GELECEĞİN SİNEMA YILDIZLARI: Perdenin Ardındaki Tutku

Üniversite koridorlarında başlayan, imkânsızlıkların sanata dönüştüğü bir hikâye düşünün. Kısıtlı bütçeler, profesyonel ekipman eksikliği ve karşılaşılan tüm zorluklara rağmen 'yaptık ve başardık' diyebilen bir avuç genç yetenek, sinema dünyasına taze bir soluk getiriyor.

Ekip; "Sevmek ya da Sevmemek" ile ilk heyecanını yaşarken, "Mevsim Yansıma" ile doğanın ve değişimin izini sürdü. Şimdi ise klasik bir esere, "Romeo ve Juliet: Kayıp Perde" ile bambaşka bir bakış açısı getirerek izleyiciyi yeniden düşündürmeye davet ediyor.
Peki, bu genç sinemacıların tutkusu, dostluğu ve her kareye sığdırdıkları emeğin perde arkasında neler var? Kamera karşısındaki oyunculuktan senaryo yazımına kadar hayatın her anını bir film karesine dönüştüren bu ekibin ilham verici yolculuğuna tanık olmaya hazır mısınız?

GELECEĞİN SİNEMA YILDIZLARI: Perdenin Ardındaki Tutku

Remzi ÖZKAN: Siz, üniversite öğrenimi gören ve hayata farklı değerler katma azminde olan üretken bir kimliğe sahipsiniz. Aynı üniversitede okuyan ve tıpkı sizin gibi hayata farklı dokunuşlar eklemek isteyen birkaç arkadaşınızla tanıştınız, iyi bir ekip oldunuz ve güzel işlere imza atmaya başladınız. Peki, bu ekip nasıl bir araya geldi?

Pınar TOKPINAR: Biz, farklı şehirlerden gelerek üniversitede yolları kesişen arkadaşlarız. Ben Pınar Tokpınar; aslen Adanalıyım, doğma büyüme Gaziantepliyim. Mehmet Emin Atçi Adıyamanlı, Irmak Aykurt Sakaryalı, Samed Çungur Konyalı ve Kader Gürel Tokat'ın Erbaa ilçesindendir.

Ortak noktamız sanat sevgimiz ve hikâye anlatma tutkumuzdu. Kimimiz sinemaya, kimimiz yazmaya, kimimiz oyunculuğa ilgi duyuyordu. Zamanla bu ortak ilgi alanları bizi bir araya getirdi ve yalnızca arkadaş değil, aynı zamanda birlikte üreten bir ekip olduk.
Üniversite yıllarımız boyunca sadece derslerde değil, hayatın içinde de sanat üretmek istedik. Kampüste, kafelerde, yürüyüşlerde sürekli hikâyeler konuşuyor, yeni fikirler geliştiriyorduk. Bugün dönüp baktığımızda bizi bir araya getiren şeyin yalnızca sinema değil, aynı zamanda dostluk olduğunu görüyoruz.

Remzi ÖZKAN: Yeni fikirler üretme arayışınızın zamanla güzel bir dostluğa evrildiğinden bahsettiniz. Peki, sinema yolculuğunuz; fikirlerinizi ve hikâyelerinizi görsel bir anlatıya taşıdığınız bu serüven nasıl başladı?

GELECEĞİN SİNEMA YILDIZLARI: Perdenin Ardındaki Tutku

Pınar TOKPINAR: Sinema yolculuğumuzun başlangıcı "Sevmek ya da Sevmemek" projesine dayanıyor. O dönemde sinemaya büyük bir tutkuyla bağlı olan Emin Atçi, Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümünde eğitim alıyordu. Aklında çekmek istediği filmler ve anlatmak istediği hikâyeler vardı. Bunun için birlikte çalışabileceği bir senarist arıyordu ve yolu Pınar Tokpınar ile kesişti.

Sanat üzerine yapılan sohbetler kısa sürede bir projeye dönüştü. Daha sonra Samed Çungur ve diğer arkadaşlarımız da ekibe katıldı. Böylece ilk ortak çalışmamız olan "Sevmek ya da Sevmemek" ortaya çıktı. Bu, bizim ilk senaryomuz, ilk ortak imzamız ve ilk büyük heyecanımızdı.

Senaryo dosyamızı sürekli yanımızda taşıyor, boş bulduğumuz her anda üzerine yeni fikirler ekliyorduk. Bazen kampüste bir bankta, bazen bir kafede saatlerce hikâyeyi konuşuyorduk. İlk kez kendi yazdığımız bir hikâyenin hayata geçeceğini görmek tarifsiz bir duyguydu. Filmi tamamladığımız gün ise yalnızca bir proje bitirmemiş, aynı zamanda büyük bir hayalimizi gerçekleştirmiştik.

