Özgür Özel'den grup toplantısında parti içi süreçlere dair açıklamalar
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM'deki haftalık grup toplantısında katılarak parti içi gelişmeler ve güncel konulara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM'deki grup toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasına "Bugün olduğu gibi milletin dediği olacak" sözleriyle başlayan Özel, genel merkezin kurultay sürecini geciktirmek için hukuki bahanelerin arkasına sığındığını belirterek mevcut yönetimi sert bir dille eleştirdi. Seçilmiş kurulların görevden alınarak yerlerine atama yapılmasını "demokrasi ayıbı" olarak nitelendiren Özel, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na da tarihi bir çağrıda bulundu. Özgür Özel'in grup toplantısındaki konuşmasının tamamı şu şekildedir: "Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet kökleri, gövdesi, dallarıyla dimdik ayaktayız. Büyük sıkıntılar içindeyiz. Ama herkes bilsin ki bugün olduğu gibi milletin dediği olur, milletin dediği olacak. Değerli grubumuzu, önceki dönem milletvekillerimizi, Sayın Bakanımızı, Genel Sekreterimizi, belediye başkanlarımızı, ilçe başkanlarımızı, değerli konuklarımızı ayrı ayrı selamlıyorum. Bizleri televizyonlarından izleyenlere, radyolarından dinleyenlere Cumhuriyet Halk Partisi’nin gönülden selamlarını yolluyorum. Hepiniz hoş geldiniz, iyi ki varsınız. Partimizi, democracies ve ülkemizin geleceğini hedef alan bütün saldırılara rağmen bugün yine milletimizle, sizlerle birlikte milletimizin Meclisindeyiz. Zor zamanlardan geçiyoruz. Ama baskıya, zorbalığa ve karanlığa teslim olmuyoruz. Hepberaber adım adım bu karanlığın, bu karanlık tünelin ucundaki ışığa, umuda yürümeye devam ediyoruz. Tabii grup konuşmamda parti içi meseleler ki konunun parti içi bir mesele olmadığını, konunun bugünkü saray rejimi ile milletin seçme ve seçilme hakkı arasında olduğunu, Tayyip Erdoğan’ı değiştirmek isteyen millet ile buna direnenler arasında olduğunu, milletin değişim umudunun karşısında duranlarla milletin kendi iradesi arasında olduğunu hep söyledim. Merak edilen çok konu var. Bunlara detaylı girmeyeceğim. Ama önemli bir hafta, önemli gelişmeler oldu. Hepsine değinirken geçen haftadan bugüne yaşadığımız bir gelişmeyi ve o konuda ne noktada olduğumuzu ifade edeyim." "Geçen hafta 74 il başkanımız, 81 ilden gelen delege imzalarımızı o illerin delegeleri ile birlikte, il başkanlarımızın olmadığı 7 ilin delegeleri ile birlikte Cumhuriyet Halk Partimizin şu an butlan yönetiminde olan Genel Merkezine götürdüler. Büyük bir özenle, büyük bir titizlikle görevlerini yerine getirdiler. Orada çok önemli ve çok tarihi, çok güçlü de bir açıklama yaptılar. 1004 delegemizin iradelerini teslim eden ıslak imzaları götürdüler. ‘İstanbul’u düşelim, şunu düşelim bunu düşelim.’ 833 resmiyet kazandığını söyledikleri imza teslim edildi. O günden itibaren de kurultayı bekliyoruz. Tabii, ‘Bir tedbir kararı var. Bu kurultayı yapamayız, normalini yaparız, biraz inceleriz, sonra söyleriz.’ Bu tip kamuoyunun hiç tahammül edemediği, partililerimizin hiç tahammül edemediği… Delege mi? Delege. İmza mı? İmza. Onu alıp gereğini yapıp, İlçe Seçim Kurulu’na bildirmek görev. Ondan sonrasını İlçe Seçim Kurulu söyleyecek. Ama bununla ilgili bir sürü zorluk çıkarmak, esas niyetin, Hani, ‘Kurultayı yapabilecek olsak hemen yaparız’ sözü gerçek olsa, samimi olsa, derhal bunun yapılması, kurultayı yapmayan, yaptırmayan bir irade varsa ona karşı hep bir ve bütün mücadele verilmesi gerekirken bir takım bahanelerle, engellemelerle, ‘Efendim sorduk, kurultay yapamıyoruz’ gibi yaklaşımlarla karşı karşıyayız." "Şimdi buradan kendilerine teslim ettiğimiz imzalarla birlikte koca bir dosya teslim ettik. O dosyada Türkiye’de kamu hukuku ve seçim hukuku alanında önde gelen 34 profesör ve doçentin ki aralarında Profesör Dr. Fahri Bakırcı, Metin Günday, Murat Sevinç, Fazıl Saylam, Güçlü Akyürek, İbrahim Kaboğlu, Korkut Kanadoğlu, Necmi Yüzbaşıoğlu, Sevtap Yokuş Veznedaroğlu, Siber İnceoğlu, Sultan Uzeltürk, Süheyl Batum, Şule Özsoy Boyunsuz ve Tolga Şirin‘in de bulunduğu, yayınlandıktan sonra da bu alandaki pek çok akademisyenin ‘Biz de aynı görüşleri paylaşıyoruz’ dediği bir metin yayınlandı. Bu metinde tedbir kararının kurultay yapmaya engel olmadığı, aksine hızlı bir kurultayı gerektirdiği söylendi. Bunun üzerine özel hukuk alanında çalışan ve bu kanun yapılırken ‘Medeni Usul Hukuku’ndaki bu tedbir, Medeni Kanun’un usulle ilgili kısımlarında konmuş, tarif edilmiş bir uygulama. Bu kanun yapılırken Meclis’e gelip bu kanunun yapımına katkı veren hocalarımız Hakan Pekcanıtez ve Muhammet Özekez bu konuda hakemli bir dergiye yayın yolladılar. Ayrıca resmi bir mütalaa verdiler. Onu da genel merkeze yolladık. Diyorlar ki bu kanunu yapanlar, oraya ‘tedbir’ lafını yazanlar, Medeni Kanun’a bunu yazanlar ki oraya gidiyor bu kanun… ‘Tedbir kurultaya engel değildir. Aksine sonuç doğuracak bir tedbir kararı uygulandı, uygulanmamalı. Derhal kurultay yapılmalıdır’ diyorlar. Şimdi Türkiye’de aksini savunan tek bir hukukçu yok. Çıkıp da ‘Hayır, bu böyle olmaz’ diyen, sözüne güvenilir, bu konuda çalışmış, uluslararası ya da akademide Türkiye’de kabul görmüş bir hoca yok bunu söyleyen. Ama maalesef burada buna rağmen imzaları elde tutup, İlçe Seçim Kurulu’na yollayıp da ‘Bakalım İlçe Seçim Kurulu ne diyor? Yüksek Seçim Kurulu ne diyor?’ Buna bile mani olmaya çalışan bir tutum var. Bu tutumu dikkatle, sabırla, ibretle takip ediyoruz. Ancak Türkiye’ye sandığı getirmiş partinin yaptığı son dört kurultayda seçilmiş, mazbatasını almış Genel Başkanı’nın altı yıl önceki bir seçime girip aradaki dört seçimin sonucunu saymayarak partiyi bir atamayla yönetmeye çalışmanın izah edilebilir hiçbir tarafı yok." "Şunu söylemem lazım. 1004 delege imza vermiş, ‘Kurultay yapılsın’ diye. Bu delegeler bizim Sayın Kılıçdaroğlu ile yarıştığımız ve benim ilk turunu 682-664 önde tamamladığım, ikinci turda da kazandım kurultay. Bakın çok basit bir hesap. O basit hesabı siz vicdanlarınızda yaptınız hemen. Onu alkışlıyorsunuz. Çok basit hesap, o gün Kemal Bey’e oy vermiş arkadaşlardan yaklaşık 520’si şu anda ‘Kurultay yapılsın’ diye imza vermiş durumdalar. Biz bu arkadaşları 6 Nisan günü çağırdık, 19 Mart darbesinden sonra. Laf, söz ediyorlardı, ‘Kurultay iptal olacak’ falan. ‘Gelin, bir daha oy kullanın’ dedik. O gün 1171’i geçerli oyların tamamını vererek iradelerini ortaya koydular. O gün Kemal Bey salonda oturuyordu. Bu konuda son sözüm; o kurultayın kapanışında delegenin iradesini göstermesi, oraya gelmesi, koşması, o coşkusunu bütün salonla birlikte Kemal Bey ayakta alkışlıyordu. Bugün geldiğimiz noktada o kurultay üstüne yapılan üç kurultay ve son kurultay mahallelerden başlamış, ilçe ve il seçimleri ile oluşmuş yeni kurultay… Bu kurultayın delegelerinin seçtiği il başkanları görevde. Bu kongrelerin delegelerinin seçtiği il başkanları görevde. Şimdi onlar hedefte. 