Türkiye, bir kez daha büyük bir maçın ardından yabancı hoca eleştirilerine devam ediyor. Dünya Kupası yolunda alınan 2-0’lık mağlubiyetin ardından eleştirilerin odağında doğal olarak teknik direktör Vincenzo Montella var.
Montella’nın tercihleri tartışılmaya açık. Arda Güler gibi yaratıcı bir oyuncuyu milli takımda, hazırlık maçları hariç, neredeyse hiç; Real Madrid’de ise yalnızca 1-2 kez oynadığı ve etkisinin azaldığı sağ açıkta kullanması, Barış Alper’i ileri çıkan beke değil de savunmada duran beke baskı yapacak şekilde görevlendirmesi, Kerem’i 195’lik stoperlerin arasına atılan ortalara boğması gibi çok sayıda hatalı tercihle maça başladı.
Hata herkes yapar ama teknik direktörü teknik direktör yapan şey, hatalarından ders çıkarmasıdır. İlk 45 dakika hiçbir şey üretememesine rağmen oyunda değişiklik yapmayıp, baskı şemasını değiştirmeyip, oyuna kanat çıkarıp kanat sokarak hatalarından ders çıkarmak yerine onların üzerine gitmeye devam etti.
Daha da önemlisi, yabancı teknik direktörlerle ilgili yıllardır değişmeyen bir döngü var. Sonuçlar iyi geldiğinde herkes memnun, işler kötü gittiğinde ise eleştiriler çığ gibi büyüyor. Çünkü yabancı teknik direktörler, iyiyken çok iyi; işler kötüyken ise en kötü adam olurlar. Ülke dinamiklerini bilmemesi, futbolcularla iletişimindeki eksiklikler de çabası.
Peki, elimizde alternatif yok mu?
İsmail Kartal, Aykut Kocaman ve Fatih Tekke gibi Türk futbolunu yakından tanıyan, yıllardır bu ligin içinde olan ve bu ülkenin futboluna adını kazıyan teknik adamlar varken neden sürekli dışarıda çözüm aranıyor?
Bu isimlerin kusursuz olduğunu söylemek mümkün değil. Ancak en azından Türk futbolunun gerçeklerini biliyorlar. Oyuncuların karakterlerini, taraftarın beklentilerini ve milli takım formasının ağırlığını daha yakından hissedebiliyorlar.
Bugün yaşanan mağlubiyet sadece bir skor değildir. Aynı zamanda yıllardır süren yabancı teknik direktör anlayışının yeniden sorgulanması için bir fırsattır. Montella değil, Klopp bile olsa en küçük hatasında günah keçisi yabancı hoca seçilir. Ki bence Avustralya maçı tamamen Montella’ya yazar.
Türk futbolunun en büyük sorunu bazen doğru insanı bulamamak değil, kendi insanına yeterince güvenmemektir.