Karadeniz'in kaderi bu göçlerle değişti.. Acılar ise hala taze!
Samsun tarih boyunca sadece bir ticaret merkezi değil, aynı zamanda savaşların ve sürgünlerin yorgun düşürdüğü on binlerce insanın sığındığı bir liman şehri de olmuştur.
Samsun tarih boyunca sadece bir ticaret merkezi değil, aynı zamanda savaşların ve sürgünlerin yorgun düşürdüğü on binlerce insanın sığındığı bir liman şehri de olmuştur.
Kırım göçüyle başladı
İlk kitlesel göç Kırım Savaşı sonrası 1859-1860 yıllarında başlamıştır. Ruslar, Kırım Savaşı’nda Kırım Tatarlarını müttefik devletlerle işbirliğiyle suçluyordu ve onlara türlü baskılar yapıyordu. Bu dönemde yaklaşık 300 bin kişi göç etmek üzere Kırım'ı terk etmiştir.
Kafkasya göçüyle devam etti
Kırım'la beraber Karadeniz'in kuzeyi ve bütün Kafkasya'nın Rusların kontrolüne girmesi sonucu ikinci kitlesel göç dalgası başlamıştır. Kafkasya'da Ruslar, Kırım Savaşı’nda aldığı yenilginin ezikliğini bastırmak istercesine bütün güçleriyle harekete geçmiştir. Kafkasya'da Müslüman köyleri Ruslarca yakılıp yıkılmış, Sohumkale’deki İngiliz konsolosu Dikson’a göre Ruslar tarafından, hiçbir yerlinin bölgede kalmasına izin verilmemiştir.
Samsun bu dönemde hem bir toplama merkezi hem de iskan merkezi olmuştur. Bir kısım göçmen buradan Anadolu'daki diğer bölgeler dağıtılırken bir kısım ise Samsun'da kalmıştır.
Yüz binlerce insan denizde yitirilmiş
Göçmenlerin pek çoğu ya yolculuk esnasında ölmüş ya da hastalıklı olarak Osmanlı topraklarına ulaşmıştı. Her gemiden 5–10 ölü çıkartılıyordu. Tüm bu zorluklar içerisinde yapılan deniz yolculuğu sırasında veya Osmanlı limanlarına vardıktan sonra tahminen 500 bin kişi hayatını kaybetmiştir. Bununla birlikte sağ kalanlardan hasta olan yüzlerce göçmen Samsun iskelesine ulaşırken, pek çok ceset de Karadeniz sahillerine vurmuştur.
Uzun ve yorucu yolculuk sonucunda yüz binlerce Kırım ve Kafkasyalı Osmanlı topraklarına ulaşabilmiş, doğrudan Samsun’a ulaşan göçmenlerin yanında önce Trabzon’a gelip, sonradan daimi iskân bölgelerine gönderilmek üzere Samsun’a sevk edilen göçmenlere de rastlanmıştır.
Göç edenleri yerleştirmekte zorlanılan yıllar
Samsun’a gelen göçmen sayısı o kadar fazladır ki Kılıçdede Dergâhı önündeki kumsaldan Çarşamba tarafındaki Kabakum mevkiine kadar yaklaşık 80 bin göçmenin açıkta toplandığı yazılmıştır.
Şehre gelenler geçici olarak kendilerine tahsis edilen han ve medrese gibi kamuya açık yerlere yerleştirilmişler, göçmenlerin tamamı şehirde iskan edilemeyince çevredeki köy ve kasabalara yönlendirilmiştir. Kurupelit, Dereköy, Derbent, Kumcağız ve diğer köylerde göçmen kampları kurulmuştur.
Bu dönem ayın zamanda Çarşamba ve Bafra ovalarının drenaj yokluğu nedeniyle sivrisinek ve sıtma yuvası olduğu
tarihlerdir. Yer yokluğundan mecburen buralara yerleştirilen göçmenlerin bir kısmı bu zor şartlara dayanamamış, Nisan 1864-Ocak 1865 tarihleri arasında kalan 8 ay içinde
resmi kayıtlara göre 13 bin 558 kişi sıtma hastalığı nedeniyle buralarda hayatlarını kaybetmişlerdir.
Mübadele anlaşmasıyla yapılan göçler
Samsun'u derinden etkileyen bir diğer önemli göç ise Türkiye ile Yunanistan arasında 30 Ocak 1923 tarihinde yapılan Mübadele antlaşması ile olmuştur.
Türkiye'deki Ortodokslarla, Yunanistan'daki Müslüman toplulukların zorunlu yer değiştirmesi kararı sonucu Yunanistan'dan Türkiye'ye göç eden 500.000'e yakın Türk'ün 25.000 kadarı Samsun'a gelmiş, bunların yaklaşık 3.500 kadarı Samsun şehrine, diğerleri ise başta Bafra olmak üzere, diğer ilçe merkezleri ve köylere yerleştirilmiştir.
1890-1891 yıllarında Canik Sancağı nüfusu 294 bin 477 kişidir. Bu nüfusun 62 bini Rum, 17 bin kadarı Ermeni, geriye kalan 215 bin 477 kişi de Müslüman ve Türk'tür. Bu nüfus içinde
Samsun merkez kazası nüfusu da 1890'larda 16 bini bulmuştur. Bunun 5 bini Türk, 6 bini Ortodoks Rum, 3 bini Ermeni ve 2 bini de diğer milletlerdendir.
Merkezde gayrimüslimler daha fazlaydı
Mübadelenin başladığı yıllara gelindiğinde, Canik Sancağı genelinde Müslüman nüfus fazla iken merkezde (Samsun şehrinde) ise gayrimüslim nüfus daha fazlaydı. Kentteki Müslümanların önemli bir kısmı da bunların kiracısı durumundaydı.
Rumlar giderken evleri tahrip etmiş
Mübadiller Samsun'a özellikle deniz yoluyla gelmişler, fakat Samsun'da birçok sorunla karşılaşmışlardı. Onlar geldiklerinde ortam çok da iyi değildi. Karadeniz
yöresindeki birçok yerleşim yeri adeta yerle bir olmuş, insanlar yoksulluk sınırının altında yaşar duruma düşmüşlerdi. Samsun ve çevresindeki Rumlardan kalan çok
sayıda mahalle ve köy ya oturulamaz durumdaydı ya da tamiri için büyük harcamalara ihtiyaç vardı. Mübadillere gösterilen yerlerin büyük kısmında daha önce gelen Şark
Mültecileri, Kafkas, Kırım ve Arnavut göçmenler yerleştirilmişti.
Gerek bu nedenle, gerekse giden Rumların bir kısmının kendi evlerini tahrip ettikten sonra göçe katılmaları sonucu, gelen göçmenler büyük sıkıntı yaşamışlardır.