Borç Yükü Olanlar Dikkat: SGK Yapılandırmasında Şok Gelişmeler!
Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde birikmiş prim borçları bulunan işverenleri ve kendi namına çalışan Bağ-Kur mükelleflerini yakından ilgilendiren yasal düzenlemenin uygulama esasları resmi olarak yürürlüğe girdi.
Haberin Özeti
- • Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde birikmiş prim borçları bulunan işverenleri ve kendi namına çalışan Bağ-Kur mükelleflerini yakından ilgilendiren yasal düzenlemenin uygulama esasları resmi olarak yürürlüğe girdi.
Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde birikmiş prim borçları bulunan işverenleri ve kendi namına çalışan Bağ-Kur mükelleflerini yakından ilgilendiren yasal düzenlemenin uygulama esasları resmi olarak yürürlüğe girdi. Yeni yayımlanan genelge doğrultusunda, borçlarını yapılandırarak ilk taksit ödemesini gerçekleştiren şirketlerin üzerindeki icra ve haciz baskısı tamamen kaldırılacak. Ödeme planına sadık kalan işverenlerin daha önce askıya alınan %5,0 oranındaki Sosyal Güvenlik Kurumu prim desteğinden yeniden yararlanmasının önü açılacak.
İş dünyasına derin bir nefes aldırmayı hedefleyen bu düzenleme kapsamında tecil faiz oranlarında ciddi bir indirime gidilerek oranlar %39,0 seviyesinden %29,0 seviyesine kadar çekildi. Borçların geri ödenmesinde uygulanan azami vade sınırı 36 aydan 72 aya kadar yükseltilirken, işletmelerin teminat göstermeden borçlarını erteleyebilecekleri yasal limit ise 10.000.000 TL düzeyine ulaştırıldı. Mevcut yasal düzenleme yürürlüğe girmeden önce kuruma borç erteleme talebinde bulunmuş olan şirketler de nakit sıkışıklığı durumlarına göre 18 ay ile 36 ay arasında değişen ek taksit imkanlarından faydalanabilecek.
Finansal Kapsam Dahiline Alınan Temel Ödeme Türleri
Yapılan resmi açıklamaya göre yapılandırma şemsiyesi altına alınan yükümlülüklerin sınırları net bir biçimde çizildi. Bu doğrultuda 2026 yılının Haziran ayı ve bu aydan önceki dönemlere ait olan tüm sigorta primleri ile işsizlik sigortası prim borçları yapılandırma imkanından tam olarak yararlanabilecek. Bu borç türlerinin yanı sıra işverenlerin ve sigortalıların en çok zorlandığı kalemlerden biri olan idari para cezaları da yasal kapsama dahil edildi.
Söz konusu idari para cezalarının yapılandırılabilmesi için 31 Ağustos 2026 tarihine kadar ilgili kişilere resmi olarak tebliğ edilmiş ve yasal açıdan kesinleşmiş olması şartı aranıyor. Bu tarihten sonra tebliğ edilecek cezalar mevcut yapılandırma imkanından faydalanamayacağı için işverenlerin takvim takibini çok sıkı yapması gerekiyor. Kanunun getirdiği bu geniş kapsam, şirketlerin geçmiş dönemlere ait mali yüklerinden arınarak ticari hayatlarına temiz bir sayfa ile devam etmelerine olanak tanıyor.
Uzun Vadeli Ödeme Planlarında Esas Alınacak Likidite Kriterleri
Borçlarını 72 aylık maksimum vade seçeneği ile taksitlendirmek isteyen her şirket bu haktan doğrudan faydalanamayacak. Geri ödemelerin 72 aya kadar yayılabilmesi için işletmelerin rasyo analizlerinde likidite oranının 0,50 ve bu değerin altında çıkması, ayrıca bu durumun serbest muhasebeci mali müşavirler tarafından hazırlanan Çok Zor Durum Raporu ile belgelenmesi gerekiyor. Yapılan hesaplamalarda likidite rasyosu 0,51 ile 1,00 arasında tespit edilen mükellefler ise en fazla 36 aya kadar taksitlendirme talebinde bulunabilecek.
Vade süresinin belirlenmesinde kritik rol oynayan likidite durumu, şirketin resmi bilançosunda yer alan dönen varlıklardan stokların çıkarılması ve elde edilen sonucun kısa vadeli yabancı kaynaklara bölünmesi formülüyle ortaya konuyor. Mali müşavirlerin imzasını taşıyan ve detaylı mizan belgeleriyle desteklenen bu özel rapor Sosyal Güvenlik Kurumu dosyamıza eklenmediği takdirde, kurum yapılan tecil başvurularını kesinlikle işleme almıyor ve uzun vadeli ödeme planlarını doğrudan reddediyor.
Teminat Gösterme Zorunluluğunda Uygulanacak Muafiyet Limitleri
Sosyal Güvenlik Kurumu borçlarının ertelenmesi sürecinde işletmelerden talep edilen teminat şartlarında da çok önemli bir finansal kolaylık sağlandı. Yeni kurallara göre borçlu şirketlerin toplam yükümlülüklerinin 10.000.000 TL tutarına kadar olan kısmı için herhangi bir teminat gösterme zorunluluğu bulunmuyor. Toplam borç miktarının bu kritik eşiği aşması durumunda ise yalnızca 10.000.000 TL sınırını aşan fazla kısmın yarısı kadar bir tutarda teminat sunulması yeterli görülüyor.
Sürecin daha net anlaşılması için yasal işleyişe dair somut bir örnek vermek gerekirse, kuruma toplamda 16.000.000 TL borcu bulunan bir şirketin 10.000.000 TL tutarındaki borcu teminat şartından tamamen muaf tutuluyor. Geriye kalan ve limiti aşan 6.000.000 TL tutarındaki borcun ise sadece %50,0 oranına denk gelen 3.000.000 TL değerinde bir banka teminat mektubu ya da gayrimenkul ipoteği kuruma ibraz ediliyor. Bu uygulama sayesinde büyük ölçekli borcu olan firmaların likidite sıkışıklığı yaşamadan borçlarını yapılandırması kolaylaşıyor.
Farklı Merkezlerde Tescilli Borçlar İçin Hesaplama Yöntemi
Birden fazla Sosyal Güvenlik Merkezi bünyesinde tescilli iş yerleri bulunan ve buralarda ayrı ayrı borç biriktiren şirketler için teminat hesaplamaları il müdürlüğü bazında ve ünite özelinde ayrı ayrı değerlendiriliyor. Örneğin, İstanbul ilinde faaliyet gösteren bir firmanın Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi sınırları içindeki iş yerleri için 9.800.000 TL borcu, Fatih ilçesindeki merkezi için ise 9.000.000 TL borcu bulunuyorsa bu ünitelerdeki borçlar ayrı ayrı 10.000.000 TL sınırının altında kaldığı için bu iki merkez hiçbir teminat talep etmeden tecil işlemlerini onaylıyor.
Aynı firmanın Pendik Sosyal Güvenlik Merkezi üzerindeki iş yerlerinde ise toplamda 80.000.000 TL borcunun olması durumunda, bu ünite özelinde muafiyet limitini aşan kısım için hesaplama yapılıyor. Pendik Sosyal Güvenlik Merkezi, kendi sınırları içerisindeki 80.000.000 TL tutarındaki borçtan teminatsız yasal sınır olan 10.000.000 TL miktarını düşerek kalan 70.000.000 TL üzerinden işlem yürütüyor. Kurum bu kalan miktarın yarısı olan 35.000.000 TL tutarında geçerli bir teminatın işletme tarafından kendilerine sunulmasını zorunlu kılıyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım