İBRAHİM FETHİ SEL

Süper Kupa Dedikleri

İBRAHİM FETHİ SEL

Galatasaray–Trabzon maçı oynanırken Galatasaray kazanır, Fenerbahçe–Samsun maçı oynanırken ise Fenerbahçe rahat kazanır demiştim.
Süper Kupa finalinde GS–FB oynarken de Osimhen oynarsa Galatasaray’ın bir adım önde olacağını söylemiştim. Oynamayacağı açıklandığında ise Fenerbahçe kazanır demiştik.
Futbol asla sadece futbol değildir.
Nedir peki? İnsan yönetme ve yönlendirme sanatıdır. İnsana istikamet verir, fazla düşünmesini istemez. Güçlü olan da bu işlevini en iyi şekilde yerine getirir.
Buradan varacağımız nokta şudur: Güçlü olan, haklı olmasa da kazanır.
Futbola dönersek; Musaba’yı 6 milyon Euro için elinde tutamayan Samsunspor mu Fenerbahçe ile mücadele edecek?
İtalya’dan, Lazio’dan 30 milyon Euro’ya maça yetiştirilen Guendouzi gerçeği önünüzdeyken bu takımlarla rekabet edebilir misiniz?
Fenerbahçe ve Galatasaray takımlarının ligdeki diğer takımlarla kıyas edilebilir bir yeri olabilir mi? Peki bu gücü onlara veren nedir? Elbette ekonomik güç…
Galatasaray 6–7 yıldır tüm kupaları toplamışken, Fenerbahçe 7 yıl sonra bir kupa aldı diye yerler gökler kalkıyor. Bunun altı da üstü de futbol; bu kadar sene kupa alamamışsın, işin özü budur.
Ülkemizde farklı alanlara çekilmek istense de olayın gerçeği tamamen parasal nedenlere dayanmaktadır. Bu iki takımımızın da Türkiye’nin ekonomik olarak güçlü yapıları tarafından desteklenmesi, bu farkı oluşturmaktadır.
Fenerbahçe iyi oynadı ve haklı bir galibiyet aldı. İşin özü bu kadar.
Birileri buradan hareketle futbolumuzun nasıl ileri gideceğini sorgulamalıdır. Yoksa ekonomik gücü, basın gücü ve sosyal medya desteği elinde olan bu takımlarla rekabet edilebilir değildir.
Boyumuzun ölçüsünü ancak Avrupa’ya çıkınca görebiliyoruz.
Süper Kupa finalini izledik, kazanan Fenerbahçe’yi tebrik ettik, arkadaşlarımızla sohbetli bir 90 dakika geçirdik; hepsi bu.
Maçları vatan-millet meselesi hâline getirmeden, zamanımızın da büyük bir bölümünü buraya hasretmeden; gerçekleri gözden kaçırmadan, sağduyulu bir şekilde izleyelim.
Hissettirildikleri gibi değil, hissettiğimiz gibi izleyelim; kırmayalım, üzmeyelim, küsmeyelim.
Sahada on binler, televizyonlarda milyonlar buraya konsantre olmuşken; yönetenlerin, oyuncuların bu hassasiyeti dikkate alarak konuşmaları ve hareket etmeleri gerekmektedir.
Seyircinin de aklıselim ile maça gelmesi, hoş bir 90 dakika izlemek adına orada bulunması gereklidir.
Sağlıklı ve spor dolu günler diliyorum.
 

Yazarın Diğer Yazıları