Samsun'daki Heyelan Faciasında İkinci Perde
Samsun'un Canik ilçesinde geçtiğimiz yıl bir akaryakıt istasyonunda meydana gelen ve baba ile iki küçük kızının ölümüyle sonuçlanan heyelan faciasına ilişkin davada ikinci duruşma tamamlandı.
Haberin Özeti
- • Samsun'da 27 Nisan 2025'teki heyelan faciasında baba ve iki kızının ölümüyle ilgili davanın ikinci duruşması yapıldı; sanıklar evrakta usulsüzlük ve ihmal iddialarıyla suçlandı.
- • Tanıklar, risk raporlarının facia sonrası geriye dönük imzalatıldığını iddia ederken, tutuklu sanık Gedikli oto yıkama ruhsatı olmadığını kabul etti.
- • Acılı anne Çiğdem Kaya sorumluların en ağır cezayı almasını istedi; mahkeme, tutuklu sanığın durumunu sürdürerek duruşmayı 1 Ekim 2026'ya erteledi.
27 Nisan 2025 tarihinde yaşanan olayda, aracını yıkadığı sırada üzerine çöken toprak kütlesi altında kalarak can veren Adem Kaya ile evlatları Açelya Mina ve Ayla’nın davası, Samsun 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam ediyor. Duruşmada dinlenen tanık beyanları ve sanık savunmaları, facianın ardındaki "evrakta usulsüzlük" ve "ihmal" iddialarını bir kez daha gündeme taşıdı.
Evrakların Kazadan Sonra İmzalatıldığı İddiası
Duruşmanın en dikkat çeken anları, istasyon çalışanları ve iş güvenliği sorumlusunun tanıklıklarıyla yaşandı. Tanıklar, işletmedeki risk analiz ve acil durum raporlarının facia yaşanana kadar hazır olmadığını, söz konusu belgelerin olaydan birkaç gün sonra apar topar hazırlanarak çalışanlara geriye dönük imzalatıldığını iddia etti. Tutuksuz sanık Kemal Yıldırım da bu durumu doğrulayarak, formdaki imzanın kendisine ait olduğunu ancak bu imzayı "acil evrakların yetişmesi gerektiği" söylendiği için kazadan üç gün sonra attığını itiraf etti.
Sanık Gedikli: "Ruhsat Yoktu, Kimse Uyarmadı"
Tutuklu sanık Mehmet Zeki Gedikli ise savunmasında suçlamaları kabul etmeyerek sorumluluğu çalışanlara ve devlete yükledi. İstasyonun oto yıkama bölümündeki boşluk için o dönemde ruhsat bulunmadığını kabul eden 82 yaşındaki Gedikli, yetkililerin kendisini ruhsat alması konusunda uyarmadığını savundu. Kaymanın yaşandığı yerin devlete ait bir alan olduğunu öne süren sanık, suçsuz olduğunu iddia ederek tahliyesini talep etti.
Acılı Anne Çiğdem Kaya'dan Yürek Burkan Sözler
Facianın yaşandığı gece göçük altından yaralı kurtulan ancak eşini ve iki evladını kaybeden anne Çiğdem Kaya’nın mahkeme salonundaki sözleri sessizliğe neden oldu. Olayın üzerinden yaklaşık bir yıl geçtiğini ve bu süreçte iki bayramı mezar başında geçirdiğini anlatan Kaya, hala fiziksel sakatlığının sürdüğünü ve psikolojik destekle ayakta durabildiğini ifade etti. Çocuklarının kokusuna hasret kaldığını dile getiren acılı anne, sorumluların en ağır cezayı almasını istediğini vurgulayarak, "Keşke önlemlerini önceden alıp gerisini takdire bıraksalardı," dedi.
Dava Ekim Ayına Ertelendi
Kaya ailesinin avukatı Kartal Akcan, duruşma sonrası yaptığı açıklamada meselenin hukuki olduğu kadar vicdani bir boyutu olduğunu hatırlatarak, bu davanın Türkiye’deki iş güvenliği tedbirleri için bir milat olması gerektiğini söyledi. Mahkeme heyeti, mağdur Çiğdem Kaya’nın sağlık durumuna ilişkin kesin raporun alınmasına ve sanık Mehmet Zeki Gedikli’nin tutukluluk halinin devamına hükmederek duruşmayı 1 Ekim 2026 tarihine erteledi.

