Siyasetin Değirmeninde Yargı: Millet İradesi Sandıkta Yazılır, Adliyede Değil! - Mustafa Akkuş
Mustafa Akkuş

Siyasetin Değirmeninde Yargı: Millet İradesi Sandıkta Yazılır, Adliyede Değil!

Mustafa Akkuş

Sevgili HABER EXPRES okuyucuları…
Son günlerde Ankara koridorlarından taşan, adliye saraylarının gölgesinde şekillenen siyaset trafiğini hep birlikte izliyoruz. 
Siyaset, en yalın tanımıyla devleti yönetme, halkı müreffeh ve mutlu bir yaşama kavuşturma sanatıdır. 
Bu sanatın güvencesi, demokrasinin yegane bekçisi ise yasama, yürütme ve yargının birbirinin alanına basmadan, bağımsızca çalışmasıdır.
Ancak bugünlerde yaşananlar, hafızası olan herkese ister istemez 2000 öncesinin o karanlık, vesayetçi günlerini hatırlatıyor.
Bu toprakların insanı, cumhuriyetine ve demokrasisine canı pahasına sahip çıkan bir millettir.

60 darbesinde, 12 Eylül karanlığında ve en son 15 Temmuz hain FETÖ işgal girişiminde bu necip millet, göğsünü siper ederek "milli irade" demiştir.
Tarih, siyaseti yargı yoluyla dizayn etmeye çalışanların hüsranıyla doludur.

Geçmişte Milli Selamet, Refah ve Fazilet partileri kapatıldı. Sonuç ne oldu? O hareketin içinden çıkan, zamanında "Muhtar bile olamaz" denilen Recep Tayyip Erdoğan, milletin iradesiyle önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı oldu ve 24 yıldır bu ülkeyi yönetiyor.
Demek ki neymiş?

Millet, kendi seçtiği iradenin adliye koridorlarında hırpalanmasına müsaade etmez; emanetini sadece sandıkta geri alır.
Bayram vesilesiyle köy köy, mahalle mahalle Samsun’u gezdim. Nereye gitsem, kahvehanelerden ev oturmalarına kadar tek bir konu konuşuluyor:

Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve Genel Başkan Özgür Özel’e yönelik hamleler.
Samsun meydanlarında aldığım izlenim çok nettir ve siyasi partilerin genel merkezlerine ders niteliğindedir.

Alanda sadece CHP’liler değil; AK Partili, MHP’li, İYİ Partili vatandaşlar da bu yaşananları kabul etmiyor. Siyasetin yargı eliyle dizayn edilmesini yanlış buluyorlar.
Samsunlu vatandaşların ortak sesine bakacak olursak:"Nasıl 25 yıl önce Sayın Cumhurbaşkanımıza yapılan haksızlığın karşısında, demokrasinin yanında durduysak; bugün de aynı duruşu sergileriz. Hak yemeyiz, haksızlığa sessiz kalmayız."
Vatandaş açıkça söylüyor: 
Eğer bir suç varsa, suçun şahsiliği ilkesi esastır. Suçu olan hesabını millete ve hukuka verir, cezasını çeker. Ancak bir partiyi toptan cezalandırmaya çalışmak, demokrasiyi yok saymaktır.

Siyasetçi siyasetçiyi, parti partiyi korumak zorundadır; çünkü partiler bizim milli egemenliğimizin kaleleridir.
Bu arada bugün ekranlarda "CHP bölünsün, parçalansın" senaryoları yazanlar halkın nabzından bihaberdir.

CHP köklü bir çınardır; bölünmekle yok olmaz. Ama halkın reflekslerini doğru okumak gerekir.

Eğer siyasetin önü hukuki barikatlarla kesilirse, bu millet her zaman yaptığı gibi yeni bir yol bulur.
Gittiğim yerlerde halktan şu iddialı cümleleri duydum: 
"Eğer Özgür Özel’in siyaset yapması engellenirse ve o yarın dört eğilimi, toplumun tüm kesimlerini kucaklayan yeni bir hareket başlatırsa, bu millet ona iktidar yolunu açar."
Bu olur mu olmaz mı zaman gösterir ama halktaki karşılığının kesin olduğu aşikar.
Türkiye; iktidarıyla, muhalefetiyle, çok partili sistemiyle güçlüdür. Çok partili yaşam biçimimiz bizim hava gibi, su gibi vazgeçilmezimizdir.
Buradan açıkça vurgulamak gerekir: Yargının siyasi hesaplaşmalara alet edilmesi, adalete olan güveni kökünden sarsar.

Hakimler cübbelerini siyasi rüzgarlara göre iliklememeli, savcılar siyasetin rotasına göre yelken açmamalıdır.
Siyasetçiler birbirinin varlığına ve iradesine saygı duymalı, hep bir ağızdan "milli irade" demelidir.

Ancak o zaman bu ülkeye güzel hizmetler gelir. Allah bu aziz millete barış, kardeşlik ve adaletin tam anlamıyla tecelli ettiği mutlu bir gelecek yaşamayı nasip etsin.
 

Yazarın Diğer Yazıları