• Haberler
  • Röportaj
  • Sözün ve Gönlün Deminde: Çetin Tiktaş ile Kalbe Dokunan Bir Söyleşi

Sözün ve Gönlün Deminde: Çetin Tiktaş ile Kalbe Dokunan Bir Söyleşi

Efendim, bu röportajımızda İstanbul'a uzanıyoruz. Şiir, kimileri için kâğıda dökülen iki satırlık bir teselli, kimileri için bir yaşam biçimi, kimileri içinse duyguların en derin nehridir. Sokaktaki sıradan bir adamın gözünden hayatı süzüp kelimelere döken, kalemini erik ağacının gölgesinde yalnızlıkla ve ilhamla bileyen bir şair düşünün...

Ardahan’ın Gölbelen köyünden İstanbul’un kalabalığına uzanan hayat yolculuğunda hecenin izini süren, Wattpad’in dijital koridorlarından kalplerin en ücra köşelerine seslenen bir kalemle baş başayız. Erik ağacının serinliğinde gece yarısı kurulan cümlelerden bir babanın hastane odasında fısıldadığı o derin acıya, eleştirilere göğüs geren bir mücadelenin kararlılığından dürüstlüğü bir yaşam felsefesi kılan saf bir Anadolu insanının duruşuna kadar her şeyiyle samimi bir sohbet sizleri bekliyor.

Gönül mutfağında pişen şiirleri, hayatın içinden süzülen gözlemleri ve yarım asırlık bir duyuşun hikâyesini dinlemeye hazır mısınız?

Sözün ve Gönlün Deminde: Çetin Tiktaş ile Kalbe Dokunan Bir Söyleşi

Remzi ÖZKAN: Röportajımıza hoş geldiniz, değerli hocam. Hayranlarınızın yoğunlukla merak ettikleri konular üzerinden size sorular soracağım. Ancak öncelikle kısaca kendinizi tanıtmanızı rica edeceğim.

Çetin TİKTAŞ: Hoş buldum kıymetli hocam, teşekkür ederim. Siz de hoş geldiniz. Tabii ki, sayın hocam.

Ben Ardahanlıyım, İstanbul’da oturuyorum. 1974 yılında Ardahan’ın Çıldır ilçesine bağlı Gölbelen köyünde doğdum. İlkokul mezunuyum. Bir kızım var. Otuz yıldır şiirle uğraşıyorum. 2010 yılından beri de şiirlerimi zaman zaman sosyal medyada paylaşıyorum. Bazı gruplarda şiirlerim okundu, bazı şiirlerimin demosu yapıldı. İki şiir kitabım var, bir de romanım çıkıyor. Üç yıl siyasetle uğraştım.

Emekliyim. Yeni bir şiir kitabı ve iki roman çalışmam var. Hazırlıklarını bitirdim. Allah nasip ederse 2027-2028 yıllarında yayımlayacağım.

Sözün ve Gönlün Deminde: Çetin Tiktaş ile Kalbe Dokunan Bir Söyleşi

Remzi ÖZKAN: Sizi şiir yazmaya iten ilk kıvılcımı hatırlıyor musunuz? Bugün dönüp baktığınızda, ilk yazdıklarınızla bugünkü yazdıklarınız arasında nasıl bir yolculuk görüyorsunuz?

Çetin TİKTAŞ: Sayın üstadım, ilkokulda okurken kitaplarda Atatürk’le ve Karacaoğlan’la ilgili şiirler vardı. Hocalarımız da haftada bir gün bu şiirleri okuturdu. Karacaoğlan’ın şiirleri beni çok etkilerdi, okumak hoşuma giderdi. Şiire ilk hevesim böyle başladı.
İlk şiirimi askerde yazdım. Annemle ilgiliydi. Tabii, kara düzen, doğaçlama bir şiirdi. Heceyle şiir yazmayı öğrenince şiirin demosunu yaptırdım: “Anam Anam Can Anam.”

Şiir, hayallerin yolculuğudur.

Remzi ÖZKAN: Gece yarısı ansızın ilhamla birlikte gelen o mısralarla boğuşanlardan mısınız, yoksa masaya oturup demli bir çay eşliğinde sabırla kelimeleri arayanlardan mısınız? Sizin için şiirin mutfağı nasıl bir yer?

Çetin TİKTAŞ: Sayın hocam, bence her şairin gönül mutfağı farklıdır. Gönlünde işlediği ve biriktirdiği duygular vardır; bir de Allah’ın vergisi... Gönül sofrasındaki heceleri şiir severlere sunmaktır mesele.
Bir fırıncı, “Bismillah” der; ekmeğini yapar, rafa dizer ve müşterisini bekler. Biz şairler de ayrılık, hasret, gurbet, özlem ve sevgiyi yaşamın akışına göre harmanlar, sevenlerimize sunarız.
Üstadım, sorunuza gelince; gece yarısı ilhamın ve sessizliğin perisinin de yardımıyla, bazen de çay eşliğinde yazdığım oluyor. Ancak genellikle yolda çok yazarım. İşe gelip giderken o an aklıma gelenleri not alırım.
Yazılan her şiirin bir hikâyesi vardır. Şiir, yazarın dünyasında derin bir duygu nehridir.

Sözün ve Gönlün Deminde: Çetin Tiktaş ile Kalbe Dokunan Bir Söyleşi

Remzi ÖZKAN: Şiir, kâğıda döküldükten sonra onu yazan şairden çıkar ve okurun kalbine emanet olur. Bir okurunuzdan aldığınız, sizi en çok şaşırtan ya da derinden etkileyen bir geri dönüş oldu mu? Olduysa bu güzel anıyı bizimle de paylaşır mısınız? Okurla aranızdaki o sessiz bağ, yeni şiirlerinizi nasıl şekillendiriyor?

Çetin TİKTAŞ: Sayın üstadım, birçok kişinin şiir, hikâye ve roman yazdığı Wattpad adında bir uygulama var. Ben de şiirlerimi orada paylaştım. Yazdığım şiirlerin yaklaşık 12 bin okuru vardı. Daha sonra Facebook’ta paylaşımlar yaptım.
Bir akrabam ya da arkadaşım, “Bu yaştan sonra mı şair olacaksın?” dedi. Birkaç arkadaşım da “Şair olmakta geç kaldın.” diyerek benimle dalga geçti. Tabii ki bunlar yaşandı. Ama ben devam ettikçe, bu arkadaşlar her seferinde ilk yorum yazan ve beni tebrik eden kişiler oldular.

Eleştiriye her zaman açığım. Beğenen de olacak, beğenmeyen de; seven de olacak, nefret eden de. Bu sanat hep vardı, bundan sonra da var olacak. Ben hep hayallerimin peşinden gittim. Çok şükür, çoğunu da gerçekleştirdim. Yazdığım şiirler benim olabilir ama hepsi de sevenlerimizindir.

Remzi ÖZKAN: Şairin dünyası dışarıdan biraz daha farklı görünür, derler. Sıradan bir sokakta yürürken, trafikte beklerken ya da bir kahve içerken etrafınızı izlediğinizde zihninizde hep şiir mısraları döner mi? Hayatın gürültüsü içinde sessizliği nasıl yakalıyorsunuz?

Sözün ve Gönlün Deminde: Çetin Tiktaş ile Kalbe Dokunan Bir Söyleşi

Çetin TİKTAŞ: Sayın hocam, ben biraz gözlemciyim. Bir yerde otururken, yolculukta ya da toplum içinde mutlaka bir şeyler yakalıyorsunuz. Bir tarafta ölüm, bir tarafta düğün; insanların koşuşturması, kuşların bir lokma ekmek için yarışması... Yeryüzündeki her canlı bir mücadele içinde, hayatta kalma çabasında.
Evet, biz yazarlar biraz farklı görünürüz. Aslında sokaktaki insan gibiyiz ama bir görevimiz, sanki bir seçilmişliğimiz var. Hep farklı kelimeler, duyulmamış şiirler üretmek amacımız. Sevenlerimize layık olma çabasındayız. Yazarlık ve şairlik unvanını en iyi şekilde taşıma gayretindeyiz, üstadım.

Remzi ÖZKAN: Genç şair adaylarına bir masanın etrafında oturmuş gibi samimi bir tavsiyede bulunsanız ne söylerdiniz? Çetin Tiktaş’ın kaleminden onlara yadigâr kalacak tek bir cümle ne olurdu?

Çetin TİKTAŞ: İnanmak.

