55 Yaşında Yeniden Sıralarda: Neriman Ateş'in İlham Veren Hikâyesi
Niksar'ın Hacılı Köyü'nde başlayan yaşam yolculuğunu azmi, üretkenliği ve öğrenme aşkıyla başarı hikâyesine dönüştüren Neriman Ateş şiirleri, sosyal sorumluluk çalışmaları ve 55 yaşında yeniden kurduğu üniversite hayaliyle örnek oluyor.
Değerli dostlar, bu hafta TOKAT merkezdeyiz.
Anadolu’nun mütevazı bir köyünde başlayan yaşam yolculuğunu azim, öğrenme tutkusu ve üretkenliğiyle anlamlı bir başarı hikâyesine dönüştüren Neriman Ateş, yalnızca yazdığı şiirlerle değil, toplumsal duyarlılığı ve örnek yaşam mücadelesiyle de dikkat çekiyor. 55 yaşında yeniden üniversite hayali kuran, yardım faaliyetlerinde aktif rol alan ve “Söylemek İstiyorum” adlı ilk şiir kitabıyla okurlarının gönlüne dokunan Ateş ile hayatı, şiiri, hayalleri ve geleceğe dair projeleri üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştirdik. Ne dersiniz, kendisini daha yakından tanıyalım mı?
Remzi Özkan: Neriman Hocam, röportajımıza hoş geldiniz. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Neriman Ateş: Hoş buldum. Teşekkür ederim.
1971 yılında Niksar’ın Hacılı Köyü’nde doğdum. Beş çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğuyum. İlkokulumu doğup büyüdüğüm köyde okudum. O yıllarda kız çocuklarının eğitimine çok önem verilmezdi. Babam da ilkokuldan sonra beni okula göndermedi. Yazları bağ ve bahçe işleriyle uğraşır, kışları ise halı dokurduk. Böyle bir ortamda kendi çabalarımla ortaokulu dışarıdan bitirdim.
22 yaşında evlendim. İki çocuk annesiyim. Onları büyütmek, okutmak ve hayata hazırlamak annelik görevimdi. Çocuklarımı yetiştirirken öğrenmeye de devam ettim. Kırklı yaşlarımda hayalini kurduğum liseyi dışarıdan tamamladım. Çok sayıda sanat dalında kurslara katılarak kendimi geliştirdim. Halk Eğitim Merkezi’nde usta öğretici olarak çalışma hayatına başladım.
Bu süreçte şiir yazmayı sürdürdüm. Şiirlerim ve bazı denemelerim TRT’de ve yerel basında yayımlandı.
Hayat bana öğretti ki öğrenmenin, üretmenin ve paylaşmanın yaşı yoktur. Ömrümün sonuna kadar öğrenmeye ve öğretmeye devam etmek istiyorum. Bu yıl, yani 55 yaşımda, üniversite sınavına girerek eğitimime kaldığım yerden devam edeceğim.
Çocukluğumdan bu yana duygularımı, yaşadıklarımı ve hayata dair gözlemlerimi satırlara döktüm. 2025 yılında “Söylemek İstiyorum” adlı şiir kitabımı yayımlayarak okurlarımla buluşturdum. Çok anlamlı geri dönüşler aldım. Yazdığım her şiirin insanların gönlünde yankı bulduğunu görmek tarifsiz bir duygu. Okuyuculardan aldığım samimi ve olumlu dönüşler, kalemimin yalnızca kâğıda değil, insan ruhuna da dokunduğunu hissettirdi. Samimi duygularla yazılan sözlerin mutlaka bir yürekte kendine yer bulduğuna inanıyorum.
Toplumun içinde yaşayıp toplumun sorunlarına sırtımı dönemezdim. Bu nedenle çeşitli derneklerde aktif görev aldım. İnsanların yaşadığı sorunları ve mağduriyetleri yerel ve ulusal basına taşıyarak görünür olmalarına ve farkındalık oluşmasına katkı sağladım. Bu mücadelem mevki ya da unvan için değil; vicdan ve sorumluluk duygusuyla yürüttüğüm bir çabadır. Sessiz kalanların sesi olmaya talip oldum. Bir kişinin hayatına dokunabiliyor, bir yaraya merhem olabiliyorsam kendimi başarılı hissediyorum. Çünkü gerçek mücadelenin alkış almak değil, bir yüreğe umut olabilmek olduğunu biliyorum.
Remzi Özkan: Verdiğiniz etkin mücadeleye baktığımda sizi tebrik etmemek mümkün değil. Bu yüzden en içten duygularla kutluyorum sizi. Kendinizi geliştirmeye çalıştığınız uzun süreç boyunca sizi ayakta tutan şey neydi peki?
Neriman Ateş: Tabii ki inanmak. Bir kadının kendi gücüne inanması kadar güzel bir şey yoktur. Bir gün yorulduysam, ertesi gün yeniden başladım. Hiçbir zaman “Bundan bana ne?” deyip kenara çekilmedim. Hep iyinin, güzelin ve haklının yanında oldum.
Benim için öğrenmenin yaşı yoktur. Ailem vardı, eşim vardı, çocuklarım vardı; yapılması gereken pek çok ev işi ve sorumluluğum vardı. Çevremden zaman zaman olumsuz eleştiriler de geliyordu: “Niye kendini yoruyorsun? Okuyup yazıp öğrenmekle ne olacak?” diyorlardı. Bu sözleri geride bırakıp kendime inandım. Kendimi keşfedilmemiş bir kaynak olarak görüyorum. Hep önüme baktım. Çalıştım, inandım ve başardım. Allah’ın izniyle bundan sonra da başarmaya devam edeceğim.
Herkese söylediğim bir parolam var: “Dinen günah olmayan, kanunen suç olmayan ve toplum içinde ayıp sayılmayan her oluşumun içinde yer almaktan çekinmeyelim.”
Remzi Özkan: Sizin iyi bir radyo dinleyicisi olduğunuzu biliyorum. Bu yönünüz hangi sebeplere dayanıyor?
Neriman Ateş: Hayat yolculuğumda bana en çok katkı sağlayan unsurlardan biri radyodur. Radyo, çocukluğumdan bu yana hayatımın ayrılmaz bir parçası oldu. Evde, arabada, yolda; kısacası her yerde radyo dinlerim.
Radyoda sohbet programlarını takip eder, müzik dinlerim. Mutfağımda radyo her zaman açıktır. Ayrıca sesli kitap uygulamaları aracılığıyla pek çok kitap da dinlerim. Gündemi takip eder, hayata dair faydalı programları seçerek dinlerim. Bu konuda oldukça seçiciyimdir.
Radyo insanın en iyi arkadaşlarından biridir; insana eşlik eder ve hayal dünyasını besler.
Remzi Özkan: Bir zamanlar radyo programları yapmış biri olarak sizi bir kez daha tebrik ediyorum. Güzel günlerdi ve beni kısa süreliğine de olsa şöyle bir maziye, radyoların yaygınlaşmaya başladığı o heyecanlı yıllara götürdünüz. Herkes radyo dinler ama ancak bazıları bunun hazzını alabilir. Az önce çeşitli kurslara gittiğinizden bahsetmiştiniz. Hangi kurslara gittiniz? Kendinizi bu kurslarda nasıl geliştirdiniz?
Neriman Ateş: Ben öğrenmeyi çok seven biriyim. Zaman benim için çok kıymetlidir. Boş durup zamanımı boşa harcamayı hiç sevmem. Bu nedenle çok sayıda meslek edindirme kursuna katıldım. Kişisel gelişim eğitimlerine devam ettim. Kitaplar okudum, radyo dinledim.
Şunu fark ettim ki insanın kendisine biraz zaman ayırması ve yapmak istediği şeyler konusunda ilerleme kaydetmesi çok kıymetlidir. Her gün kendime küçük hedefler koyarım. Ev işleri, çocuklarıma, eşime, arkadaşlarıma ve akrabalarıma ayırdığım zamanın dışında mutlaka kendim için de bir hedef belirlerim. O gün yapmak istediklerim konusunda küçük de olsa bir ilerleme kaydetmek isterim.
Sivil toplum kuruluşlarında da aktif olarak çalışıyorum. Kermeslerde ve çeşitli yardım etkinliklerinde elimden gelen desteği vermeye gayret ediyorum. Bir gün haberlerde Afrika’da insanların susuzluk ve açlık nedeniyle hayatlarını kaybettiklerini izledim ve çok etkilendim. “Ben ne yapabilirim?” diye düşündüm.
Mahallemizde bulunan bir okulun müdürüne giderek, “Yarın öğle yemeğinizi ben hazırlayıp getirsem, dışarıdan almak yerine benden alsanız ve gelirini Afrika’ya bağışlasak olur mu?” diye sordum. Müdür Hanım bu teklifimi kabul etti. Ertesi gün 50 kişilik yemek hazırladım. Güzel bir gelir elde edildi ve toplanan parayı Afrika’da kullanılmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla bağışladım.
Bunun yanı sıra şiirler yazıyorum. Şiir yazmayı çok seviyorum.
