Tunahan Çekiç

Enerji ve Tarım Arasında Köprü

Tunahan Çekiç

Geçtiğimiz günlerde kaleme aldığım “21. Yüzyılın Petrolü: Enerji” başlıklı yazımda, enerji
bağımsızlığının ve yenilenebilir kaynakların ülkemiz için taşıdığı öneme dikkat çekmiştim. Ardından şu
sorular gündeme geldi: “Verimli ovalarımız betonlaşacak mı?”, “Ekilebilir bir karış toprağımızı dahi
enerjiye mi feda edeceğiz?” Bu sorulara tek bir yanıt var: Agrivoltaik Tarım.
777 bin dekarlık alanıyla Türkiye’nin en verimli delta ovalarından biri olan Çarşamba Ovası, sadece
fındıkla değil; lahana, taze fasulye, kabak üretiminde liderliği, biber ve salatalık üretiminde ise
ikinciliğiyle öne çıkıyor. Mısırdan soyaya, çeltikten yeşil sebzelere kadar geniş bir üretim mozaiği
sunuyor. Bu nedenle “feda edilemeyecek” kadar kıymetli bir ulusal hazine.
Peki, nedir bu “Agrivoltaik Sistem”?
Tarım arazilerinin üzerine güneş enerjisi panelleri kurularak hem tarım faaliyetlerinin devam etmesini
hem de temiz enerji üretiminin gerçekleştirilmesini sağlayan bir ikili kullanım sistemidir. Klasik güneş
santralleri geniş arazilere ihtiyaç duyar, bu da tarım alanlarıyla çatışma yaratır. Oysa agrivoltaik
sistemlerde güneş panelleri, traktörlerin geçişine izin verecek yükseklikte kuruluyor, bitkilerin ışık
almasını engellemiyor. Böylece “tarım mı enerji mi?” ikilemi ortadan kalkıyor, yerini “hem tarım hem
enerji” formülüne bırakıyor.
Çarşamba Ovası’nın en büyük derdi yaz aylarında yaşanan su yetersizliği. İşte agrivoltaik sistemler bu
noktada devreye giriyor:
Panellerin gölgesi toprağın nemini koruyor, buharlaşmayı azaltıyor ve su kullanımını %20-30
düşürebiliyor.
Aşırı sıcak ve güneş stresinden korunan bitkiler daha sağlıklı gelişiyor.
Marul, ıspanak gibi gölgeye toleranslı sebzeler daha verimli büyüyor. Çin’de çay plantasyonlarında
yapılan uygulamalar “güneş yanığını” engelleyerek verimi artırdı.
Bu yalnızca Çin’e özgü değil. 2011’den itibaren Çin’in Sarı Nehir havzasında balık ve karides
yetiştiriciliğiyle güneş santrallerini birleştiren projeler, hem enerji hem de gıda üretimini birlikte
yükseltti.
Almanya’da Heggelbach’taki APV-RESOLA projesi (2016-2018) patates, buğday ve yonca gibi
ürünlerde uygulandı; paneller toprağın nemini koruyarak kurak dönemlerde verim kaybını azalttı.
Fransa’daki pilot çalışmalarda ise su kullanımında %14-29 azalma sağlandı, gölgelenen bağlarda
üzümün aromatik kalitesi dahi iyileşti.
Meta-analizler de bu tabloyu doğruluyor: Gölgeleme, hem buharlaşmayı hem bitki üzerinden su
kaybını %12-34 arasında azaltabiliyor.
Çarşamba Ovası gibi bereketli topraklarda, tarım ve enerji rekabet etmek zorunda değil. Doğru
teknolojiyle bir araya geldiklerinde hem gıda güvenliğimizi hem enerji bağımsızlığımızı
pekiştirebilirler. Kısacası, Samsun’un bereketli topraklarında artık yeni bir ufuk beliriyor: Tarlalarda
sadece ürün değil, aynı zamanda enerji de yetişebilir.

Yorumlar 1
Alper 22 Eylül 2025 21:27

Enerjimiz de ürünlerimiz de bol olsun.

Yazarın Diğer Yazıları