kavşağına sopa koyar; şöhrete layık olmayan kimse şöhret bulursa; her dağın sırtına işaret diker.”

***

Bir zamanlar İstanbul da fırın çalıştıran bir vatandaşı her nasılsa bir yere kadı tayin ederler. Fırıncı ben anlamam, bilmem, bu konuda hiç tecrübem yok dediyse de: ¬“Bunda bir şey yok. Şahidin var mı? der şahide göre de karar verirsin.” derler.

Kadı efendi gider. O yer halkı hem hoşgeldine, hem de o yerine bazı özelliklerini, durumunu anlatmak için gelir. Kadı gelene, gidene “Şahidin var mı?” der atar içeriye...

Derken içerdekileri kurtarmak için gelenler olur. Derler ki, bu kadı bizden rüşvet istiyor. Alırlar götürürler.

Kadı aslında rüşvet almayacak kadar temiz bir insandır. Onları da atar içeriye. Adamın derdi işe ehil olmaması, iş bilmemesidir. Her şey birbirine karışmıştır. Adamın başı derde girer.

Bakar ki her olayda Şahidin var mı? sorusu da işe yaramıyor, kararını verir ve sonunda tekrar fırınına döner. Herkes bildiği işi yapmalı kısacası...

Ehil olmayan kişi için en güzel söz bence olsa olsa şu olur:

"İşini bilmeyen kasap, elinde kalır masat..."

Şimdi kısacası günümüzde;

İnsana göre elbise dikilmesi için insan aranıyor...

Mutlu (sağ)-lıcakla kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.