Remzi ÖZKAN: Sonrasında hangi projeler geldi?

Pınar TOKPINAR: "Sevmek ya da Sevmemek" bizim için bir başlangıçtı. O projeden sonra üretmeye devam ettik ve farklı fikirler üzerinde çalıştık.

GELECEĞİN SİNEMA YILDIZLARI: Perdenin Ardındaki Tutku

GELECEĞİN SİNEMA YILDIZLARI: Perdenin Ardındaki Tutku

Daha sonra üç arkadaş olarak "Mevsim Yansıma" filmini çektik. Bu film bizim için çok özel bir deneyimdi çünkü her mevsimi gerçekten yaşayarak çektik. Kış sahnelerinde karın içinde saatler geçirdik. Bazen soğuk havada bisiklet sürdük, bazen uygun ışığı yakalamak için uzun süre bekledik. Çekimlerin her anında hem çalışıyor hem de unutulmaz anılar biriktiriyorduk.

Aslında film yalnızca mevsimleri anlatmıyordu; bizim değişimimizi, büyümemizi ve yolculuğumuzu da yansıtıyordu. Bugün hâlâ o projeyi konuşurken aklımıza ilk olarak yaşadığımız güzel anılar geliyor.

GELECEĞİN SİNEMA YILDIZLARI: Perdenin Ardındaki Tutku

Remzi ÖZKAN: Romeo ve Juliet'e de değinmek istiyorum. Peki, Pınar Hanım, "Romeo ve Juliet: Kayıp Perde" fikri nasıl ortaya çıktı? Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Pınar TOKPINAR: Bu hikâyenin başlangıcı biraz farklı oldu. Irmak Aykurt ile iki yazar olarak bir araya geldiğimizde aramızda güçlü bir dostluk bağı oluştu. Amacımız bir tiyatro metni yazmaktı. Sanatsal yönü güçlü, klasik eserlerden ilham alan bir tiyatro oyunu oluşturmak istiyorduk.

Bu süreçte Romeo ve Juliet hikâyesi üzerine düşünmeye başladık. Ancak yazdığımız metin geliştikçe ve yeni fikirler ortaya çıktıkça hikâye yalnızca sahnede anlatılabilecek bir eser olmaktan çıktı. Karakterler büyüdü, yeni sahneler eklendi ve anlatı farklı bir boyuta ulaştı.

Bir süre sonra bu hikâyenin perde önünde değil, kamera karşısında hayat bulması gerektiğine karar verdik. Böylece tiyatro olarak başlayan bu projemiz, zamanla "Romeo ve Juliet: Kayıp Perde" adlı kısa filme dönüştü.

Remzi ÖZKAN: Filmin çıkış noktası neydi?

Pınar TOKPINAR: Filmin çıkış noktası, klasik bir hikâyeye farklı bir gözle bakma isteğimizdi. Romeo ve Juliet herkesin bildiği bir eser. Biz ise "Ya anlatılmamış başka bir perde olsaydı?" sorusunun peşinden gittik.

Ayrıca Erbaa'da keşfettiğimiz tarihî eski hamam da bize ilham verdi. Kader ile o tarihî yeri keşfettiğimizde çok heyecanlandık. O mekânın atmosferi bizi çok etkiledi. Tarihle iç içe olan bu yapıyı sanatımızın bir parçası yapmak istedik. Böylece hem mekânın büyüsü hem de hikâyeye getirdiğimiz yeni yorum birleşerek filmin temelini oluşturdu.

GELECEĞİN SİNEMA YILDIZLARI: Perdenin Ardındaki Tutku

Remzi ÖZKAN: Peki, film ekibi kimlerden oluşuyor?

Pınar TOKPINAR: Filmin yönetmenliğini Emin Atçi üstlendi. Senaryo ekibinde ben, Pınar Tokpınar ve Irmak Aykurt yer aldık.
Oyuncu kadrosunda Samed Çungur, Romeo karakterini; Irmak Aykurt, Juliet karakterini canlandırdı. Kader Gürel filmde Zaman Yolcusu karakterine hayat verirken, ben de Shakespeare karakterini oynadım.

GELECEĞİN SİNEMA YILDIZLARI: Perdenin Ardındaki Tutku

Ancak bizim projelerimizde herkes gerektiğinde farklı görevler de üstleniyor. Kimi zaman oyuncu, kimi zaman senarist, kimi zaman da set ekibi oluyoruz. Bu yüzden ortaya çıkan her iş hepimizin ortak emeğini taşıyor. Zaman kısıtlamamız olmasaydı filmin daha uzun hâlini de çekebilirdik.

Remzi ÖZKAN: Size samimi bir soru soracağım: Üniversite öğrencisi olarak film çekmek zor muydu?

