Dünya var olalı böyle bir rezalet görülmedi.
Bu yaşananlar bir “skandal” kelimesiyle geçiştirilecek türden değildir. Skandal; bir gafın, bir yolsuzluğun, bir ahlaki çöküşün adıdır. Epstein dosyası ise doğrudan insanlık suçudur.
Bugün küresel gündemi sarsan Epstein vakası, sadece bir kişinin işlediği suçlar değil; gücü, parayı ve siyaseti elinde tutan karanlık bir ağın, yıllar boyunca nasıl korunduğunu gözler önüne seriyor. İnsan onurunun, çocukların masumiyetinin, hukukun ve adaletin ayaklar altına alındığı bir bataklıktan söz ediyoruz. Bu bir “çürüme” değil, bilinçli bir kötülük düzenidir.
Bu dosyada adı geçenler sadece bireysel suçlu değildir. Onlar; sistemin içindeki çürük dişlerdir. Daha kötüsü, bu çürük dişleri çekmeyen, hatta saklayan bir düzen vardır. Güçlüysen dokunulmazsın anlayışı, adaleti de, insanlığı da felç etmiştir. Dünyaya “demokrasi”, “özgürlük”, “hukuk devleti” dersi verenlerin, iş kendi kirli dosyalarına gelince nasıl üç maymunu oynadığını görüyoruz.
En acı olanı da şudur:
Bu rezalet yıllarca biliniyordu. Fısıltı halinde konuşuldu, belgeler sızdı, mağdurlar haykırdı. Ama kulaklar sağırdı, gözler kördü. Çünkü söz konusu olan; sıradan insanlar değil, “dokunulmaz” sayılanlardı. Adaletin terazisi, paranın ve nüfuzun ağırlığıyla eğildi.
Burada asıl sorgulanması gereken şey yalnızca bir isim değildir. Asıl mesele; bu tür karanlık yapıların nasıl var olabildiği, nasıl korunabildiği ve neden hâlâ tam anlamıyla hesap vermediğidir. Eğer bir dünyada çocuklara uzanan eller, “itibar” gerekçesiyle saklanabiliyorsa, o dünya ahlaki olarak iflas etmiştir.
Bu yaşananlara “rezalet” demek bile yetersiz kalıyor. Bu, insanlık tarihine kara bir leke olarak kazınmıştır. Ve bu leke, yalnızca suçu işleyenlerin değil, susanların, görmezden gelenlerin, dosyaları kapatanların da alnına sürülmüştür.
Bugün herkesin sorması gereken tek bir soru var:
Bu kadar büyük bir karanlık, bu kadar uzun süre nasıl örtüldü?
Eğer bu sorunun cevabını gerçekten aramazsak, yarın başka bir dosya açıldığında yine aynı cümleyi kuracağız:
“Dünya var olalı böyle rezalet görülmedi.”
Ama gerçek şu ki; rezalet bir anda ortaya çıkmıyor. Rezalet, susarak büyüyor.