- Haberler
- Samsun Haber
- OMÜ'lü profesörden dikkat çeken açıklama: 'Son 66 yılın en yağışlı dönemini yaşıyoruz'
OMÜ'lü profesörden dikkat çeken açıklama: 'Son 66 yılın en yağışlı dönemini yaşıyoruz'
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Yusuf Demir, 2025 sonbaharı ile 2026 ilkbaharı arasındaki dönemde yağışların uzun yıllar ortalamasının üzerinde gerçekleştiğini, bazı ölçümlerde 2026 kış yağışlarının son 66 yılın zirvesine çıktığını söyledi.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 1 Ekim 2025-31 Mart 2026 tarihlerini kapsayan “su yılı” yağışları, normalin yüzde 25, geçen yılın aynı döneminin ise yüzde 87 üzerinde gerçekleşti ve son 38 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Son dönemde artan yağışları değerlendiren Prof. Dr. Yusuf Demir, “Son 6 ay içerisinde hem dünyanın genelinde belli yerlerde hem de ülkemizde yoğun bir yağış rejimi ve yağış geçişleri yaşıyoruz. MGM verilerine baktığımızda bu yağışlar hem 2025 yılı su yılına göre yaklaşık yüzde 25 daha fazla, geçen seneki aynı dönemdeki yağışlara göre yaklaşık yüzde 80’in üzerinde daha fazla. Son 66 yılın en yağışlı dönemini yaşıyoruz. Bu yağışlar önümüzdeki süreçte de belli ölçüde devam edecek” dedi.
“Küresel iklim değişiminin etkilerini yaşıyoruz”
İklim değişikliği ile birlikte ekstrem olaylar beklediklerinin altını çizen Demir, “Yağışlar veya kuraklık tek başına bize küresel iklimi tanımlamada yetmiyor. Kuraklığı tanımlarken de sadece küresel iklimin sonucunun kuraklık olmadığını, yağış rejiminin değişken olması ve düzensiz yağışların düşmesinin de ciddi anlamda küresel iklim değişimi sonuçlarını ifade ettiğinin altını çiziyorum. Dünyada yaşanan küresel iklim değişimi sürecinde gördüğümüz bu sonuçlar aynı zamanda bu seneki yağış rejiminde yaşadığımız süreci de ifade ediyor” diye konuştu. Özellikle Akdeniz üzerinde meydana gelen sıcak hava dalgaları ve Akdeniz’deki yüksek sıcaklıkların mevcut yağışların oluşmasında ana etkenlerden biri olduğunu belirten Demir, “Bir diğer önemli etken ise özellikle yaşadığımız süreçte Jetstream dediğimiz atmosferdeki hava akımlarının, konveksiyonel akımların çok değişken gerçekleşmesi. Küresel iklim etkisiyle beraber bu durum yağışların oluşmasında ülkemiz üzerinde ve çevresinde yine ana etkenlerden biri” ifadelerini kullandı.
El Nino ve La Nina geçiş sürecine de dikkat çeken Demir, “Bu geçiş süreci de yüksek yağışların oluşmasında, düzensiz ve ani yağışların meydana gelmesinde önemli bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Küresel iklim etkisiyle beraber ekstrem iklim olaylarını bekliyoruz” dedi.
“Komplo teorilerine itibar edilmemeli”
Sosyal medyada yer alan iddialara ilişkin konuşan Demir, “Bilimsel verilerin hiçbirinde böyle bir sürecin gerçekleşme ihtimali ortaya konulmuyor. Bunlar tamamen komplo teorisi ve sosyal medyada okuyucu kitlesi oluşturma gayretinden başka bir şey değil” ifadelerini kullandı. Bulut tohumlama yöntemlerine ilişkin de bilgi veren Demir, “Bu uygulamalarda atmosfere gümüş iyodür, kuru buz gibi farklı maddeler katılarak o bölgedeki yağışlardan biraz daha fazla yararlanılmaya çalışılıyor. Ancak bu çalışmaların etkili olabilmesi için havada belli bir nem ve bulut olması gerekiyor. Bu yöntemlerin yağışları yüzde 5 ile yüzde 20 arasında artırma gücü var” dedi. Demir, “Bir yağışın veya bir bölgedeki nemin başka bir bölgeye taşınmasıyla ilgili şu ana kadar bilimsel olarak ortaya konulmuş bir gerçeklik yok. Bu çok yüksek enerji ve büyük güç isteyen bir durum” diye konuştu.
“Aşırı sıcaklar ve kuraklık riski kapıda”
Yaz aylarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demir, “Yaz döneminde böyle yağışlı ve serin bir iklim beklemiyoruz. Tam tersine yaz döneminde yine belli yerlerde ve bölgelerde şiddetli yağışlar görülebilir ancak aşırı sıcakların ve kuraklık riskinin özellikle temmuz, ağustos ve eylül aylarında bizi beklediğini veriler gösteriyor” dedi. Karadeniz Bölgesi’nde yaz aylarında ani ve şiddetli yağışlarla birlikte sel felaketlerinin yaşanabileceğini ifade eden Demir, “Bunlara karşı dikkatli ve hazırlıklı olmamız gerekiyor. Yaz döneminde yaşayacağımız kuraklık süreci ile birlikte mutlaka su kaynaklarımızı doğru kullanmalı, geleceğe taşımalı ve ihtiyaç duyduğumuz anda ihtiyacımızı karşılayacak şekilde yönlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Barajlardaki doluluk oranlarının yükseldiğini belirten Demir, “Hazıra dağlar dayanmaz. Bu günleri atlattığımızda mevcut kaynaklar çok hızlı bir şekilde tükenebilir. Onun için kaynaklarımızı doğru kullanmayı şimdiden planlamak ve geleceğe hazırlanmak durumundayız” diye konuştu.