Tunahan Çekiç

Topraklarımızdaki Gizli Güç: Nadir Toprak Elementleri

Tunahan Çekiç

Cebimizdeki telefonun ekranından elektrikli arabaların motoruna, rüzgar türbinlerinden lazer 
sistemlerine kadar hayatımızın her köşesine sızmış, ama ismini bile duymadığımız, 17 tane 
nadir element var. Bu "görünmez kahramanlar," 21. yüzyılın teknoloji yarışında kimlerin öne 
çıkacağını belirleyen stratejik bir güç unsuru haline geldi. Bu doğrultu da Amerikan’ın Çin’e 
olan bağımlılığını azaltmak için bu hamleleri yapması anlaşılabilir bir durum oldu. Üretilen 
teknolojilerin Çin tekel’in çıkarılabilmesi için bu madenlerin dünyanın başka yerlerinde de 
üretilmesi gerekli.  

Adı Nadir, Önemi Dev 

Periyodik tabloda 17 elementi kapsayan nadir toprak elementleri, aslında adının aksine o 
kadar da nadir değil. Bunlardan bazıları doğadaki bakırdan bile fazla. Fakat bu madenlerin 
ayrıştırılması bir o kadar pis ve zahmetli bir iş. Bu madenlerin önemi ise her zaman olduğu 
gibi haberleşme ve elektronik sektöründe yatıyor.  

Eskişehir'deki Hazine 

Türkiye'nin Eskişehir Beylikova'sında 694 milyon ton rezervle dünyanın ikinci büyük NTE 
yatağı bulunuyor. Sadece Çin'deki Bayan Obo sahasından sonra geliyor. Bu tek başına kuru 
bir istatistik gibi durabilir, ama şu gerçeği göz önüne alalım: Çin bugün küresel NTE 
üretiminin yüzde 62'sini, işleme kapasitesinin ise yüzde 90'ını kontrol ediyor. 2010'da 
Japonya'yla yaşanan diplomatik gerginlikte ve daha yeni yaşanan Amerika Birleşik Devletleri 
ile olan gerginlik NTE ihracatını kısıtlayarak, bu elementlerin bir jeopolitik silah olabileceğini 
tüm dünyaya gösterdi. 
İşte tam da bu noktada Türkiye'nin elindeki koz önem kazanıyor. Batılı ülkeler Çin'e olan 
bağımlılıklarını azaltmak için alternatif tedarik kaynakları arıyor. Türkiye, bu arayışta kritik 
bir konumda. Fakat bu kaynakların Türkiye’de olması, umarım çıkar gruplarının bunları 
yabancı ülkelere peşkeş çekmesi ile sonuçlanmaz. Burada oluşturulacak bilgi birikimi (know
how) Türkiye’yi bir adım ileri atacak seviyededir.  

Geleceğe Yatırım 

Türkiye'nin 2035'e kadar rüzgar enerjisi kapasitesini 50 gigavata çıkarma hedefi var. Bu, 11,7 
kiloton kalıcı mıknatıs demek; maliyeti 627-882 milyon dolar. Elektrikli araç sayısının 1,8-4,2 
milyona ulaşması için ise 2,85-6,74 kiloton NTE bazlı mıknatıs gerekecek; faturası 461 
milyon ila 1,5 milyar dolar.  
Togg gibi projelerin ihtiyaç duyduğu bu madenleri yerli olarak çıkarabilmek bu maliyetleri 
düşürmekle kalmaz, enerji ve teknoloji bağımsızlığının da kapısını aralar. Avrupa Birliği'nin 
2030'a kadar kritik hammadde ihtiyacının yüzde 65'ini tek bir ülkeye bağımlı olmadan 
karşılama hedefi, Türkiye için tam bir fırsat penceresi. 

Strateji Gerekiyor 

Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü'nün (NATEN) 2020'de TENMAK bünyesinde 
kurulması önemli bir adım. Ancak yeterli değil. Teknoloji transferi için uluslararası 
ortaklıklar, AR-GE'ye ciddi yatırımlar, Üniversite ile iş birlikleri bu konuda önemli bir yer 
tutmalıdır.  
21. yy silahı enerjidir bunu asla ve asla unutmamak gerekiyor.

Yazarın Diğer Yazıları