Pınar TOKPINAR: Evet, oldukça zordu. Büyük bütçelerimiz ya da profesyonel ekipmanlarımız yoktu. Çekim planları yapmak, uygun zamanları ayarlamak ve teknik sorunları çözmek bazen yorucu oluyordu.

Fakat en büyük gücümüz birbirimize olan desteğimizdi. Çoğu zaman sahip olduğumuz tek şey sanat tutkumuz ve ekip dayanışmamızdı. Yorulduğumuz anlarda birbirimizi motive ettik. Karşılaştığımız her zorluğu birlikte aşmaya çalıştık. "Yapamazsınız." diyenlere ve heves kırıcı sözlere rağmen çabaladık; yaptık ve başardık.

GELECEĞİN SİNEMA YILDIZLARI: Perdenin Ardındaki Tutku

Remzi ÖZKAN: Galiba en güzel işler de genellikle imkânsızlıklar içinde başarılmaya çalışılan projelerden çıkıyor. Dünyada bu tür örnekler oldukça fazla. Sizleri bu konuda tebrik ediyorum. Çünkü her zorluğa rağmen "yaptık", "başardık" diyebileceğiniz somut deliller var elinizde. Peki, şunu sormak istiyorum: Süreç içerisinde sizi en çok motive eden şey neydi?

Pınar TOKPINAR: Sanat üretme isteğimiz. Hepimiz geriye dönüp baktığımızda güzel anılar bırakmak istiyorduk. Birlikte bir şeyler başarmanın mutluluğu bizi sürekli motive etti.

Bir sahnenin tamamlanması, bir fikrin senaryoda yer bulması ya da çekim sırasında yaşadığımız küçük başarılar bile bizi heyecanlandırıyordu. Çünkü yaptığımız işin merkezinde sanat, dostluk ve tutku vardı.

GELECEĞİN SİNEMA YILDIZLARI: Perdenin Ardındaki Tutku

GELECEĞİN SİNEMA YILDIZLARI: Perdenin Ardındaki Tutku

Remzi ÖZKAN: "Romeo ve Juliet: Kayıp Perde" filmi izleyicilerine hangi mesajı vermeyi amaçlıyor ve bu proje gelişiminiz açısından size ne kattı?

Pınar TOKPINAR: Filmde klasik Romeo ve Juliet hikâyesine farklı bir bakış açısı sunmak istedik. Zaman değişse bile sevginin, kaderin ve insan hikâyelerinin evrenselliğini anlatmaya çalıştık.

Bu proje bize yalnızca teknik deneyim kazandırmadı. Senaryo yazımı, oyunculuk ve yönetmenlik konusunda gelişmemizi sağladı. Daha da önemlisi dostluğumuzu güçlendirdi.

Yıllar içinde ekibimize yeni insanlar katıldı, bazı arkadaşlarımız farklı yollar çizdi. Ancak herkes bu hikâyenin bir parçası oldu ve geride güzel anılar bıraktı. Bugün baktığımızda yalnızca filmleri değil, birlikte geçirdiğimiz yılları görüyoruz.

Remzi ÖZKAN: Filmlerinizi izlemek isteyenler nereden izleyebilir? Son olarak izleyicilere ne söylemek istersiniz?

Pınar TOKPINAR: "Romeo ve Juliet: Kayıp Perde" filmini YouTube'da açtığımız Genç Ruhlar kanalından izleyebilirsiniz. Bundan sonraki projelerimizi de burada paylaşmaya devam edeceğiz.

GELECEĞİN SİNEMA YILDIZLARI: Perdenin Ardındaki Tutku

Ayrıca yönetmenimiz Emin Atçi'nin Emin Film Medya çatısı altında gerçekleştirdiği çalışmaları da takip edebilirsiniz. Bu projeler hem bizim gelişim sürecimizin hem de sanat yolculuğumuzun önemli parçaları oldu.
Son olarak şunu söylemek isteriz:

Bu film yalnızca bir kısa film değil. İçinde dostluğumuz, emeğimiz, hayallerimiz, uykusuz geçen gecelerimiz, bitmeyen senaryo sohbetlerimiz ve sanat sevgimiz var. "Sevmek ya da Sevmemek" ile başlayan yolculuğumuz, "Mevsim Yansıma" ile büyüdü ve "Romeo ve Juliet: Kayıp Perde" ile yeni bir perde açtı.

Birbirinden değerli anılarımız oldu. Biz bu yolculuğun henüz başında olduğumuza inanıyoruz. Anlatacak daha çok hikâyemiz, kuracak daha çok hayalimiz var.

Bizi izleyen, destekleyen ve sanatımıza ortak olan herkese teşekkür ederiz.

Yıldızlarla kalınız.

GELECEĞİN SİNEMA YILDIZLARI: Perdenin Ardındaki Tutku

WhatsApp İhbar Hattı
05459031060
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!