Maçla ilgili cuma günü yazdığımız yazımızı, takımımıza olan güvenimizi ifadelendirerek “başarılar çocuklar, şimdiden tebrikler” diyerek bitirmiştik.
Maçı kazanmamızı iki ana nedene bağlayarak yorumlamıştık; birincisi saha, ikincisi seyirci avantajımız.
Bu maçlar derbi maçları gibidir, gününde olan kazanır kanaatindeydik.
Öyle de oldu. Seyircimiz yerini her zamanki gibi almış ve takımını desteklemekteydi. Sahaya da oyuncularımız alışkındı.
Rakip takım çok kısıtlı bir seyirci desteği ile başladı. Devrek’ten gelen misafirler azdı, protokolde olanları da yönetimimiz gayet nezih bir şekilde ağırladı.
Sağ olsun, lig maçlarına gelmeyen onlarca seyircimizi gördüm maçta. Hem de futbol geçmişi olan arkadaşlar.
Bu beni hep üzmüştür. Yönetimde kimin olduğuna bağlı olmaksızın ya da takımın hocası, oyuncusu vs. ile bağlantı kurmadan “bu takım bizim takımımız” diye maça gelmesi gerekenleri lig maçlarında görmeyince hep üzülürüm, bunu da ifade ederim.
Yönetimi, takımımızı, oyuncularımızı ben de eleştiriyorum ama elimden geldiğince 15 günde bir 2 saatimi en azından şehrimin takımını izlemeye ayırıyorum. Olması gerekenin de bu olduğunu düşünüyorum.
Bu takımın başarısı hepimizi mutlu etmeli, kişilere bağlı olmaksızın. Başarısızlığı da yine bizi üzmeli ve “nerede kalmıştık” diyerek başlama iradesini ortaya koymalıyız diye düşünmekteyim.
Maça gelirsek; Devrek takımı ayağa pas yapan ve bu esnada gol noktalarına ulaşan bir takım profili çizmişti sahamızda bizi yendiği 2-0’lık maçta.
Yine benzer bir oyunla sahadaydılar. Bize gelince; kalede Ömürcan, defansta Hüseyin, Çağatay, Recai, Furkan, orta sahada Sefa, Batuhan, Yağız, Berat, Hakkı, santrfor olarak da Yakup 11’i ile başladık maça.
Denk geçen maçta 29. dakikada Berat Eyüpoğlu ile bulduğumuz gole, uzatmalarda Çağatay’ın ters vuruşunda kendi kalemize attığı golle soyunma odasına 1-1 beraberlikle gittik.
Bu maçlar böyledir, küçük hatalarla goller oluşur.
İlk yarı ve ikinci yarı denk geçen maçta mücadele olarak biz, pas olarak Devrek daha iyiydi.
O yüzden de maç 90 dakikada bitmedi, uzatmalara gitti.
Oyuna sonradan giren Berat Vardal ile ikinci uzatmanın bitmesine 4 dakika kala golü bulduk, yoksa maç penaltılara gidiyordu.
Maçtan aklımda kalan, takımımızın iyi mücadele etmesi oldu. Bunun sonucunda da yakaladığımız pozisyonları gole çevirmesini bildik ve çarşamba günü sahada ağırlayacağımız Sorgun takımını beklemeye başladık.
Takımımızı mücadelesi dolayısıyla tebrik ediyorum. Şöyle oldu, böyle oldu demenin çok anlamı yok. Takımımız ilk play-off’u geçti ve yoluna devam etmekte, önemli olan da bu.
Maçın bitimine az bir süre kala rakip oyuncu ile yaşanan bir faul dolayısıyla gerginlik oluştu. Kenarda duran oyuncularımızın sahaya girişi vardı ki çok garibime gitti.
Oyundan çıkan kimi oyuncularımız, oyun içindeyken kenardan müdahale ettikleri gibi performans göstermemişlerdi oysa.
Her zaman belirttiğim gibi hiçbir oyuncumuzun gereksiz kart görme lüksü yok. Anlıyorum, maçın atmosferi yüksek ama bizim hedefe ulaşmak için oynayacağımız 3 maçımız daha var. Her oyuncumuz kıymetli.
Kimsenin gereksiz yere kart görme lüksü yok. Bizim oyuncularımız 18 yaşında değil ki; çoğu kemale ermiş insanlar ve bu hususa mutlaka dikkat etmeliler.
Bir başka konu, maçın sadece 90 dakika değil 120 dakika olduğu ve dahi penaltıların da olduğu gerçeği.
O yüzden herkes dikkat edecek. Bunu bilir, bunu söylerim.
Yarın devam ederiz. Sağlıklı ve spor dolu günler diliyorum.