2023 yılından bahsetmiyoruz, 2025 yılında yepyeni bir kurultay yapıldı ve orada seçilmiş olan il başkanları görevden alınmaya kalkıyor." "Orada seçilmiş olan yönetimler hatta ve hatta en ayıplısı bizim Kadın Kolları il ve ilçe başkanlarımızı sadece kadın üyeler seçiyorlar, ayrı bir prosedür ve ayrı bir takvimle. Gençlik Kolları’nı sadece 30 yaş altı üyeler seçiyorlar, ayrı bir prosedür ve ayrı bir takvimle. O seçilmiş Kadın ve Gençlik Kolları’nın başkanlarına erkekler atama yapıyor. ‘Kadınların hepsinin seçtiği değil, bizim seçtiğimiz yönetecek’ diye. 30 yaşın altındaki üyelerin kendi seçtikleri başkanlara tamamı 30 yaşın üstünde bulunan kişilerden oluşmuş bir MYK atama yapıyor, görevden alıyor, görev teklif ediyor bazı gençlere. O yüzden bu ülkeye sandığı getirmiş, demokrasiyi getirmiş, bu ülkeyi yeniden demokrasiye taşımayı vaat eden bir partinin bu ayıptan derhal ama derhal kurutulması lazımdır. Bunu bir tarihi çağrı olarak 2 milyon üyemiz adına, gençlerin umutları adına, bu ülkede yaşayan ve yaşamından memnun olmayan, iktidarı değiştirmek isteyen herkes adına, her yönüyle, hocaların görüşleriyle, delegenin imzasıyla, sokağın öfkesiyle, inancıyla, kararlılığıyla ama bu partinin bir evladı olarak Kemal Bey’i bugün bu tarihi kararı almaya, ülkeyi ve partiyi bu cenderenin içinde daha fazla tutmamaya davet ediyorum." "‘Zor zamanlardan geçiyoruz’ dedim. Karanlığa teslim olmuyoruz. Hep beraber adım adım yürüyoruz. Bir ışığa, bir umuda doğru yürüyoruz. Bugün o ışığı, bu salonda siz değerli büyüklerimin, kardeşlerimin, evlatlarımın gözlerinde görüyorum. Ama umut sadece bu salonda değil hatta artık umut salonlarda değil. Umut sokakta. O ışığı Ankara sokaklarında, Burdur’da, ilçelerde, köylerde gördüm. Sokakta, pazarda, halde, tarlada, kahvede emeklilerin öfkesinde, esnafın sabrında, çiftçinin alın terinde, gençlerin direncinde gördük. Kimse unutmasın ki atanmışlar kendilerini atanlardan talimat alırlar. Ama seçilmişler talimatı, görevi milletten alırlar. Ben bugün bu kürsüye milletten, o milletin köyünden, evinden, sokağından, kahvesinden aldığım yetki ile geldim. Ya bir yol bulacağız, ya bir yol yapacağız. Eninde sonunda iktidara kavuşacağız." Konuşmasına "Bugün olduğu gibi milletin dediği olacak" sözleriyle başlayan Özel, genel merkezin kurultay sürecini geciktirmek için hukuki bahanelerin arkasına sığındığını belirterek mevcut yönetimi sert bir dille eleştirdi. Seçilmiş kurulların görevden alınarak yerlerine atama yapılmasını "demokrasi ayıbı" olarak nitelendiren Özel, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na da tarihi bir çağrıda bulundu. Özgür Özel'in grup toplantısındaki konuşmasının tamamı şu şekildedir: "Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet kökleri, gövdesi, dallarıyla dimdik ayaktayız. Büyük sıkıntılar içindeyiz. Ama herkes bilsin ki bugün olduğu gibi milletin dediği olur, milletin dediği olacak. Değerli grubumuzu, önceki dönem milletvekillerimizi, Sayın Bakanımızı, Genel Sekreterimizi, belediye başkanlarımızı, ilçe başkanlarımızı, değerli konuklarımızı ayrı ayrı selamlıyorum. Bizleri televizyonlarından izleyenlere, radyolarından dinleyenlere Cumhuriyet Halk Partisi’nin gönülden selamlarını yolluyorum. Hepiniz hoş geldiniz, iyi ki varsınız. Partimizi, democracies ve ülkemizin geleceğini hedef alan bütün saldırılara rağmen bugün yine milletimizle, sizlerle birlikte milletimizin Meclisindeyiz. Zor zamanlardan geçiyoruz. Ama baskıya, zorbalığa ve karanlığa teslim olmuyoruz. Hepberaber adım adım bu karanlığın, bu karanlık tünelin ucundaki ışığa, umuda yürümeye devam ediyoruz. Tabii grup konuşmamda parti içi meseleler ki konunun parti içi bir mesele olmadığını, konunun bugünkü saray rejimi ile milletin seçme ve seçilme hakkı arasında olduğunu, Tayyip Erdoğan’ı değiştirmek isteyen millet ile buna direnenler arasında olduğunu, milletin değişim umudunun karşısında duranlarla milletin kendi iradesi arasında olduğunu hep söyledim. Merak edilen çok konu var. Bunlara detaylı girmeyeceğim. Ama önemli bir hafta, önemli gelişmeler oldu. Hepsine değinirken geçen haftadan bugüne yaşadığımız bir gelişmeyi ve o konuda ne noktada olduğumuzu ifade edeyim." "Geçen hafta 74 il başkanımız, 81 ilden gelen delege imzalarımızı o illerin delegeleri ile birlikte, il başkanlarımızın olmadığı 7 ilin delegeleri ile birlikte Cumhuriyet Halk Partimizin şu an butlan yönetiminde olan Genel Merkezine götürdüler. Büyük bir özenle, büyük bir titizlikle görevlerini yerine getirdiler. Orada çok önemli ve çok tarihi, çok güçlü de bir açıklama yaptılar. 1004 delegemizin iradelerini teslim eden ıslak imzaları götürdüler. ‘İstanbul’u düşelim, şunu düşelim bunu düşelim.’ 833 resmiyet kazandığını söyledikleri imza teslim edildi. O günden itibaren de kurultayı bekliyoruz. Tabii, ‘Bir tedbir kararı var. Bu kurultayı yapamayız, normalini yaparız, biraz inceleriz, sonra söyleriz.’ Bu tip kamuoyunun hiç tahammül edemediği, partililerimizin hiç tahammül edemediği… Delege mi? Delege. İmza mı? İmza. Onu alıp gereğini yapıp, İlçe Seçim Kurulu’na bildirmek görev. Ondan sonrasını İlçe Seçim Kurulu söyleyecek. Ama bununla ilgili bir sürü zorluk çıkarmak, esas niyetin, Hani, ‘Kurultayı yapabilecek olsak hemen yaparız’ sözü gerçek olsa, samimi olsa, derhal bunun yapılması, kurultayı yapmayan, yaptırmayan bir irade varsa ona karşı hep bir ve bütün mücadele verilmesi gerekirken bir takım bahanelerle, engellemelerle, ‘Efendim sorduk, kurultay yapamıyoruz’ gibi yaklaşımlarla karşı karşıyayız." "Şimdi buradan kendilerine teslim ettiğimiz imzalarla birlikte koca bir dosya teslim ettik. O dosyada Türkiye’de kamu hukuku ve seçim hukuku alanında önde gelen 34 profesör ve doçentin ki aralarında Profesör Dr. Fahri Bakırcı, Metin Günday, Murat Sevinç, Fazıl Saylam, Güçlü Akyürek, İbrahim Kaboğlu, Korkut Kanadoğlu, Necmi Yüzbaşıoğlu, Sevtap Yokuş Veznedaroğlu, Siber İnceoğlu, Sultan Uzeltürk, Süheyl Batum, Şule Özsoy Boyunsuz ve Tolga Şirin‘in de bulunduğu, yayınlandıktan sonra da bu alandaki pek çok akademisyenin ‘Biz de aynı görüşleri paylaşıyoruz’ dediği bir metin yayınlandı. Bu metinde tedbir kararının kurultay yapmaya engel olmadığı, aksine hızlı bir kurultayı gerektirdiği söylendi. Bunun üzerine özel hukuk alanında çalışan ve bu kanun yapılırken ‘Medeni Usul Hukuku’ndaki bu tedbir, Medeni Kanun’un usulle ilgili kısımlarında konmuş, tarif edilmiş bir uygulama. Bu kanun yapılırken Meclis’e gelip bu kanunun yapımına katkı veren hocalarımız Hakan Pekcanıtez ve Muhammet Özekez bu konuda hakemli bir dergiye yayın yolladılar. Ayrıca resmi bir mütalaa verdiler. Onu da genel merkeze yolladık. Diyorlar ki bu kanunu yapanlar, oraya ‘tedbir’ lafını yazanlar, Medeni Kanun’a bunu yazanlar ki oraya gidiyor bu kanun… ‘Tedbir kurultaya engel değildir. Aksine sonuç doğuracak bir tedbir kararı uygulandı, uygulanmamalı. Derhal kurultay yapılmalıdır’ diyorlar. Şimdi Türkiye’de aksini savunan tek bir hukukçu yok. Çıkıp da ‘Hayır, bu böyle olmaz’ diyen, sözüne güvenilir, bu konuda çalışmış, uluslararası ya da akademide Türkiye’de kabul görmüş bir hoca yok bunu söyleyen. Ama maalesef burada buna rağmen imzaları elde tutup, İlçe Seçim Kurulu’na yollayıp da ‘Bakalım İlçe Seçim Kurulu ne diyor? Yüksek Seçim Kurulu ne diyor?’ Buna bile mani olmaya çalışan bir tutum var. Bu tutumu dikkatle, sabırla, ibretle takip ediyoruz. Ancak Türkiye’ye sandığı getirmiş partinin yaptığı son dört kurultayda seçilmiş, mazbatasını almış Genel Başkanı’nın altı yıl önceki bir seçime girip aradaki dört seçimin sonucunu saymayarak partiyi bir atamayla yönetmeye çalışmanın izah edilebilir hiçbir tarafı yok." "Şunu söylemem lazım. 1004 delege imza vermiş, ‘Kurultay yapılsın’ diye. Bu delegeler bizim Sayın Kılıçdaroğlu ile yarıştığımız ve benim ilk turunu 682-664 önde tamamladığım, ikinci turda da kazandım kurultay. Bakın çok basit bir hesap. O basit hesabı siz vicdanlarınızda yaptınız hemen. Onu alkışlıyorsunuz. Çok basit hesap, o gün Kemal Bey’e oy vermiş arkadaşlardan yaklaşık 520’si şu anda ‘Kurultay yapılsın’ diye imza vermiş durumdalar. Biz bu arkadaşları 6 Nisan günü çağırdık, 19 Mart darbesinden sonra. Laf, söz ediyorlardı, ‘Kurultay iptal olacak’ falan. ‘Gelin, bir daha oy kullanın’ dedik. O gün 1171’i geçerli oyların tamamını vererek iradelerini ortaya koydular. O gün Kemal Bey salonda oturuyordu. Bu konuda son sözüm; o kurultayın kapanışında delegenin iradesini göstermesi, oraya gelmesi, koşması, o coşkusunu bütün salonla birlikte Kemal Bey ayakta alkışlıyordu. Bugün geldiğimiz noktada o kurultay üstüne yapılan üç kurultay ve son kurultay mahallelerden başlamış, ilçe ve il seçimleri ile oluşmuş yeni kurultay… Bu kurultayın delegelerinin seçtiği il başkanları görevde. Bu kongrelerin delegelerinin seçtiği il başkanları görevde. Şimdi onlar hedefte. 