Öznur Şerbet'ten güçlü çıkış: '7'den 77'ye herkese ulaşacağım!'
Remzi Özkan'a konuşan Öznur Şerbet, aile desteğinin sanat yolculuğuna etkisini ve albüm ile klip hayallerini anlattı. Samimi röportajın detayları burada.
Efendim bu haftaki röportajımızda Antalya’ya uzanıyoruz. Gelenekselin Modern Sesi, Öznur ŞERBET ile Türkülerin İzindeyiz.
Ankara’nın bozkırından Akdeniz’in turkuaz sularına uzanan bir hayat hikâyesi… Üç kardeşin en küçüğü ve ailenin tek kız çocuğu olarak büyümenin verdiği özgüven, anneannesinin plaklarından süzülen deyişlerle harmanlanınca ortaya kendine has bir yorum çıkmış: Öznur Şerbet.
İsmail Baha Sürelsan Konservatuvarı’nın utangaç öğrencisin-den, bugün sahneye çıktığında dinleyicisinin gözlerinin içine güvenle bakan profesyonel bir sanatçıya dönüşen Şerbet, türkülerin özüne sadık kalarak genç nesillere halk müziğini sevdirmeyi misyon ediniyor. Sadece bir yorumcu değil, aynı zamanda hayatın içinde bisiklet süren, kitaplara sığınan ve iki oğluna adanmış bir anne o…
İşte samimiyetin ve sanatın buluştuğu o özel röportaj…
Remzi ÖZKAN: Röportajımıza hoş geldiniz değerli sanatçımız. Sorularıma geçmeden önce sizi kısaca tanıyalım mı?
Öznur Şerbet: Çok teşekkür ederim, hoşbuldum. Aslen Çorumluyum. 1 Nisan 1980 yılında Ankara’da doğdum. İlkokulu Ankara'da okudum ve 1991’ de Antalya’ya taşındık. Ortaokul ve liseyi burada okudum. 2008 de evlendim. 11 ve 17 yaşlarında iki oğlum var.
Remzi ÖZKAN:Ankara’da doğup Çorum kökenli bir ailede büyümek, müziğe bakışınızı nasıl şekillendirdi? Çocukluğunuzun geçtiği bu şehirlerin etkisi bugünkü sanatçı kimliğinize nasıl yansıdı?
Öznur Şerbet: Şehirlerin etkisi tabi ki var ama ben çocukluğumda okul tatillerinde annemin köyüne giderdim. Rahmetli anneannem hep ŞekipŞahadogru, Mahsuni Şerif gibi ustaların kasetlerini açar, dinler ve bize de dinletirdi. Oradan kulak dolgunluğum oluştu. Ayrıca anneannem ve teyzemin sesleri de güzeldi. Bendeonları dinlerken kendi kendime söylerdim. Sanırım böyle gelişti.
Remzi ÖZKAN: 1991 yılında Antalya’ya gelişiniz hayatınızda bir dönüm noktası olmuş. Başkent’in bozkır kültüründen Akdeniz’in renkli atmosferine geçiş yapmak, bir genç kız olarak müzik hayallerinizi nasıl etkiledi?
Öznur Şerbet: Antalya’ya ilk geldiğimde yaşadığım o yabancılık hissi, zamanla yerini muazzam bir zenginliğe bıraktı. Çünkü Antalya; doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle Türkiye’nin her rengini barındıran tam bir kültürel mozaik. Burada edindiğim her yeni arkadaşlık, aslında benim için yeni bir nota, yeni bir hikâye ve yeni bir yöre demekti.
Bu çeşitlilik, müzikal sınırlarımı zorlamamı sağladı. Sahnede sadece tek bir kalıba sıkışıp kalmak yerine; dinleyicilerimin arasındaki o farklı kimliklere dokunabilme ihtiyacı hissettim. Bazen bir Karadeniz horonuyla coşan, bazen bir Azeri mahnısıyla duygulanan, bazen de pop veya fantezi müziğin modern tınılarıyla eşlik edilen bir repertuvar oluşturmak, aslında bu şehrin bana sunduğu bir 'tatlı zorunluluk' oldu.
Bugün geldiğim noktada görüyorum ki; bu 'zorunluluk' beni sadece bir halk müziği icracısı değil, geniş bir yelpazeye hitap edebilen bir yorumcu haline getirdi. Sahneye çıktığımda karşımdaki her kesimden insana kendi dilinden, kendi yöresinden bir selam gönderebiliyor olmanın verdiği özgüven, Antalya’nın bana kattığı en büyük sanatsal mirastır.
Remzi ÖZKAN:Türk Halk Müziği (THM) çok geniş bir derya. Repertuvarınızı oluştururken hangi yörelerin türkülerine kendinizi daha yakın hissediyorsunuz? Çorumlu olmanızın icranızda özel bir yeri var mı?
