Bu ülkenin gerçek sorunları dağ gibi önümüzde duruyor
Temel Armutçu
Bu ülkenin gerçek sorunları dağ gibi önümüzde duruyor. 86 milyon insanın derdi ortada. Ama biz dönüp neyi konuşuyoruz? İşte asıl mesele burada başlıyor.
Çünkü ortada bir gerçek var: Sürekli oyalanıyoruz.
Bakın, rakamlar hikaye değil, hayatın ta kendisi beyler. Önümüzdeki üç ayda hazinenin 1 trilyon 767 milyar lira iç borç ödemesi var. Bunu ödeyebilmek için yine borç alınıyor: 1 trilyon 848 milyar lira. Yani eski borcu kapatmak için yeniden borca giriliyor.
Haziran ayı daha da net anlatıyor durumu. 686 milyar lira ödeme var. Bunun 554 milyarı iç borç. 181 milyarı sadece faiz. Yani ortada şöyle bir tablo var: Daha kazanmadan, daha üretmeden, ciddi bir bedel ödeniyor.
Bunu anlamak için ekonomist olmaya gerek yok.
Bir esnaf düşün. Dükkanı açık ama kazandığı para borcuna yetmiyor. Her ay yeni borç alıp eskiyi kapatıyor. Üstelik kazandığının önemli kısmı faize gidiyor. Dışarıdan bakınca işler dönüyor gibi… ama aslında içten içe çöküyor.
Bugün ülkenin hali tam olarak bu.
Ama biz bunları konuşmuyoruz.
Konuşmamız gerekenler ortada: Uyuşturucu yayıldıkça yayılıyor, kumar artık sıradan bir şey gibi beşikten mezara herkesin evinde bir virüs gibi. Dolandırıcılık, gasp, cinayet haberleri artık hiç kimseyi şaşırtmıyor. Gençler umutsuz. İntiharlar artıyor. Eğitim deseniz herkes şikayetçi, sağlık sisteminde bir yolunu bulan tedavi olurken, yolunu kaybedenler de ölüyor. Adalete olan güven ise her geçen gün biraz daha azalıyor.
Sınırlarımızda hedefi ülkemiz olan savaşlar var, içeride yine bizi bize düşürecek huzursuzluklar var.
İş ehline verilmiyor.
Liyakat kalmamış.
Torpil, rüşvet meşru.
Gelir adaletsizliği büyüyor. İnsanlar çalışıyor ama geçinemiyor.
Peki ya biz ne konuşuyoruz?
Dün terörist başı apo, bugün sokaklara çekilmeye çalışılan siyasi iç çekişmeler, tartışmalar… Bitmeyen bilmeyen kavgalar… Ekranlarda sabah akşam aynı yüzler, aynı tartışmalar. Dün başka bir gündem, bugün başka bir kriz. Ama hiçbirinin vatandaşın hayatına bir faydası yok.
İktidar başka bir şey anlatıyor, muhalefet başka yerden konuşuyor. Ama ikisinin de konuştuğu şey, milletin yaşadığı sıkıntılarla, hayatlarla örtüşmüyor.
Gerçek şu: Bu millet geçim derdinde.
Ve hiç kimse bunu gerçekten dikkate almıyor.
O yüzden mesele artık sağ-sol meselesi değil. İktidar-muhalefet meselesi de değil. Mesele, kimin gerçekten bu milletin derdiyle dertlendiği meselesidir.
Çünkü insanlar sanal gündemlerle oyalanmak istemiyor, kangrene dönüşmüş sorunlarına çözüm istiyor.
Karnını doyurmak istiyor. Güvende hissetmek istiyor. Adalet istiyor. Kendini geçti çocuğunun, torununun geleceğine umutla bakmak istiyor.
Çok şey istemiyor aslında… Normal, sıradan bir hayat istiyor.
Ama biz hâlâ gerçekleri masaya yatırıp çözüm üretmek yerine, acaba bir seçim dönemini daha nasıl kazasız belasız atlatırız diye rolden role koşuyoruz. Ve senaryolar üretip milleti oyalıyoruz...
Ve en acısı şu arkadaşlar:
Bu oyalanmanın bedelini sen, ben, o değil; hepimiz ödüyoruz.