Remzi Özkan: Şiir demişken, ilk şiir kitabınızı büyük bir beğeniyle okudum. Şiirlerinizde kimi zaman çocuk olup anne ve babanıza seslenmişsiniz; kimi zaman anne olup çocuklarınıza, kimi zaman da bir eş olarak eşinize duygularınızı aktarmışsınız. Hatta evinizdeki kedinize bile şiir yazmışsınız. Güncel olaylara da duyarsız kalmamış, yaşamın içinden pek çok konuya değinmişsiniz. Şiirlerinizi okuyan herkes kendisinden bir parça bulabiliyor. Kitabınızdan kısaca bahsederseniz sevinirim. Ayrıca şunu da sormadan geçemeyeceğim: Şiir yazmaya nasıl başladınız hocam?
Neriman Ateş: Şiir yazmaya ilkokul yıllarımda başladım. İlk şiirim TRT Ankara Radyosu’nda yayımlandı. O yıllarda, yani 1985’te, köy şartlarında yaşayan bir kız çocuğu için bir zarf bulmak, radyonun adresini öğrenmek ve şiiri postaya vermek bile oldukça zordu.
Şiirimin radyoda yayımlanması bana büyük bir cesaret verdi. O günden sonra yazmaya devam ettim. Çocukluğumda, genç kızlığımda, evlendikten sonra ve anne olduktan sonra; kısacası hayatımın her döneminde şiirler yazdım.
Remzi Özkan: Kitap çıkarmaya nasıl karar verdiniz?
Neriman Ateş: 15 Ağustos doğumluyum ve Aslan burcuyum. Bundan yaklaşık on yıl önce doğum günümde kızlarım, yazdığım şiirleri bir araya getirerek bir kırtasiyede küçük bir kitap hâline getirmişler. Kitabın adını da “Gönül Teli” koymuşlardı. Bu özel doğum günü hediyesi beni çok mutlu etmişti. Aslında kitap çıkarma fikri de o gün zihnimde doğdu. Yıllardır hayalini kurduğum şiir kitabım bu yıl yayımlandı. 14 Kasım 2025 tarihinde kitabımın tanıtım ve imza gününü Yağıbasan Medresesi’nde gerçekleştirdik. Bu vesileyle bana bu anlamlı mekânı tahsis eden Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’na ve Tokat Belediyesi Kültür Müdürlüğüne teşekkür ediyorum. İlk şiir kitabımın adı “Söylemek İstiyorum”. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere, beni etkileyen ve yoğun duygular yaşamama neden olan pek çok konuyu anlatmak istedim. Çocukluğumdan bugüne kadar yaşadıklarımı, gözlemlerimi ve etkilendiğim olayları satırlara döktüm. Ülkemizde yaşanan büyük depremden çok etkilendim ve “Asrın Afeti” adlı şiirim ortaya çıktı. Filistin’de yaşanan insanlık dramı ve soykırım beni derinden sarstı; bunun sonucunda “Filistin” şiirini yazdım. Doğayı çok seviyorum. Özellikle Tokat’ın ilkbahardaki güzelliği beni etkiler ve “Tokat’ta Mayıs Bir Başka Güzel” şiirime ilham verir. Vatan sevgimi ise Türkiye’nin yedi bölgesini anlattığım “Adıdır Vatan” şiirimde dile getirdim. Bunlar gibi daha onlarca şiirim var. Etkilendim, hissettim, ilham aldım ve şiirlerim böylece doğdu.
Remzi Özkan: Yazarken sizi en çok etkileyen şiiriniz hangisi oldu peki? Bu şiirden küçük bir kesit rica etsem uygun olur mu acaba?
Neriman Ateş: Yazarken beni en çok etkileyen şiirim “Cemal Hocam” oldu.
1997 yılında eşim, Akçakale ilçesine bağlı Tatlıkuyu Köyü’ne öğretmen olarak atandı. Görev yaptığı okul, birleştirilmiş sınıflı ve tek öğretmenli bir köy okuluydu. Okulun yanında bir lojman bulunuyordu.
Bizden önce aynı okulda görev yapan Cemal öğretmen, yıl sonunda karneleri dağıttıktan sonra memleketi Mersin’e gitmiş. Orada lösemiye yakalanmış ve hayatını kaybetmiş.
Biz lojmana yerleştiğimizde onun 13 Haziran günü kapatıp çıktığı kapıdan içeri girdik. Gördüğüm manzara beni çok etkiledi: Yarım kalmış bir hayat… Ağzı açık bırakılmış bir makarna paketi, kaçak çayı, şekeri, okul bahçesine diktiği ağaçlar ve okuma yazma öğrettiği öğrenciler…
Genç yaşta aramızdan ayrılan bir öğretmenin geride bıraktığı bu izler beni derinden sarstı ve “Cemal Hocam” adlı şiirim böyle ortaya çıktı.