Öznur Şerbet: Kulağıma hoş gelen ve dilimin döndüğü her yöreden okumayı seviyorum. Ama çocukluğumdan beri deyişler ve halk müziği hep kulağımdaydı. Gençlik döneminde özgün müzik, pop, arabesk, fantezi eklendi . Şimdi bu tarzların hepsini ayrıca Karadeniz yöresi, Azeri de dahil olmak üzere dilimin döndüğünce icra ediyorum.
Remzi ÖZKAN:Günümüzde geleneksel müziği genç nesillere sevdirmek oldukça zor bir zanaat. Siz bir THM sanatçısı olarak türkülerimizi aslına sadık kalarak modern çağa nasıl taşıyorsunuz?
Öznur Şerbet: Evet gençlerin halk müziğine yakınlığı tabi ki biraz az. Benim kendime has bir yorumum var. Türkülerin özünden çıkmıyorum. Beni dinleyenlerden genelde olumlu duyduğum çok sözler var. Mesela sesiniz sayesinde halk müziğini sevdik diyen çok kişi oldu. Bu da beni mutlu ediyor. Modern çağda yapay zekâ bayağı öne çıktı ve bu da gençlerin THM. dinlemesine bu sıralar çok etki ediyor.
Remzi ÖZKAN:Sahneye ilk çıktığınız anı hatırlıyor musunuz? O günkü heyecanınızla bugünkü sahne duruşunuz arasındaki bağı nasıl tanımlarsınız?
Öznur Şerbet: Evet İsmail Baha Slürelsan konservatuarında ilk öğrenci konserimizde çok çekingen ve utangaç biriydim. Kendime güvenim çok yoktu. Sonradan sahne deneyimlerim ile yavaş yavaş açıldım. Ama duruşum hiç değişmedi.
Remzi ÖZKAN: Müzik dışında sizi besleyen, ruhunuzu dinlendiren başka sanat dalları veya hobiler var mı? Öznur Şerbet sahne ışıkları kapandığında nasıl biridir?
Öznur Şerbet: Bisiklet sürmeyi ve bisikletle gezerken müzik dinleyip, şarkılar söylemeyi seviyorum. Yüzmek, kitap okumak farklı hobilerim ve alışkanlıklarım arasında yer alıyor.Diğer taraftan daen çok iki oğlumla zaman geçirmeyi seviyorum.
Remzi ÖZKAN:Konservatuvar yıllarınızdaki Öznur ile bugünkü profesyonel sanatçı Öznur arasında müzikal anlamda ne gibi farklar var? Sesiniz ve yorumunuz yıllar içinde nasıl bir evrim geçirdi?
Öznur Şerbet: Konservatuardaki öğrenci Öznur ile şuan ki Öznur arasında çok fark var. Şimdi kendine güvenen, insanların gözlerine bakmaktan çekinmeyen biri var. Ayrıca ses olarak da söyleye söyleye hem yorum hem sunum farklılığı oluştu. Bu da çok olumlu bir gelişme.
Remzi ÖZKAN: Üç kardeşin en küçüğü ve tek kızı olarak büyümenin, sanat yolculuğunuzda size sağladığı bir avantaj veya aile içi desteği oldu mu?
Öznur Şerbet: Abilerim her zaman yanımda oldular. Çok güzel çocukluk yıllarım oldu. Birbirimize her konuda destekli büyüdük. Onlar benim her zaman yanımda oldular ve kendime güvenmemi sağladılar. Ayrıca annem ve babam da bana her zaman destek oldular.
Remzi ÖZKAN:Geleceğe dair en büyük hayaliniz nedir? Müzikal anlamda gerçekleştirmeyi düşündüğünüz projeleriniz var mı, diye son sorumu soruyor ve röportajımıza katıldığınız ve zaman ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum.
Öznur Şerbet: Geleceğe dair hep aksilikler ile ertelenen albüm çalışması ve klip yapmak istiyorum. Sesimi daha geniş kitlelere duyurmak ve söylediğim eserlerin 7’den 77’ ye herkesin dilinde olmasını arzu ediyorum.
Bu röportajı benimle gerçekleştirdiğiniz için asıl ben teşekkür ederim. Benim için çok keyifli bir sohbet oldu.
Çok Güzel bir Sohbet olmuş. Öznur 'un Kalbi ve Sesi çok özel bir insan . Canlı Canlı onu dinlemek ise müthiş bir deneyim ve insana huzur veriyor. İnşallah Hayallerin gerçekleşir. Sevgi ve Saygılarımla
Çok Güzel bir Sohbet olmuş. Öznur 'un Kalbi ve Sesi çok özel bir insan . Canlı Canlı onu dinlemek ise müthiş bir deneyim ve insana huzur veriyor. İnşallah Hayallerin gerçeklerin. Sevgi ve Saygılarımla





