SAİT KUZU

Altını Sarraf Bilir, Yarayı Cerrah… Peki Ya Vicdanı Kim Bilir?

SAİT KUZU

Altını sarraf, yarayı cerrah bilir… Ama kul hakkını, ihanetin paslı izini, insanın yüreğine saplanan bıçağı kim bilir?


Bu çağda herkesin dilinde adalet var, ama kimsenin elinde vicdan yok. Herkes haklı, herkes mağdur, herkes masum! Peki bu kadar masumun arasında bu kadar yanmış yüreği kim yaktı?


Yanlışı yapan değil, yanlışa sessiz kalan büyüttü zulmü. Kimi dost bildiğimiz ihanetin en soğuk hâlini tattırdı, kimi kardeş dediklerimiz yabancıyı aratır oldu. Sırtımızdan vuranlar da çıkmadı bir anda, önce selam verdi, gülümsedi, sonra kavga bitince değil, işine gelince sırt çevirdi.


Bazıları vardır; menfaat bitince sana değil, geçmişine bile selam vermez. Dün sofranda oturanla bugün göz göze gelsen, başını çevirir. Sorarsın kendine: “Ben ne yaptım?”

Belki de soru bu değildir. Asıl soru şudur: “Ben kimi insan zannetmekle hata ettim?”


Altını sarraf bilir…
Gerçek dostluğu menfaat terazisine koyamazsın. Bazıları vardır, altın gibi durur ama bakırdan beterdir. Yaldızlı sözlerine aldanırsan yanarsın. Çünkü kötü insanın dili ipek, kalbi zehirdir.


Yaramı cerrah bilir…
Gecenin kör vaktinde içini kemiren acıyı kimse bilmez. Gülüşünün altındaki çığlığı gören de yoktur. Çünkü herkes dışını görür; için kaynarken bile sana “Toparlan!” derler. Sen susarsın, Allah duyar.


Şimdi herkes konuşuyor… Ama kim kime yanlış yaptı, onu kim biliyor?
Bilsinler: Benim derdim insanlar değil, insanların kaybettiği insanlıktır. Çalınan güvenin, boğulan samimiyetin, öldürülen vefanın hesabıdır.


Yaradan Allah bilir!
Geri kalanı değil, asıl hükmü verecek olan O’dur. İnsan unutur, kul şaşar, dost döner… Ama ilahi adalet dönmez. Ve bilsinler; kuldan kaçan hesap, mahşerde sorulur.
 

Yazarın Diğer Yazıları