2023 yılından bahsetmiyoruz, 2025 yılında yepyeni bir kurultay yapıldı ve orada seçilmiş olan il başkanları görevden alınmaya kalkıyor." "Orada seçilmiş olan yönetimler hatta ve hatta en ayıplısı bizim Kadın Kolları il ve ilçe başkanlarımızı sadece kadın üyeler seçiyorlar, ayrı bir prosedür ve ayrı bir takvimle. Gençlik Kolları’nı sadece 30 yaş altı üyeler seçiyorlar, ayrı bir prosedür ve ayrı bir takvimle. O seçilmiş Kadın ve Gençlik Kolları’nın başkanlarına erkekler atama yapıyor. ‘Kadınların hepsinin seçtiği değil, bizim seçtiğimiz yönetecek’ diye. 30 yaşın altındaki üyelerin kendi seçtikleri başkanlara tamamı 30 yaşın üstünde bulunan kişilerden oluşmuş bir MYK atama yapıyor, görevden alıyor, görev teklif ediyor bazı gençlere. O yüzden bu ülkeye sandığı getirmiş, demokrasiyi getirmiş, bu ülkeyi yeniden demokrasiye taşımayı vaat eden bir partinin bu ayıptan derhal ama derhal kurutulması lazımdır. Bunu bir tarihi çağrı olarak 2 milyon üyemiz adına, gençlerin umutları adına, bu ülkede yaşayan ve yaşamından memnun olmayan, iktidarı değiştirmek isteyen herkes adına, her yönüyle, hocaların görüşleriyle, delegenin imzasıyla, sokağın öfkesiyle, inancıyla, kararlılığıyla ama bu partinin bir evladı olarak Kemal Bey’i bugün bu tarihi kararı almaya, ülkeyi ve partiyi bu cenderenin içinde daha fazla tutmamaya davet ediyorum." "‘Zor zamanlardan geçiyoruz’ dedim. Karanlığa teslim olmuyoruz. Hep beraber adım adım yürüyoruz. Bir ışığa, bir umuda doğru yürüyoruz. Bugün o ışığı, bu salonda siz değerli büyüklerimin, kardeşlerimin, evlatlarımın gözlerinde görüyorum. Ama umut sadece bu salonda değil hatta artık umut salonlarda değil. Umut sokakta. O ışığı Ankara sokaklarında, Burdur’da, ilçelerde, köylerde gördüm. Sokakta, pazarda, halde, tarlada, kahvede emeklilerin öfkesinde, esnafın sabrında, çiftçinin alın terinde, gençlerin direncinde gördük. Kimse unutmasın ki atanmışlar kendilerini atanlardan talimat alırlar. Ama seçilmişler talimatı, görevi milletten alırlar. Ben bugün bu kürsüye milletten, o milletin köyünden, evinden, sokağından, kahvesinden aldığım yetki ile geldim. Ya bir yol bulacağız, ya bir yol yapacağız. Eninde sonunda iktidara kavuşacağız.""Karanlığa teslim olmuyoruz"
"Resmiyet kazanan 833 imza var, kurultayı bekliyoruz"
"Büyük bir dosya teslim ettik"
"O gün Kemal Bey salonda oturuyordu"
"Kemal Bey’e tarihi çağrı"
"Bugün buraya milletten aldığım yetkiyle geldim"
"Karanlığa teslim olmuyoruz"
"Resmiyet kazanan 833 imza var, kurultayı bekliyoruz"
"Büyük bir dosya teslim ettik"
"O gün Kemal Bey salonda oturuyordu"
"Kemal Bey’e tarihi çağrı"
"Bugün buraya milletten aldığım yetkiyle geldim"
Özgür Özel'in grup toplantısındaki öne çıkan başlıklar şu şekildedir:
"Merak edilen çok konu var"
"Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet kökleri, gövdesi, dallarıyla dimdik ayaktayız. Büyük sıkıntılar içindeyiz. Ama herkes bilsin ki bugün olduğu gibi milletin dediği olur, milletin dediği olacak. Değerli grubumuzu, önceki dönem milletvekillerimizi, Sayın Bakanımızı, Genel Sekreterimizi, belediye başkanlarımızı, ilçe başkanlarımızı, değerli konuklarımızı ayrı ayrı selamlıyorum. Bizleri televizyonlarından izleyenlere, radyolarından dinleyenlere Cumhuriyet Halk Partisi’nin gönülden selamlarını yolluyorum. Hepiniz hoş geldiniz, iyi ki varsınız. Partimizi, democracies ve ülkemizin geleceğini hedef alan bütün saldırılara rağmen bugün yine milletimizle, sizlerle birlikte milletimizin Meclisindeyiz. Zor zamanlardan geçiyoruz. Ama baskıya, zorbalığa ve karanlığa teslim olmuyoruz. Hepberaber adım adım bu karanlığın, bu karanlık tünelin ucundaki ışığa, umuda yürümeye devam ediyoruz.
Tabii grup konuşmamda parti içi meseleler ki konunun parti içi bir mesele olmadığını, konunun bugünkü saray rejimi ile milletin seçme ve seçilme hakkı arasında olduğunu, Tayyip Erdoğan’ı değiştirmek isteyen millet ile buna direnenler arasında olduğunu, milletin değişim umudunun karşısında duranlarla milletin kendi iradesi arasında olduğunu hep söyledim. Merak edilen çok konu var. Bunlara detaylı girmeyeceğim. Ama önemli bir hafta, önemli gelişmeler oldu. Hepsine değinirken geçen haftadan bugüne yaşadığımız bir gelişmeyi ve o konuda ne noktada olduğumuzu ifade edeyim."
"Kurultayı bekliyoruz"
"Geçen hafta 74 il başkanımız, 81 ilden gelen delege imzalarımızı o illerin delegeleri ile birlikte, il başkanlarımızın olmadığı 7 ilin delegeleri ile birlikte Cumhuriyet Halk Partimizin şu an butlan yönetiminde olan Genel Merkezine götürdüler. Büyük bir özenle, büyük bir titizlikle görevlerini yerine getirdiler. Orada çok önemli ve çok tarihi, çok güçlü de bir açıklama yaptılar. 1004 delegemizin iradelerini teslim eden ıslak imzaları götürdüler. ‘İstanbul’u düşelim, şunu düşelim bunu düşelim.’ 833 resmiyet kazandığını söyledikleri imza teslim edildi.
O günden itibaren de kurultayı bekliyoruz. Tabii, ‘Bir tedbir kararı var. Bu kurultayı yapamayız, normalini yaparız, biraz inceleriz, sonra söyleriz.’ Bu tip kamuoyunun hiç tahammül edemediği, partililerimizin hiç tahammül edemediği… Delege mi? Delege. İmza mı? İmza. Onu alıp gereğini yapıp, İlçe Seçim Kurulu’na bildirmek görev. Ondan sonrasını İlçe Seçim Kurulu söyleyecek. Ama bununla ilgili bir sürü zorluk çıkarmak, esas niyetin, Hani, ‘Kurultayı yapabilecek olsak hemen yaparız’ sözü gerçek olsa, samimi olsa, derhal bunun yapılması, kurultayı yapmayan, yaptırmayan bir irade varsa ona karşı hep bir ve bütün mücadele verilmesi gerekirken bir takım bahanelerle, engellemelerle, ‘Efendim sorduk, kurultay yapamıyoruz’ gibi yaklaşımlarla karşı karşıyayız."
"Partiyi bir atamayla yönetmeye çalışmanın izah edilebilir hiçbir tarafı yok"
"Şimdi buradan kendilerine teslim ettiğimiz imzalarla birlikte koca bir dosya teslim ettik. O dosyada Türkiye’de kamu hukuku ve seçim hukuku alanında önde gelen 34 profesör ve doçentin ki aralarında Profesör Dr. Fahri Bakırcı, Metin Günday, Murat Sevinç, Fazıl Saylam, Güçlü Akyürek, İbrahim Kaboğlu, Korkut Kanadoğlu, Necmi Yüzbaşıoğlu, Sevtap Yokuş Veznedaroğlu, Siber İnceoğlu, Sultan Uzeltürk, Süheyl Batum, Şule Özsoy Boyunsuz ve Tolga Şirin‘in de bulunduğu, yayınlandıktan sonra da bu alandaki pek çok akademisyenin ‘Biz de aynı görüşleri paylaşıyoruz’ dediği bir metin yayınlandı. Bu metinde tedbir kararının kurultay yapmaya engel olmadığı, aksine hızlı bir kurultayı gerektirdiği söylendi.
Bunun üzerine özel hukuk alanında çalışan ve bu kanun yapılırken ‘Medeni Usul Hukuku’ndaki bu tedbir, Medeni Kanun’un usulle ilgili kısımlarında konmuş, tarif edilmiş bir uygulama. Bu kanun yapılırken Meclis’e gelip bu kanunun yapımına katkı veren hocalarımız Hakan Pekcanıtez ve Muhammet Özekez bu konuda hakemli bir dergiye yayın yolladılar. Ayrıca resmi bir mütalaa verdiler. Onu da genel merkeze yolladık. Diyorlar ki bu kanunu yapanlar, oraya ‘tedbir’ lafını yazanlar, Medeni Kanun’a bunu yazanlar ki oraya gidiyor bu kanun… ‘Tedbir kurultaya engel değildir. Aksine sonuç doğuracak bir tedbir kararı uygulandı, uygulanmamalı. Derhal kurultay yapılmalıdır’ diyorlar. Şimdi Türkiye’de aksini savunan tek bir hukukçu yok.
Çıkıp da ‘Hayır, bu böyle olmaz’ diyen, sözüne güvenilir, bu konuda çalışmış, uluslararası ya da akademide Türkiye’de kabul görmüş bir hoca yok bunu söyleyen. Ama maalesef burada buna rağmen imzaları elde tutup, İlçe Seçim Kurulu’na yollayıp da ‘Bakalım İlçe Seçim Kurulu ne diyor? Yüksek Seçim Kurulu ne diyor?’ Buna bile mani olmaya çalışan bir tutum var. Bu tutumu dikkatle, sabırla, ibretle takip ediyoruz. Ancak Türkiye’ye sandığı getirmiş partinin yaptığı son dört kurultayda seçilmiş, mazbatasını almış Genel Başkanı’nın altı yıl önceki bir seçime girip aradaki dört seçimin sonucunu saymayarak partiyi bir atamayla yönetmeye çalışmanın izah edilebilir hiçbir tarafı yok."
"Seçilmiş olan il başkanları görevden alınmaya kalkıyor"
"Şunu söylemem lazım. 1004 delege imza vermiş, ‘Kurultay yapılsın’ diye. Bu delegeler bizim Sayın Kılıçdaroğlu ile yarıştığımız ve benim ilk turunu 682-664 önde tamamladığım, ikinci turda da kazandım kurultay. Bakın çok basit bir hesap. O basit hesabı siz vicdanlarınızda yaptınız hemen. Onu alkışlıyorsunuz. Çok basit hesap, o gün Kemal Bey’e oy vermiş arkadaşlardan yaklaşık 520’si şu anda ‘Kurultay yapılsın’ diye imza vermiş durumdalar.