Elbette. Seve seve paylaşırım. Vaktimizin sınırlı olması nedeniyle şiirin iki kıtasını paylaşmış olalım. Merak edenler tamamını kitabımdan okuyabilirler.
CEMAL HOCAM
Oturduğun kırık sandalyeye,
Ders yaptırdığın sıraya,
Yazı yazdığın kara tahtaya,
Ne söyleyelim eğitmenim, öğretmenim?
Eski perdeleri astığın camlara,
İnce sünger yatağına, yorganına,
Yere serdiğin eski dokuma çuluna,
Ne diyelim eğitmenim, öğretmenim?
Bahçede diktiğin ağaçlar büyüyor.
Astığın al bayrak dalgalanıyor.
Kalemle tanıştırdığın eller yazıyor.
Eksiğimiz sensin eğitmenim, öğretmenim.
……………………………..
Remzi Özkan: Hocam, yaşam öykünüze baktığımızda azmin, emeğin ve sabrın çok önemli bir yer tuttuğunu görüyoruz. Peki bugün geriye dönüp çocukluk yıllarınızdaki Neriman’a bir mesaj gönderme fırsatınız olsaydı, ona neler söylemek isterdiniz?
Neriman Ateş: Neriman’ın küçüklüğüne göndereceğim mesajda ona teşekkür ederdim. Hayallerinden vazgeçmediği için, pes etmediği için, hep mücadele verdiği için ve kendini sürekli yenileyerek yoluna devam ettiği için teşekkür mesajı gönderirdim.
Remzi Özkan: Gelecek zaman dilimleri içinde gerçekleştirmeyi planladığınız yeni çalışmalar ve projeler var mı? Varsa kısaca bunlardan da bahseder misiniz?
Neriman Ateş: Yazarlık serüvenime yeni eserlerle devam etmeyi hedefliyorum. Şu anda hazırlıklarını tamamladığım, gerçek yaşam kesitlerinden beslenen kadın hikâyelerini en kısa sürede kitaplaştırarak okurlarla buluşturmayı planlıyorum.
Öğrenme tutkumu akademik bir zemine taşımak adına üniversite sınavına girerek lisans eğitimi almayı ve bu sayede vizyonumu daha da genişletmeyi arzuluyorum.
Sürekli gelişim ilkesiyle çıktığım bu yolda, hem yeni kitaplarım hem de akademik kariyerimle kendimi her geçen gün bir adım ileriye taşımak en büyük hayalimdir.
Çeşitli sivil toplum örgütlerinde, okullarda ve üniversitelerin konferans salonlarında halkla buluşup kendi hayat hikâyemi anlatmak, gençlere ve insanlara örnek olmak istiyorum. Hikâyesi olan şiirlerimi paylaşarak söyleşiler yapmayı amaçlayan bir proje başlattık. Şimdilik Tokat’ın ilçelerini geziyoruz. Bütün ilçeleri tamamladıktan sonra her ilde böyle bir projeyi gerçekleştirmeyi hayal ediyorum. Hedefim, insanların kalbine dokunmak ve onlara bir umut ışığı yakabilmektir.
Remzi Özkan: Röportajıma konuk oldunuz. Sizinle sohbet etmek çok güzeldi. Ancak takdir edersiniz ki her güzel şeyin bir sonu vardır. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı diye soruyor ve çok teşekkür ediyorum. Gösterdiğiniz örnek davranışlar, azim ve çabanız sizi hak ettiğiniz noktaya taşısın.
Neriman Ateş: Bir kadın ve bir anne olarak şunu söylemek istiyorum: Hayallerinizi ertelemeyin. Bir yola çıktıysanız, o yolda yürümeye devam edin. Çünkü yola çıkmak, başarmanın yarısıdır.
Karşınıza çıkan engelleri bir engelli koşu yarışçısı gibi aşın. Doğrularınızdan taviz vermeden, emin adımlarla ilerleyin. Karamsar olmayın; hayata pozitif bakmak çok önemlidir.
Merhamet, nezaket, saygı ve dürüstlük hayatımızın vazgeçilmez değerleri olsun. Bunlar olduğunda gerisi kendiliğinden gelir. O zaman göreceksiniz ki insan her şeyin üstesinden gelebilir ve başarıya ulaşabilir.
Ben inanıyorum ki insanı yaşatan; yaptığı iyilikler, dokunduğu yürekler ve geride bıraktığı unutulmaz sözlerdir. Ben de Anadolu’da yaşayan bir anne ve bir kadın olarak dimdik yürümeye ve iz bırakmaya devam edeceğim.



