Eskiler boşuna dememiş:
“Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.”
Kimse durup dururken konuşmaz.
Kimse durup dururken bir konuyu dillendirmez.
Var ki bir gerçek, var ki bir durum, var ki bir kirli hesap… konuşuluyor.
Bugün herkes konuşuyor.
Sokak konuşuyor, kahvehane konuşuyor, sosyal medya konuşuyor.
Neden?
Çünkü ateş belli.
Duman belli.
Baca belli.
Herkes görüyor, herkes kokusunu alıyor.
Ama gel gör ki…
Hiç kimse o ateşi söndürmeye niyetli değil.
Hiç kimse “dur arkadaş, bu yangın büyür” demiyor.
Dumanın isine razı olanlar var.
“Bizi kirletmiyor” sananlar var.
“Bizim bacaya vurmaz” diyenler var.
Ama bilmezler ki:
O is, önce bacayı kapatır.
Sonra içeriyi sarar.
Sonra nefes alacak hava kalmaz.
Ve ateş…
Eğer kontrol edilmezse,
bir gün ısıttığını yakmaya başlar.
Bugün ateşin başında ısınanlar,
yarın o ateşin ortasında,
kendi elleriyle tutuşturdukları odunların içinde kavrulabilirler.
Bu işler
“idare et, görmezden gel, geçiştir”
ile olmaz.
Ateş varsa,
su dökersin.
Söndürürsün.
Ateşle oynamanın sonu iyi bitmez.
Bugün güldüğün ateş,
yarın seni kül eder.
Ve o gün geldiğinde artık çok geç olur.