Biz bu arkadaşları 6 Nisan günü çağırdık, 19 Mart darbesinden sonra. Laf, söz ediyorlardı, ‘Kurultay iptal olacak’ falan. ‘Gelin, bir daha oy kullanın’ dedik. O gün 1171’i geçerli oyların tamamını vererek iradelerini ortaya koydular. O gün Kemal Bey salonda oturuyordu. Bu konuda son sözüm; o kurultayın kapanışında delegenin iradesini göstermesi, oraya gelmesi, koşması, o coşkusunu bütün salonla birlikte Kemal Bey ayakta alkışlıyordu. Bugün geldiğimiz noktada o kurultay üstüne yapılan üç kurultay ve son kurultay mahallelerden başlamış, ilçe ve il seçimleri ile oluşmuş yeni kurultay… Bu kurultayın delegelerinin seçtiği il başkanları görevde. Bu kongrelerin delegelerinin seçtiği il başkanları görevde. Şimdi onlar hedefte. 2023 yılından bahsetmiyoruz, 2025 yılında yepyeni bir kurultay yapıldı ve orada seçilmiş olan il başkanları görevden alınmaya kalkıyor."
"Davet ediyorum"
"Orada seçilmiş olan yönetimler hatta ve hatta en ayıplısı bizim Kadın Kolları il ve ilçe başkanlarımızı sadece kadın üyeler seçiyorlar, ayrı bir prosedür ve ayrı bir takvimle. Gençlik Kolları’nı sadece 30 yaş altı üyeler seçiyorlar, ayrı bir prosedür ve ayrı bir takvimle. O seçilmiş Kadın ve Gençlik Kolları’nın başkanlarına erkekler atama yapıyor. ‘Kadınların hepsinin seçtiği değil, bizim seçtiğimiz yönetecek’ diye. 30 yaşın altındaki üyelerin kendi seçtikleri başkanlara tamamı 30 yaşın üstünde bulunan kişilerden oluşmuş bir MYK atama yapıyor, görevden alıyor, görev teklif ediyor bazı gençlere.
O yüzden bu ülkeye sandığı getirmiş, demokrasiyi getirmiş, bu ülkeyi yeniden demokrasiye taşımayı vaat eden bir partinin bu ayıptan derhal ama derhal kurutulması lazımdır. Bunu bir tarihi çağrı olarak 2 milyon üyemiz adına, gençlerin umutları adına, bu ülkede yaşayan ve yaşamından memnun olmayan, iktidarı değiştirmek isteyen herkes adına, her yönüyle, hocaların görüşleriyle, delegenin imzasıyla, sokağın öfkesiyle, inancıyla, kararlılığıyla ama bu partinin bir evladı olarak Kemal Bey’i bugün bu tarihi kararı almaya, ülkeyi ve partiyi bu cenderenin içinde daha fazla tutmamaya davet ediyorum."
"Kimse unutmasın ki atanmışlar kendilerini atanlardan talimat alırlar"
“‘Zor zamanlardan geçiyoruz’ dedim. Karanlığa teslim olmuyoruz. Hep beraber adım adım yürüyoruz. Bir ışığa, bir umuda doğru yürüyoruz. Bugün o ışığı, bu salonda siz değerli büyüklerimin, kardeşlerimin, evlatlarımın gözlerinde görüyorum. Ama umut sadece bu salonda değil hatta artık umut salonlarda değil. Umut sokakta. O ışığı Ankara sokaklarında, Burdur’da, ilçelerde, köylerde gördüm. Sokakta, pazarda, halde, tarlada, kahvede emeklilerin öfkesinde, esnafın sabrında, çiftçinin alın terinde, gençlerin direncinde gördük. Kimse unutmasın ki atanmışlar kendilerini atanlardan talimat alırlar. Ama seçilmişler talimatı, görevi milletten alırlar. Ben bugün bu kürsüye milletten, o milletin köyünden, evinden, sokağından, kahvesinden aldığım yetki ile geldim.”
"Bu partiyi öyle ya da böyle bir kez daha alacağız, açacağız ve biz bu partiyi hep birlikte iktidar yapacağız. Bunun için yürüyoruz. Partide büyük bir mücadele veriyoruz. Sonuna kadar direneceğiz. Ya bir yol bulacağız, ya bir yol açacağız. Ama eninde sonunda iktidara kavuşacağız. Hep beraber yürümeye var mısınız? Yürüyelim arkadaşlar."
Konuşmasına "Bugün olduğu gibi milletin dediği olacak" sözleriyle başlayan Özel, genel merkezin kurultay sürecini geciktirmek için hukuki bahanelerin arkasına sığındığını belirterek mevcut yönetimi sert bir dille eleştirdi. Seçilmiş kurulların görevden alınarak yerlerine atama yapılmasını "demokrasi ayıbı" olarak nitelendiren Özel, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na da tarihi bir çağrıda bulundu.
Özgür Özel'in grup toplantısındaki konuşmasının tamamı şu şekildedir:
"Karanlığa teslim olmuyoruz"
"Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet kökleri, gövdesi, dallarıyla dimdik ayaktayız. Büyük sıkıntılar içindeyiz. Ama herkes bilsin ki bugün olduğu gibi milletin dediği olur, milletin dediği olacak. Değerli grubumuzu, önceki dönem milletvekillerimizi, Sayın Bakanımızı, Genel Sekreterimizi, belediye başkanlarımızı, ilçe başkanlarımızı, değerli konuklarımızı ayrı ayrı selamlıyorum. Bizleri televizyonlarından izleyenlere, radyolarından dinleyenlere Cumhuriyet Halk Partisi’nin gönülden selamlarını yolluyorum. Hepiniz hoş geldiniz, iyi ki varsınız. Partimizi, democracies ve ülkemizin geleceğini hedef alan bütün saldırılara rağmen bugün yine milletimizle, sizlerle birlikte milletimizin Meclisindeyiz. Zor zamanlardan geçiyoruz. Ama baskıya, zorbalığa ve karanlığa teslim olmuyoruz. Hepberaber adım adım bu karanlığın, bu karanlık tünelin ucundaki ışığa, umuda yürümeye devam ediyoruz.
Tabii grup konuşmamda parti içi meseleler ki konunun parti içi bir mesele olmadığını, konunun bugünkü saray rejimi ile milletin seçme ve seçilme hakkı arasında olduğunu, Tayyip Erdoğan’ı değiştirmek isteyen millet ile buna direnenler arasında olduğunu, milletin değişim umudunun karşısında duranlarla milletin kendi iradesi arasında olduğunu hep söyledim. Merak edilen çok konu var. Bunlara detaylı girmeyeceğim. Ama önemli bir hafta, önemli gelişmeler oldu. Hepsine değinirken geçen haftadan bugüne yaşadığımız bir gelişmeyi ve o konuda ne noktada olduğumuzu ifade edeyim."
"Resmiyet kazanan 833 imza var, kurultayı bekliyoruz"
"Geçen hafta 74 il başkanımız, 81 ilden gelen delege imzalarımızı o illerin delegeleri ile birlikte, il başkanlarımızın olmadığı 7 ilin delegeleri ile birlikte Cumhuriyet Halk Partimizin şu an butlan yönetiminde olan Genel Merkezine götürdüler. Büyük bir özenle, büyük bir titizlikle görevlerini yerine getirdiler. Orada çok önemli ve çok tarihi, çok güçlü de bir açıklama yaptılar. 1004 delegemizin iradelerini teslim eden ıslak imzaları götürdüler. ‘İstanbul’u düşelim, şunu düşelim bunu düşelim.’ 833 resmiyet kazandığını söyledikleri imza teslim edildi.
O günden itibaren de kurultayı bekliyoruz. Tabii, ‘Bir tedbir kararı var. Bu kurultayı yapamayız, normalini yaparız, biraz inceleriz, sonra söyleriz.’ Bu tip kamuoyunun hiç tahammül edemediği, partililerimizin hiç tahammül edemediği… Delege mi? Delege. İmza mı? İmza. Onu alıp gereğini yapıp, İlçe Seçim Kurulu’na bildirmek görev. Ondan sonrasını İlçe Seçim Kurulu söyleyecek. Ama bununla ilgili bir sürü zorluk çıkarmak, esas niyetin, Hani, ‘Kurultayı yapabilecek olsak hemen yaparız’ sözü gerçek olsa, samimi olsa, derhal bunun yapılması, kurultayı yapmayan, yaptırmayan bir irade varsa ona karşı hep bir ve bütün mücadele verilmesi gerekirken bir takım bahanelerle, engellemelerle, ‘Efendim sorduk, kurultay yapamıyoruz’ gibi yaklaşımlarla karşı karşıyayız."
"Büyük bir dosya teslim ettik"
"Şimdi buradan kendilerine teslim ettiğimiz imzalarla birlikte koca bir dosya teslim ettik. O dosyada Türkiye’de kamu hukuku ve seçim hukuku alanında önde gelen 34 profesör ve doçentin ki aralarında Profesör Dr. Fahri Bakırcı, Metin Günday, Murat Sevinç, Fazıl Saylam, Güçlü Akyürek, İbrahim Kaboğlu, Korkut Kanadoğlu, Necmi Yüzbaşıoğlu, Sevtap Yokuş Veznedaroğlu, Siber İnceoğlu, Sultan Uzeltürk, Süheyl Batum, Şule Özsoy Boyunsuz ve Tolga Şirin‘in de bulunduğu, yayınlandıktan sonra da bu alandaki pek çok akademisyenin ‘Biz de aynı görüşleri paylaşıyoruz’ dediği bir metin yayınlandı. Bu metinde tedbir kararının kurultay yapmaya engel olmadığı, aksine hızlı bir kurultayı gerektirdiği söylendi.
Bunun üzerine özel hukuk alanında çalışan ve bu kanun yapılırken ‘Medeni Usul Hukuku’ndaki bu tedbir, Medeni Kanun’un usulle ilgili kısımlarında konmuş, tarif edilmiş bir uygulama. Bu kanun yapılırken Meclis’e gelip bu kanunun yapımına katkı veren hocalarımız Hakan Pekcanıtez ve Muhammet Özekez bu konuda hakemli bir dergiye yayın yolladılar. Ayrıca resmi bir mütalaa verdiler. Onu da genel merkeze yolladık. Diyorlar ki bu kanunu yapanlar, oraya ‘tedbir’ lafını yazanlar, Medeni Kanun’a bunu yazanlar ki oraya gidiyor bu kanun… ‘Tedbir kurultaya engel değildir. Aksine sonuç doğuracak bir tedbir kararı uygulandı, uygulanmamalı. Derhal kurultay yapılmalıdır’ diyorlar. Şimdi Türkiye’de aksini savunan tek bir hukukçu yok.