Remzi ÖZKAN: Her şairin ruhuna iyi gelen yerler vardır. Yazmanızı en çok tetikleyen, kelimelerin kendiliğinden döküldüğü özel bir şehir, bir sokak ya da bir mekân var mı? Neresi size ilham veriyor?

Sözün ve Gönlün Deminde: Çetin Tiktaş ile Kalbe Dokunan Bir Söyleşi

Çetin TİKTAŞ: Evim müstakil, gecekondu tarzında, küçük bahçeli bir evimiz var. Bahçede erik ağacı, ceviz ağacı ve komşunun çam ağacı bulunuyor. Bu üç ağacın gölgesi yazın çok güzel oluyor. Şiirlerimin çoğunu erik ağacının gölgesinde yazdım.
“Şairin Kanlı Kalemi” romanını da bu yıl, beş ay içinde, bu üç ağacın gölgesinde yazdım. Gece saat 12.00’den 03.00’e kadar yazıyordum. Yalnızlık, sessizlik ve romandaki karakterlere bürünmek...
Cırcır böceklerinin ötüşünü dinlemek, ateş böceğinin yanıp yanıp sönmesi, martıların sesi, kedinin yanıma gelip yatması insana farklı bir enerji, farklı bir frekans yayıyor.

Remzi ÖZKAN: Bazen bir an gelir, ömrün geri kalanına yön verir. Hayatınızda, “İyi ki o anı yaşamışım, iyi ki o gün o cümle kurulmuş.” dediğiniz ve şiirinize doğrudan yansıyan unutulmaz bir anınız var mı?

Çetin TİKTAŞ: Var, sayın hocam. Az önce de bahsetmiştim. Wattpad, kitap yazmaya yönelik bir uygulama. Bu uygulamayı bana kızım Sıla Şeyda Can önermişti. “Baba, şiirlerini burada paylaş.” demişti.
İyi ki kızımı dinlemişim! Orada başlayan acemi yazarlık serüvenim bana hem şiir hem de roman yazma tecrübesi kazandırdı.
Bir de rahmetli babamın hastanede söylediği bir söz var. Bana, “Artık ömrüm azaldı oğul.” demişti. Ben de o gün, bu sözden etkilenerek “Artık Ömrüm Azaldı Yarim” adlı şiirimi yazdım. Bu olayın üzerinden 23 yıl geçti.

Remzi ÖZKAN: Günümüz şiir ortamını, yeni ortaya çıkan akımları ve okur alışkanlıklarını nasıl buluyorsunuz?

Sözün ve Gönlün Deminde: Çetin Tiktaş ile Kalbe Dokunan Bir Söyleşi

Çetin TİKTAŞ: Sayın hocam, pek çok arkadaşımız şiir yazıyor. Yazdıkları çok iyi olanlar da var ama yıllardır şiir yazıp şiiri berbat edenler de var. Herkesin duygusu farklıdır, şiiri de farklıdır.
Birisi o şiiri okurken etkilenmeli, şiir bir konuyu anlatmalı. Ne yazık ki ülkemizde şiir okuyan çok az.

Remzi ÖZKAN: Çetin Tiktaş, dışarıdan görünen o şiirsel ve belki biraz mesafeli duruşun ardında, günlük hayatta nasıl bir mizaca sahiptir? Sizi en çok ne neşelendirir, ne öfkelendirir?
Bu, son sorumuzdu değerli hocam. Röportajımıza konuk olduğunuz için sonsuz teşekkürler. Kaleminiz kavi olsun her daim.

Çetin TİKTAŞ: Sayın hocam, insan kendini yetiştirme ve öğrenme çabası içinde olmalı. Bir hedefi olmalı, çizgisini bozmadan yürümeli ve dürüst olmalı.
Sokaktaki bir insan nasılsa ben de öyleyim. Çevremdeki insanlar benim iyi, merhametli, sevecen ve sıcakkanlı biri olduğumu söyler. Sevdiğim insanlar yanımdaysa neşelenirim. Yalana ve ihanete çok öfkelenirim. Nankör insanlara tahammülüm yok.

Sayın Remzi Özkan üstadım, çok teşekkür ederim. Emeğinize sağlık.

Saygılarımla.
 

WhatsApp İhbar Hattı
05459031060
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!