ABD'nin Maduro hamlesi ve Türkiye'ye verilen gizli ayar
Temel Armutçu
Bugün Venezuela’da yaşananlar, sadece bir ülke liderinin geleceğiyle sınırlı bir mesele değildir. Maduro’ya yönelik bu “kaçırılma senaryosu” aslında bir küresel hesaplaşmanın işaretidir. ABD, bu operasyonla bir kez daha ses veriyor: “Ben sadece Ortadoğu’nun değil, bütün dünyanın hamisiyim!” demek istiyor. Yani güç gösterisi sadece Caracas’a değil, Moskova’ya, Pekin’e, Tahran'a ve hatta Ankara’ya gönderilmiş bir mesajdır.
Maduro meselesi, Çin, Rusya ve İran'ı da dolaylı olarak Türkiye'yi de hedef alan çok katmanlı bir ayar operasyonudur. Çünkü bu ülkeler, Amerika’nın çizdiği küresel ekonomik düzene alternatif üretmeye çalışan tek blok olarak ayakta durmaya çalışıyor. ABD, Latin Amerika’dan Doğu Akdeniz’e kadar elini uzatıp her yerde aynı mesajı veriyor: “Benim düzenime karşı gelen herkes bedelini öder.”
Ama bir şeyi unutuyorlar. Türkiye öyle bir ülke ki, ne tehditle hizaya gelir ne de planlarla sindirilir. Biliyorlar ki Türkiye’ye doğrudan operasyon yapabilecek şartlar yok. Bu milletin damarlarında bin yıllık bir refleks vardır. Türkiye’yi ancak içerden parçalayarak, kardeşi kardeşe düşman ederek zayıflatabilirler. O yüzden ABD’nin bütün planı bu topraklarda kutuplaşmayı, ayrışmayı, güvensizliği büyütmek üzerine kuruludur.
Biz stratejik ortak olabiliriz ama dost değiliz, olamayız da. Çünkü ABD’nin dostluğu çıkar temellidir. Onların dostu da düşmanı da Siyonist İsrail’in çıkarlarıdır. Gerekirse bütün dünyayı bu uğurda ateşe verirler. Bunu herkes biliyor. Bu gerçeği iktidarıyla muhalefetiyle, köylüsüyle kentlisiyle bütün Türkiye artık görüyor.
Lakin burada bir gerçek daha var: Zalimin zulmünden korkup susan, onunla işbirliği yapan asla başarılı olamaz. Korkunun olduğu yerde özgürlük olmaz, irade olmaz, bağımsızlık hiç olmaz. Eğer bu millet gelecekte bir yıkıma uğramak istemiyorsa önce silkelenmeli, birbirine küsmeyi bırakmalı, yeniden bir olmalıdır. Çünkü kardeşi kardeşe düşürmeden bu ülkeye operasyon yapılamaz.
Bugün 85 milyonun, iktidardan muhalefete, yoksuldan zengine kadar herkesin aynı sorumluluğu taşıması gerekir ve şunu da hafızasına vird etmek zorundadır: Birlik ve beraberliği korumak. Bölünürsek hepimiz kaybederiz, kutuplaşırsak hepimiz yok oluruz. Bu coğrafyada ne sen kalırsın ne ben. Ancak el ele verilirse bu ateş çemberi kırılabilir.
Zaman öfke zamanı değil, uyanış zamanıdır. Farklı fikirlerimiz olabilir ama vatanımız birdir. Bugün birbirimize sarılmak, yarınlarımızı kurtarmaktır. Çünkü bu topraklarda huzurla yaşamak istiyorsak, önce kardeşliğimizi hatırlamak zorundayız.
ABD’nin ayar verdiği bu dünyada Türkiye’nin cevabı net olmalı: Diz çökmeden, boyun bükmeden, kendi yolunda kararlılıkla yürümek. Bizim tek kurtuluşumuz, yeniden birbirimize inanmakta ve kendi gücümüzü fark etmekte gizlidir.