Çıkıp da ‘Hayır, bu böyle olmaz’ diyen, sözüne güvenilir, bu konuda çalışmış, uluslararası ya da akademide Türkiye’de kabul görmüş bir hoca yok bunu söyleyen. Ama maalesef burada buna rağmen imzaları elde tutup, İlçe Seçim Kurulu’na yollayıp da ‘Bakalım İlçe Seçim Kurulu ne diyor? Yüksek Seçim Kurulu ne diyor?’ Buna bile mani olmaya çalışan bir tutum var. Bu tutumu dikkatle, sabırla, ibretle takip ediyoruz. Ancak Türkiye’ye sandığı getirmiş partinin yaptığı son dört kurultayda seçilmiş, mazbatasını almış Genel Başkanı’nın altı yıl önceki bir seçime girip aradaki dört seçimin sonucunu saymayarak partiyi bir atamayla yönetmeye çalışmanın izah edilebilir hiçbir tarafı yok."
"O gün Kemal Bey salonda oturuyordu"
"Şunu söylemem lazım. 1004 delege imza vermiş, ‘Kurultay yapılsın’ diye. Bu delegeler bizim Sayın Kılıçdaroğlu ile yarıştığımız ve benim ilk turunu 682-664 önde tamamladığım, ikinci turda da kazandım kurultay. Bakın çok basit bir hesap. O basit hesabı siz vicdanlarınızda yaptınız hemen. Onu alkışlıyorsunuz. Çok basit hesap, o gün Kemal Bey’e oy vermiş arkadaşlardan yaklaşık 520’si şu anda ‘Kurultay yapılsın’ diye imza vermiş durumdalar.
Biz bu arkadaşları 6 Nisan günü çağırdık, 19 Mart darbesinden sonra. Laf, söz ediyorlardı, ‘Kurultay iptal olacak’ falan. ‘Gelin, bir daha oy kullanın’ dedik. O gün 1171’i geçerli oyların tamamını vererek iradelerini ortaya koydular. O gün Kemal Bey salonda oturuyordu. Bu konuda son sözüm; o kurultayın kapanışında delegenin iradesini göstermesi, oraya gelmesi, koşması, o coşkusunu bütün salonla birlikte Kemal Bey ayakta alkışlıyordu. Bugün geldiğimiz noktada o kurultay üstüne yapılan üç kurultay ve son kurultay mahallelerden başlamış, ilçe ve il seçimleri ile oluşmuş yeni kurultay… Bu kurultayın delegelerinin seçtiği il başkanları görevde. Bu kongrelerin delegelerinin seçtiği il başkanları görevde. Şimdi onlar hedefte. 2023 yılından bahsetmiyoruz, 2025 yılında yepyeni bir kurultay yapıldı ve orada seçilmiş olan il başkanları görevden alınmaya kalkıyor."
"Kemal Bey’e tarihi çağrı"
"Orada seçilmiş olan yönetimler hatta ve hatta en ayıplısı bizim Kadın Kolları il ve ilçe başkanlarımızı sadece kadın üyeler seçiyorlar, ayrı bir prosedür ve ayrı bir takvimle. Gençlik Kolları’nı sadece 30 yaş altı üyeler seçiyorlar, ayrı bir prosedür ve ayrı bir takvimle. O seçilmiş Kadın ve Gençlik Kolları’nın başkanlarına erkekler atama yapıyor. ‘Kadınların hepsinin seçtiği değil, bizim seçtiğimiz yönetecek’ diye. 30 yaşın altındaki üyelerin kendi seçtikleri başkanlara tamamı 30 yaşın üstünde bulunan kişilerden oluşmuş bir MYK atama yapıyor, görevden alıyor, görev teklif ediyor bazı gençlere.
O yüzden bu ülkeye sandığı getirmiş, demokrasiyi getirmiş, bu ülkeyi yeniden demokrasiye taşımayı vaat eden bir partinin bu ayıptan derhal ama derhal kurutulması lazımdır. Bunu bir tarihi çağrı olarak 2 milyon üyemiz adına, gençlerin umutları adına, bu ülkede yaşayan ve yaşamından memnun olmayan, iktidarı değiştirmek isteyen herkes adına, her yönüyle, hocaların görüşleriyle, delegenin imzasıyla, sokağın öfkesiyle, inancıyla, kararlılığıyla ama bu partinin bir evladı olarak Kemal Bey’i bugün bu tarihi kararı almaya, ülkeyi ve partiyi bu cenderenin içinde daha fazla tutmamaya davet ediyorum."
"Bugün buraya milletten aldığım yetkiyle geldim"
"‘Zor zamanlardan geçiyoruz’ dedim. Karanlığa teslim olmuyoruz. Hep beraber adım adım yürüyoruz. Bir ışığa, bir umuda doğru yürüyoruz. Bugün o ışığı, bu salonda siz değerli büyüklerimin, kardeşlerimin, evlatlarımın gözlerinde görüyorum. Ama umut sadece bu salonda değil hatta artık umut salonlarda değil. Umut sokakta. O ışığı Ankara sokaklarında, Burdur’da, ilçelerde, köylerde gördüm. Sokakta, pazarda, halde, tarlada, kahvede emeklilerin öfkesinde, esnafın sabrında, çiftçinin alın terinde, gençlerin direncinde gördük. Kimse unutmasın ki atanmışlar kendilerini atanlardan talimat alırlar. Ama seçilmişler talimatı, görevi milletten alırlar. Ben bugün bu kürsüye milletten, o milletin köyünden, evinden, sokağından, kahvesinden aldığım yetki ile geldim. Ya bir yol bulacağız, ya bir yol yapacağız. Eninde sonunda iktidara kavuşacağız."
Konuşmasına "Bugün olduğu gibi milletin dediği olacak" sözleriyle başlayan Özel, genel merkezin kurultay sürecini geciktirmek için hukuki bahanelerin arkasına sığındığını belirterek mevcut yönetimi sert bir dille eleştirdi. Seçilmiş kurulların görevden alınarak yerlerine atama yapılmasını "demokrasi ayıbı" olarak nitelendiren Özel, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na da tarihi bir çağrıda bulundu.
Özgür Özel'in grup toplantısındaki konuşmasının tamamı şu şekildedir:
"Karanlığa teslim olmuyoruz"
"Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet kökleri, gövdesi, dallarıyla dimdik ayaktayız. Büyük sıkıntılar içindeyiz. Ama herkes bilsin ki bugün olduğu gibi milletin dediği olur, milletin dediği olacak. Değerli grubumuzu, önceki dönem milletvekillerimizi, Sayın Bakanımızı, Genel Sekreterimizi, belediye başkanlarımızı, ilçe başkanlarımızı, değerli konuklarımızı ayrı ayrı selamlıyorum. Bizleri televizyonlarından izleyenlere, radyolarından dinleyenlere Cumhuriyet Halk Partisi’nin gönülden selamlarını yolluyorum. Hepiniz hoş geldiniz, iyi ki varsınız. Partimizi, democracies ve ülkemizin geleceğini hedef alan bütün saldırılara rağmen bugün yine milletimizle, sizlerle birlikte milletimizin Meclisindeyiz. Zor zamanlardan geçiyoruz. Ama baskıya, zorbalığa ve karanlığa teslim olmuyoruz. Hepberaber adım adım bu karanlığın, bu karanlık tünelin ucundaki ışığa, umuda yürümeye devam ediyoruz.
Tabii grup konuşmamda parti içi meseleler ki konunun parti içi bir mesele olmadığını, konunun bugünkü saray rejimi ile milletin seçme ve seçilme hakkı arasında olduğunu, Tayyip Erdoğan’ı değiştirmek isteyen millet ile buna direnenler arasında olduğunu, milletin değişim umudunun karşısında duranlarla milletin kendi iradesi arasında olduğunu hep söyledim. Merak edilen çok konu var. Bunlara detaylı girmeyeceğim. Ama önemli bir hafta, önemli gelişmeler oldu. Hepsine değinirken geçen haftadan bugüne yaşadığımız bir gelişmeyi ve o konuda ne noktada olduğumuzu ifade edeyim."
"Resmiyet kazanan 833 imza var, kurultayı bekliyoruz"
"Geçen hafta 74 il başkanımız, 81 ilden gelen delege imzalarımızı o illerin delegeleri ile birlikte, il başkanlarımızın olmadığı 7 ilin delegeleri ile birlikte Cumhuriyet Halk Partimizin şu an butlan yönetiminde olan Genel Merkezine götürdüler. Büyük bir özenle, büyük bir titizlikle görevlerini yerine getirdiler. Orada çok önemli ve çok tarihi, çok güçlü de bir açıklama yaptılar. 1004 delegemizin iradelerini teslim eden ıslak imzaları götürdüler. ‘İstanbul’u düşelim, şunu düşelim bunu düşelim.’ 833 resmiyet kazandığını söyledikleri imza teslim edildi.
O günden itibaren de kurultayı bekliyoruz. Tabii, ‘Bir tedbir kararı var. Bu kurultayı yapamayız, normalini yaparız, biraz inceleriz, sonra söyleriz.’ Bu tip kamuoyunun hiç tahammül edemediği, partililerimizin hiç tahammül edemediği… Delege mi? Delege. İmza mı? İmza. Onu alıp gereğini yapıp, İlçe Seçim Kurulu’na bildirmek görev. Ondan sonrasını İlçe Seçim Kurulu söyleyecek. Ama bununla ilgili bir sürü zorluk çıkarmak, esas niyetin, Hani, ‘Kurultayı yapabilecek olsak hemen yaparız’ sözü gerçek olsa, samimi olsa, derhal bunun yapılması, kurultayı yapmayan, yaptırmayan bir irade varsa ona karşı hep bir ve bütün mücadele verilmesi gerekirken bir takım bahanelerle, engellemelerle, ‘Efendim sorduk, kurultay yapamıyoruz’ gibi yaklaşımlarla karşı karşıyayız."
"Büyük bir dosya teslim ettik"
"Şimdi buradan kendilerine teslim ettiğimiz imzalarla birlikte koca bir dosya teslim ettik. O dosyada Türkiye’de kamu hukuku ve seçim hukuku alanında önde gelen 34 profesör ve doçentin ki aralarında Profesör Dr. Fahri Bakırcı, Metin Günday, Murat Sevinç, Fazıl Saylam, Güçlü Akyürek, İbrahim Kaboğlu, Korkut Kanadoğlu, Necmi Yüzbaşıoğlu, Sevtap Yokuş Veznedaroğlu, Siber İnceoğlu, Sultan Uzeltürk, Süheyl Batum, Şule Özsoy Boyunsuz ve Tolga Şirin‘in de bulunduğu, yayınlandıktan sonra da bu alandaki pek çok akademisyenin ‘Biz de aynı görüşleri paylaşıyoruz’ dediği bir metin yayınlandı. Bu metinde tedbir kararının kurultay yapmaya engel olmadığı, aksine hızlı bir kurultayı gerektirdiği söylendi.
Bunun üzerine özel hukuk alanında çalışan ve bu kanun yapılırken ‘Medeni Usul Hukuku’ndaki bu tedbir, Medeni Kanun’un usulle ilgili kısımlarında konmuş, tarif edilmiş bir uygulama. Bu kanun yapılırken Meclis’e gelip bu kanunun yapımına katkı veren hocalarımız Hakan Pekcanıtez ve Muhammet Özekez bu konuda hakemli bir dergiye yayın yolladılar. Ayrıca resmi bir mütalaa verdiler. Onu da genel merkeze yolladık. Diyorlar ki bu kanunu yapanlar, oraya ‘tedbir’ lafını yazanlar, Medeni Kanun’a bunu yazanlar ki oraya gidiyor bu kanun… ‘Tedbir kurultaya engel değildir. Aksine sonuç doğuracak bir tedbir kararı uygulandı, uygulanmamalı. Derhal kurultay yapılmalıdır’ diyorlar. Şimdi Türkiye’de aksini savunan tek bir hukukçu yok.
Çıkıp da ‘Hayır, bu böyle olmaz’ diyen, sözüne güvenilir, bu konuda çalışmış, uluslararası ya da akademide Türkiye’de kabul görmüş bir hoca yok bunu söyleyen. Ama maalesef burada buna rağmen imzaları elde tutup, İlçe Seçim Kurulu’na yollayıp da ‘Bakalım İlçe Seçim Kurulu ne diyor? Yüksek Seçim Kurulu ne diyor?’ Buna bile mani olmaya çalışan bir tutum var. Bu tutumu dikkatle, sabırla, ibretle takip ediyoruz. Ancak Türkiye’ye sandığı getirmiş partinin yaptığı son dört kurultayda seçilmiş, mazbatasını almış Genel Başkanı’nın altı yıl önceki bir seçime girip aradaki dört seçimin sonucunu saymayarak partiyi bir atamayla yönetmeye çalışmanın izah edilebilir hiçbir tarafı yok."
"O gün Kemal Bey salonda oturuyordu"
"Şunu söylemem lazım. 1004 delege imza vermiş, ‘Kurultay yapılsın’ diye. Bu delegeler bizim Sayın Kılıçdaroğlu ile yarıştığımız ve benim ilk turunu 682-664 önde tamamladığım, ikinci turda da kazandım kurultay. Bakın çok basit bir hesap. O basit hesabı siz vicdanlarınızda yaptınız hemen. Onu alkışlıyorsunuz. Çok basit hesap, o gün Kemal Bey’e oy vermiş arkadaşlardan yaklaşık 520’si şu anda ‘Kurultay yapılsın’ diye imza vermiş durumdalar.
Biz bu arkadaşları 6 Nisan günü çağırdık, 19 Mart darbesinden sonra. Laf, söz ediyorlardı, ‘Kurultay iptal olacak’ falan. ‘Gelin, bir daha oy kullanın’ dedik. O gün 1171’i geçerli oyların tamamını vererek iradelerini ortaya koydular. O gün Kemal Bey salonda oturuyordu. Bu konuda son sözüm; o kurultayın kapanışında delegenin iradesini göstermesi, oraya gelmesi, koşması, o coşkusunu bütün salonla birlikte Kemal Bey ayakta alkışlıyordu. Bugün geldiğimiz noktada o kurultay üstüne yapılan üç kurultay ve son kurultay mahallelerden başlamış, ilçe ve il seçimleri ile oluşmuş yeni kurultay… Bu kurultayın delegelerinin seçtiği il başkanları görevde. Bu kongrelerin delegelerinin seçtiği il başkanları görevde. Şimdi onlar hedefte. 2023 yılından bahsetmiyoruz, 2025 yılında yepyeni bir kurultay yapıldı ve orada seçilmiş olan il başkanları görevden alınmaya kalkıyor."
"Kemal Bey’e tarihi çağrı"
"Orada seçilmiş olan yönetimler hatta ve hatta en ayıplısı bizim Kadın Kolları il ve ilçe başkanlarımızı sadece kadın üyeler seçiyorlar, ayrı bir prosedür ve ayrı bir takvimle. Gençlik Kolları’nı sadece 30 yaş altı üyeler seçiyorlar, ayrı bir prosedür ve ayrı bir takvimle. O seçilmiş Kadın ve Gençlik Kolları’nın başkanlarına erkekler atama yapıyor. ‘Kadınların hepsinin seçtiği değil, bizim seçtiğimiz yönetecek’ diye. 30 yaşın altındaki üyelerin kendi seçtikleri başkanlara tamamı 30 yaşın üstünde bulunan kişilerden oluşmuş bir MYK atama yapıyor, görevden alıyor, görev teklif ediyor bazı gençlere.
O yüzden bu ülkeye sandığı getirmiş, demokrasiyi getirmiş, bu ülkeyi yeniden demokrasiye taşımayı vaat eden bir partinin bu ayıptan derhal ama derhal kurutulması lazımdır. Bunu bir tarihi çağrı olarak 2 milyon üyemiz adına, gençlerin umutları adına, bu ülkede yaşayan ve yaşamından memnun olmayan, iktidarı değiştirmek isteyen herkes adına, her yönüyle, hocaların görüşleriyle, delegenin imzasıyla, sokağın öfkesiyle, inancıyla, kararlılığıyla ama bu partinin bir evladı olarak Kemal Bey’i bugün bu tarihi kararı almaya, ülkeyi ve partiyi bu cenderenin içinde daha fazla tutmamaya davet ediyorum."
"Bugün buraya milletten aldığım yetkiyle geldim"
"‘Zor zamanlardan geçiyoruz’ dedim. Karanlığa teslim olmuyoruz. Hep beraber adım adım yürüyoruz. Bir ışığa, bir umuda doğru yürüyoruz. Bugün o ışığı, bu salonda siz değerli büyüklerimin, kardeşlerimin, evlatlarımın gözlerinde görüyorum. Ama umut sadece bu salonda değil hatta artık umut salonlarda değil. Umut sokakta. O ışığı Ankara sokaklarında, Burdur’da, ilçelerde, köylerde gördüm. Sokakta, pazarda, halde, tarlada, kahvede emeklilerin öfkesinde, esnafın sabrında, çiftçinin alın terinde, gençlerin direncinde gördük. Kimse unutmasın ki atanmışlar kendilerini atanlardan talimat alırlar. Ama seçilmişler talimatı, görevi milletten alırlar. Ben bugün bu kürsüye milletten, o milletin köyünden, evinden, sokağından, kahvesinden aldığım yetki ile geldim. Ya bir yol bulacağız, ya bir yol yapacağız. Eninde sonunda iktidara kavuşacağız."
Konuşmasına "Bugün olduğu gibi milletin dediği olacak" sözleriyle başlayan Özel, genel merkezin kurultay sürecini geciktirmek için hukuki bahanelerin arkasına sığındığını belirterek mevcut yönetimi sert bir dille eleştirdi. Seçilmiş kurulların görevden alınarak yerlerine atama yapılmasını "demokrasi ayıbı" olarak nitelendiren Özel, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na da tarihi bir çağrıda bulundu.
Özgür Özel'in grup toplantısındaki konuşmasının tamamı şu şekildedir:
"Karanlığa teslim olmuyoruz"
"Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet kökleri, gövdesi, dallarıyla dimdik ayaktayız. Büyük sıkıntılar içindeyiz. Ama herkes bilsin ki bugün olduğu gibi milletin dediği olur, milletin dediği olacak. Değerli grubumuzu, önceki dönem milletvekillerimizi, Sayın Bakanımızı, Genel Sekreterimizi, belediye başkanlarımızı, ilçe başkanlarımızı, değerli konuklarımızı ayrı ayrı selamlıyorum. Bizleri televizyonlarından izleyenlere, radyolarından dinleyenlere Cumhuriyet Halk Partisi’nin gönülden selamlarını yolluyorum. Hepiniz hoş geldiniz, iyi ki varsınız. Partimizi, democracies ve ülkemizin geleceğini hedef alan bütün saldırılara rağmen bugün yine milletimizle, sizlerle birlikte milletimizin Meclisindeyiz. Zor zamanlardan geçiyoruz. Ama baskıya, zorbalığa ve karanlığa teslim olmuyoruz. Hepberaber adım adım bu karanlığın, bu karanlık tünelin ucundaki ışığa, umuda yürümeye devam ediyoruz.
Tabii grup konuşmamda parti içi meseleler ki konunun parti içi bir mesele olmadığını, konunun bugünkü saray rejimi ile milletin seçme ve seçilme hakkı arasında olduğunu, Tayyip Erdoğan’ı değiştirmek isteyen millet ile buna direnenler arasında olduğunu, milletin değişim umudunun karşısında duranlarla milletin kendi iradesi arasında olduğunu hep söyledim. Merak edilen çok konu var. Bunlara detaylı girmeyeceğim. Ama önemli bir hafta, önemli gelişmeler oldu. Hepsine değinirken geçen haftadan bugüne yaşadığımız bir gelişmeyi ve o konuda ne noktada olduğumuzu ifade edeyim."
"Resmiyet kazanan 833 imza var, kurultayı bekliyoruz"
"Geçen hafta 74 il başkanımız, 81 ilden gelen delege imzalarımızı o illerin delegeleri ile birlikte, il başkanlarımızın olmadığı 7 ilin delegeleri ile birlikte Cumhuriyet Halk Partimizin şu an butlan yönetiminde olan Genel Merkezine götürdüler. Büyük bir özenle, büyük bir titizlikle görevlerini yerine getirdiler. Orada çok önemli ve çok tarihi, çok güçlü de bir açıklama yaptılar. 1004 delegemizin iradelerini teslim eden ıslak imzaları götürdüler. ‘İstanbul’u düşelim, şunu düşelim bunu düşelim.’ 833 resmiyet kazandığını söyledikleri imza teslim edildi.
O günden itibaren de kurultayı bekliyoruz. Tabii, ‘Bir tedbir kararı var. Bu kurultayı yapamayız, normalini yaparız, biraz inceleriz, sonra söyleriz.’ Bu tip kamuoyunun hiç tahammül edemediği, partililerimizin hiç tahammül edemediği… Delege mi? Delege. İmza mı? İmza. Onu alıp gereğini yapıp, İlçe Seçim Kurulu’na bildirmek görev. Ondan sonrasını İlçe Seçim Kurulu söyleyecek. Ama bununla ilgili bir sürü zorluk çıkarmak, esas niyetin, Hani, ‘Kurultayı yapabilecek olsak hemen yaparız’ sözü gerçek olsa, samimi olsa, derhal bunun yapılması, kurultayı yapmayan, yaptırmayan bir irade varsa ona karşı hep bir ve bütün mücadele verilmesi gerekirken bir takım bahanelerle, engellemelerle, ‘Efendim sorduk, kurultay yapamıyoruz’ gibi yaklaşımlarla karşı karşıyayız."
"Büyük bir dosya teslim ettik"
"Şimdi buradan kendilerine teslim ettiğimiz imzalarla birlikte koca bir dosya teslim ettik. O dosyada Türkiye’de kamu hukuku ve seçim hukuku alanında önde gelen 34 profesör ve doçentin ki aralarında Profesör Dr. Fahri Bakırcı, Metin Günday, Murat Sevinç, Fazıl Saylam, Güçlü Akyürek, İbrahim Kaboğlu, Korkut Kanadoğlu, Necmi Yüzbaşıoğlu, Sevtap Yokuş Veznedaroğlu, Siber İnceoğlu, Sultan Uzeltürk, Süheyl Batum, Şule Özsoy Boyunsuz ve Tolga Şirin‘in de bulunduğu, yayınlandıktan sonra da bu alandaki pek çok akademisyenin ‘Biz de aynı görüşleri paylaşıyoruz’ dediği bir metin yayınlandı. Bu metinde tedbir kararının kurultay yapmaya engel olmadığı, aksine hızlı bir kurultayı gerektirdiği söylendi.
Bunun üzerine özel hukuk alanında çalışan ve bu kanun yapılırken ‘Medeni Usul Hukuku’ndaki bu tedbir, Medeni Kanun’un usulle ilgili kısımlarında konmuş, tarif edilmiş bir uygulama. Bu kanun yapılırken Meclis’e gelip bu kanunun yapımına katkı veren hocalarımız Hakan Pekcanıtez ve Muhammet Özekez bu konuda hakemli bir dergiye yayın yolladılar. Ayrıca resmi bir mütalaa verdiler. Onu da genel merkeze yolladık. Diyorlar ki bu kanunu yapanlar, oraya ‘tedbir’ lafını yazanlar, Medeni Kanun’a bunu yazanlar ki oraya gidiyor bu kanun… ‘Tedbir kurultaya engel değildir. Aksine sonuç doğuracak bir tedbir kararı uygulandı, uygulanmamalı. Derhal kurultay yapılmalıdır’ diyorlar. Şimdi Türkiye’de aksini savunan tek bir hukukçu yok.
Çıkıp da ‘Hayır, bu böyle olmaz’ diyen, sözüne güvenilir, bu konuda çalışmış, uluslararası ya da akademide Türkiye’de kabul görmüş bir hoca yok bunu söyleyen. Ama maalesef burada buna rağmen imzaları elde tutup, İlçe Seçim Kurulu’na yollayıp da ‘Bakalım İlçe Seçim Kurulu ne diyor? Yüksek Seçim Kurulu ne diyor?’ Buna bile mani olmaya çalışan bir tutum var. Bu tutumu dikkatle, sabırla, ibretle takip ediyoruz. Ancak Türkiye’ye sandığı getirmiş partinin yaptığı son dört kurultayda seçilmiş, mazbatasını almış Genel Başkanı’nın altı yıl önceki bir seçime girip aradaki dört seçimin sonucunu saymayarak partiyi bir atamayla yönetmeye çalışmanın izah edilebilir hiçbir tarafı yok."
"O gün Kemal Bey salonda oturuyordu"
"Şunu söylemem lazım. 1004 delege imza vermiş, ‘Kurultay yapılsın’ diye. Bu delegeler bizim Sayın Kılıçdaroğlu ile yarıştığımız ve benim ilk turunu 682-664 önde tamamladığım, ikinci turda da kazandım kurultay. Bakın çok basit bir hesap. O basit hesabı siz vicdanlarınızda yaptınız hemen. Onu alkışlıyorsunuz. Çok basit hesap, o gün Kemal Bey’e oy vermiş arkadaşlardan yaklaşık 520’si şu anda ‘Kurultay yapılsın’ diye imza vermiş durumdalar.
Biz bu arkadaşları 6 Nisan günü çağırdık, 19 Mart darbesinden sonra. Laf, söz ediyorlardı, ‘Kurultay iptal olacak’ falan. ‘Gelin, bir daha oy kullanın’ dedik. O gün 1171’i geçerli oyların tamamını vererek iradelerini ortaya koydular. O gün Kemal Bey salonda oturuyordu. Bu konuda son sözüm; o kurultayın kapanışında delegenin iradesini göstermesi, oraya gelmesi, koşması, o coşkusunu bütün salonla birlikte Kemal Bey ayakta alkışlıyordu. Bugün geldiğimiz noktada o kurultay üstüne yapılan üç kurultay ve son kurultay mahallelerden başlamış, ilçe ve il seçimleri ile oluşmuş yeni kurultay… Bu kurultayın delegelerinin seçtiği il başkanları görevde. Bu kongrelerin delegelerinin seçtiği il başkanları görevde. Şimdi onlar hedefte. 2023 yılından bahsetmiyoruz, 2025 yılında yepyeni bir kurultay yapıldı ve orada seçilmiş olan il başkanları görevden alınmaya kalkıyor."
"Kemal Bey’e tarihi çağrı"
"Orada seçilmiş olan yönetimler hatta ve hatta en ayıplısı bizim Kadın Kolları il ve ilçe başkanlarımızı sadece kadın üyeler seçiyorlar, ayrı bir prosedür ve ayrı bir takvimle. Gençlik Kolları’nı sadece 30 yaş altı üyeler seçiyorlar, ayrı bir prosedür ve ayrı bir takvimle. O seçilmiş Kadın ve Gençlik Kolları’nın başkanlarına erkekler atama yapıyor. ‘Kadınların hepsinin seçtiği değil, bizim seçtiğimiz yönetecek’ diye. 30 yaşın altındaki üyelerin kendi seçtikleri başkanlara tamamı 30 yaşın üstünde bulunan kişilerden oluşmuş bir MYK atama yapıyor, görevden alıyor, görev teklif ediyor bazı gençlere.
O yüzden bu ülkeye sandığı getirmiş, demokrasiyi getirmiş, bu ülkeyi yeniden demokrasiye taşımayı vaat eden bir partinin bu ayıptan derhal ama derhal kurutulması lazımdır. Bunu bir tarihi çağrı olarak 2 milyon üyemiz adına, gençlerin umutları adına, bu ülkede yaşayan ve yaşamından memnun olmayan, iktidarı değiştirmek isteyen herkes adına, her yönüyle, hocaların görüşleriyle, delegenin imzasıyla, sokağın öfkesiyle, inancıyla, kararlılığıyla ama bu partinin bir evladı olarak Kemal Bey’i bugün bu tarihi kararı almaya, ülkeyi ve partiyi bu cenderenin içinde daha fazla tutmamaya davet ediyorum."
"Bugün buraya milletten aldığım yetkiyle geldim"
"‘Zor zamanlardan geçiyoruz’ dedim. Karanlığa teslim olmuyoruz. Hep beraber adım adım yürüyoruz. Bir ışığa, bir umuda doğru yürüyoruz. Bugün o ışığı, bu salonda siz değerli büyüklerimin, kardeşlerimin, evlatlarımın gözlerinde görüyorum. Ama umut sadece bu salonda değil hatta artık umut salonlarda değil. Umut sokakta. O ışığı Ankara sokaklarında, Burdur’da, ilçelerde, köylerde gördüm. Sokakta, pazarda, halde, tarlada, kahvede emeklilerin öfkesinde, esnafın sabrında, çiftçinin alın terinde, gençlerin direncinde gördük. Kimse unutmasın ki atanmışlar kendilerini atanlardan talimat alırlar. Ama seçilmişler talimatı, görevi milletten alırlar. Ben bugün bu kürsüye milletten, o milletin köyünden, evinden, sokağından, kahvesinden aldığım yetki ile geldim. Ya bir yol bulacağız, ya bir yol yapacağız. Eninde sonunda iktidara kavuşacağız."
Konuşmasına "Bugün olduğu gibi milletin dediği olacak" sözleriyle başlayan Özel, genel merkezin kurultay sürecini geciktirmek için hukuki bahanelerin arkasına sığındığını belirterek mevcut yönetimi sert bir dille eleştirdi. Seçilmiş kurulların görevden alınarak yerlerine atama yapılmasını "demokrasi ayıbı" olarak nitelendiren Özel, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na da tarihi bir çağrıda bulundu.
Özgür Özel'in grup toplantısındaki konuşmasının tamamı şu şekildedir:
"Karanlığa teslim olmuyoruz"
"Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet kökleri, gövdesi, dallarıyla dimdik ayaktayız. Büyük sıkıntılar içindeyiz. Ama herkes bilsin ki bugün olduğu gibi milletin dediği olur, milletin dediği olacak. Değerli grubumuzu, önceki dönem milletvekillerimizi, Sayın Bakanımızı, Genel Sekreterimizi, belediye başkanlarımızı, ilçe başkanlarımızı, değerli konuklarımızı ayrı ayrı selamlıyorum. Bizleri televizyonlarından izleyenlere, radyolarından dinleyenlere Cumhuriyet Halk Partisi’nin gönülden selamlarını yolluyorum. Hepiniz hoş geldiniz, iyi ki varsınız. Partimizi, democracies ve ülkemizin geleceğini hedef alan bütün saldırılara rağmen bugün yine milletimizle, sizlerle birlikte milletimizin Meclisindeyiz. Zor zamanlardan geçiyoruz. Ama baskıya, zorbalığa ve karanlığa teslim olmuyoruz. Hepberaber adım adım bu karanlığın, bu karanlık tünelin ucundaki ışığa, umuda yürümeye devam ediyoruz.
Tabii grup konuşmamda parti içi meseleler ki konunun parti içi bir mesele olmadığını, konunun bugünkü saray rejimi ile milletin seçme ve seçilme hakkı arasında olduğunu, Tayyip Erdoğan’ı değiştirmek isteyen millet ile buna direnenler arasında olduğunu, milletin değişim umudunun karşısında duranlarla milletin kendi iradesi arasında olduğunu hep söyledim. Merak edilen çok konu var. Bunlara detaylı girmeyeceğim. Ama önemli bir hafta, önemli gelişmeler oldu. Hepsine değinirken geçen haftadan bugüne yaşadığımız bir gelişmeyi ve o konuda ne noktada olduğumuzu ifade edeyim."
"Resmiyet kazanan 833 imza var, kurultayı bekliyoruz"
"Geçen hafta 74 il başkanımız, 81 ilden gelen delege imzalarımızı o illerin delegeleri ile birlikte, il başkanlarımızın olmadığı 7 ilin delegeleri ile birlikte Cumhuriyet Halk Partimizin şu an butlan yönetiminde olan Genel Merkezine götürdüler. Büyük bir özenle, büyük bir titizlikle görevlerini yerine getirdiler. Orada çok önemli ve çok tarihi, çok güçlü de bir açıklama yaptılar. 1004 delegemizin iradelerini teslim eden ıslak imzaları götürdüler. ‘İstanbul’u düşelim, şunu düşelim bunu düşelim.’ 833 resmiyet kazandığını söyledikleri imza teslim edildi.
O günden itibaren de kurultayı bekliyoruz. Tabii, ‘Bir tedbir kararı var. Bu kurultayı yapamayız, normalini yaparız, biraz inceleriz, sonra söyleriz.’ Bu tip kamuoyunun hiç tahammül edemediği, partililerimizin hiç tahammül edemediği… Delege mi? Delege. İmza mı? İmza. Onu alıp gereğini yapıp, İlçe Seçim Kurulu’na bildirmek görev. Ondan sonrasını İlçe Seçim Kurulu söyleyecek. Ama bununla ilgili bir sürü zorluk çıkarmak, esas niyetin, Hani, ‘Kurultayı yapabilecek olsak hemen yaparız’ sözü gerçek olsa, samimi olsa, derhal bunun yapılması, kurultayı yapmayan, yaptırmayan bir irade varsa ona karşı hep bir ve bütün mücadele verilmesi gerekirken bir takım bahanelerle, engellemelerle, ‘Efendim sorduk, kurultay yapamıyoruz’ gibi yaklaşımlarla karşı karşıyayız."
"Büyük bir dosya teslim ettik"
"Şimdi buradan kendilerine teslim ettiğimiz imzalarla birlikte koca bir dosya teslim ettik. O dosyada Türkiye’de kamu hukuku ve seçim hukuku alanında önde gelen 34 profesör ve doçentin ki aralarında Profesör Dr. Fahri Bakırcı, Metin Günday, Murat Sevinç, Fazıl Saylam, Güçlü Akyürek, İbrahim Kaboğlu, Korkut Kanadoğlu, Necmi Yüzbaşıoğlu, Sevtap Yokuş Veznedaroğlu, Siber İnceoğlu, Sultan Uzeltürk, Süheyl Batum, Şule Özsoy Boyunsuz ve Tolga Şirin‘in de bulunduğu, yayınlandıktan sonra da bu alandaki pek çok akademisyenin ‘Biz de aynı görüşleri paylaşıyoruz’ dediği bir metin yayınlandı. Bu metinde tedbir kararının kurultay yapmaya engel olmadığı, aksine hızlı bir kurultayı gerektirdiği söylendi.
Bunun üzerine özel hukuk alanında çalışan ve bu kanun yapılırken ‘Medeni Usul Hukuku’ndaki bu tedbir, Medeni Kanun’un usulle ilgili kısımlarında konmuş, tarif edilmiş bir uygulama. Bu kanun yapılırken Meclis’e gelip bu kanunun yapımına katkı veren hocalarımız Hakan Pekcanıtez ve Muhammet Özekez bu konuda hakemli bir dergiye yayın yolladılar. Ayrıca resmi bir mütalaa verdiler. Onu da genel merkeze yolladık. Diyorlar ki bu kanunu yapanlar, oraya ‘tedbir’ lafını yazanlar, Medeni Kanun’a bunu yazanlar ki oraya gidiyor bu kanun… ‘Tedbir kurultaya engel değildir. Aksine sonuç doğuracak bir tedbir kararı uygulandı, uygulanmamalı. Derhal kurultay yapılmalıdır’ diyorlar. Şimdi Türkiye’de aksini savunan tek bir hukukçu yok.
Çıkıp da ‘Hayır, bu böyle olmaz’ diyen, sözüne güvenilir, bu konuda çalışmış, uluslararası ya da akademide Türkiye’de kabul görmüş bir hoca yok bunu söyleyen. Ama maalesef burada buna rağmen imzaları elde tutup, İlçe Seçim Kurulu’na yollayıp da ‘Bakalım İlçe Seçim Kurulu ne diyor? Yüksek Seçim Kurulu ne diyor?’ Buna bile mani olmaya çalışan bir tutum var. Bu tutumu dikkatle, sabırla, ibretle takip ediyoruz. Ancak Türkiye’ye sandığı getirmiş partinin yaptığı son dört kurultayda seçilmiş, mazbatasını almış Genel Başkanı’nın altı yıl önceki bir seçime girip aradaki dört seçimin sonucunu saymayarak partiyi bir atamayla yönetmeye çalışmanın izah edilebilir hiçbir tarafı yok."
"O gün Kemal Bey salonda oturuyordu"
"Şunu söylemem lazım. 1004 delege imza vermiş, ‘Kurultay yapılsın’ diye. Bu delegeler bizim Sayın Kılıçdaroğlu ile yarıştığımız ve benim ilk turunu 682-664 önde tamamladığım, ikinci turda da kazandım kurultay. Bakın çok basit bir hesap. O basit hesabı siz vicdanlarınızda yaptınız hemen. Onu alkışlıyorsunuz. Çok basit hesap, o gün Kemal Bey’e oy vermiş arkadaşlardan yaklaşık 520’si şu anda ‘Kurultay yapılsın’ diye imza vermiş durumdalar.
Biz bu arkadaşları 6 Nisan günü çağırdık, 19 Mart darbesinden sonra. Laf, söz ediyorlardı, ‘Kurultay iptal olacak’ falan. ‘Gelin, bir daha oy kullanın’ dedik. O gün 1171’i geçerli oyların tamamını vererek iradelerini ortaya koydular. O gün Kemal Bey salonda oturuyordu. Bu konuda son sözüm; o kurultayın kapanışında delegenin iradesini göstermesi, oraya gelmesi, koşması, o coşkusunu bütün salonla birlikte Kemal Bey ayakta alkışlıyordu. Bugün geldiğimiz noktada o kurultay üstüne yapılan üç kurultay ve son kurultay mahallelerden başlamış, ilçe ve il seçimleri ile oluşmuş yeni kurultay… Bu kurultayın delegelerinin seçtiği il başkanları görevde. Bu kongrelerin delegelerinin seçtiği il başkanları görevde. Şimdi onlar hedefte. 2023 yılından bahsetmiyoruz, 2025 yılında yepyeni bir kurultay yapıldı ve orada seçilmiş olan il başkanları görevden alınmaya kalkıyor."
"Kemal Bey’e tarihi çağrı"
"Orada seçilmiş olan yönetimler hatta ve hatta en ayıplısı bizim Kadın Kolları il ve ilçe başkanlarımızı sadece kadın üyeler seçiyorlar, ayrı bir prosedür ve ayrı bir takvimle. Gençlik Kolları’nı sadece 30 yaş altı üyeler seçiyorlar, ayrı bir prosedür ve ayrı bir takvimle. O seçilmiş Kadın ve Gençlik Kolları’nın başkanlarına erkekler atama yapıyor. ‘Kadınların hepsinin seçtiği değil, bizim seçtiğimiz yönetecek’ diye. 30 yaşın altındaki üyelerin kendi seçtikleri başkanlara tamamı 30 yaşın üstünde bulunan kişilerden oluşmuş bir MYK atama yapıyor, görevden alıyor, görev teklif ediyor bazı gençlere.
O yüzden bu ülkeye sandığı getirmiş, demokrasiyi getirmiş, bu ülkeyi yeniden demokrasiye taşımayı vaat eden bir partinin bu ayıptan derhal ama derhal kurutulması lazımdır. Bunu bir tarihi çağrı olarak 2 milyon üyemiz adına, gençlerin umutları adına, bu ülkede yaşayan ve yaşamından memnun olmayan, iktidarı değiştirmek isteyen herkes adına, her yönüyle, hocaların görüşleriyle, delegenin imzasıyla, sokağın öfkesiyle, inancıyla, kararlılığıyla ama bu partinin bir evladı olarak Kemal Bey’i bugün bu tarihi kararı almaya, ülkeyi ve partiyi bu cenderenin içinde daha fazla tutmamaya davet ediyorum."
"Bugün buraya milletten aldığım yetkiyle geldim"
"‘Zor zamanlardan geçiyoruz’ dedim. Karanlığa teslim olmuyoruz. Hep beraber adım adım yürüyoruz. Bir ışığa, bir umuda doğru yürüyoruz. Bugün o ışığı, bu salonda siz değerli büyüklerimin, kardeşlerimin, evlatlarımın gözlerinde görüyorum. Ama umut sadece bu salonda değil hatta artık umut salonlarda değil. Umut sokakta. O ışığı Ankara sokaklarında, Burdur’da, ilçelerde, köylerde gördüm. Sokakta, pazarda, halde, tarlada, kahvede emeklilerin öfkesinde, esnafın sabrında, çiftçinin alın terinde, gençlerin direncinde gördük. Kimse unutmasın ki atanmışlar kendilerini atanlardan talimat alırlar. Ama seçilmişler talimatı, görevi milletten alırlar. Ben bugün bu kürsüye milletten, o milletin köyünden, evinden, sokağından, kahvesinden aldığım yetki ile geldim. Ya bir yol bulacağız, ya bir yol yapacağız. Eninde sonunda iktidara kavuşacağız."