Önce Çarşambasporlu, sonra Samsunspor, sonra Fenerbahçeli olduğumuzu” yazımıza bir girizgâh yaparak başlayalım vefasızlığa…
Galatasaray-Fenerbahçe Süper Kupa maçından sonra Galatasaray camiasında yaşananlar ne kadar ilginç. Sonraki Gaziantep maçında berabere kalınca da sanki Galatasaray ligden düşmüş muamelesine maruz bırakılmaya çalışılmasını ibretle izliyoruz.
2015 yılından beri Başkan Dursun Özbek… Bu 10 yılda 6 kez lig şampiyonu olmuşlar, son 3 yılda da üst üste şampiyon olmuşlar. Rakip Fenerbahçe ise bu sürede hiç şampiyon olamamış.
Teferruata girmeden kabaca; Galatasaray son 10 yılda Şampiyonlar Ligi’nde 3 galibiyet, 8 beraberlik ve 21 mağlubiyet aldı. Bu sonuçlardan hareketle Avrupa’da başarısız olduğu bir gerçek.
Bu sene bu olumsuzluğu ortadan kaldırmak adına Osimhen, Sane gibi ciddi transferlere imza attılar. Bu sene Şampiyonlar Ligi’ne çok iyi başladık; Liverpool gibi bir devi bile devirdik. Son maçlar biraz kötü geçti. Son iki maçımız, iki dev gibi takım olan Atletico Madrid ve Manchester City ile… İlk 18’de yer almak için mücadeleye devam ediyoruz.
Gelelim içeriye… Fenerbahçe’nin 1 puan önünde lider durumdayız. Fakat Okan hoca ile Dursun Başkanı kavgalı gösteren mi ararsın, gitmek isteyen oyunculardan bahseden mi ararsın… Sebebi ne? Fenerbahçe’ye Süper Kupa’da yenildi, Gaziantep’le berabere kaldı.
Bu kadar basit mi futbol? Bu kadar çabuk mu harcanır insan? Türkiye’de olmaz denilen olur. 3 senedir takımını Türkiye şampiyonu yapsan da 3-5 maçta harcarlar adamı.
Futbolun gelişimini kimse sorgulamaz. Anlı şanlı gazeteciler, futbol oynamış yorumcular ele dişe dokunur bir yorum yapmazlar. Yok “onu niye şöyle oynatmış”, “bunu niye buraya koymuş”, “şunu almamış”, “bununla anlaşamamış”…
Size ne arkadaş? Adam bu takımı 3 senedir şampiyon yapmış. Siz ne yaptınız akıl verenler?
Başarısız olanlar, başarılı bir hocayı karalama gayretindeler.
Benim derdimi söyleyeyim: Fenerbahçe-Galatasaray maçını seyrettikten sonra Real Madrid-Barcelona maçını seyredince “Bir önce ne seyrettim?” sorusunun cevabını arıyorum. Tavsiye ederim, siz de öyle yapın. Kuru kuruya taraftarlığın faydası yok Avrupa arenasında.
Amaç ne? Türk futbolunun Avrupa arenasında mücadele edecek bir yapılanma içinde olması… Mümkünse yerel imkânları fazla kullanarak bunu gerçekleştirmek.
Futbolu bir çay tadında izlemek stadyumda; sigara dumanı, kötü tezahürata boğulmadan…
Biz takımımıza böyle bakıyoruz. Çarşambaspor’a da böyle bakıyorum. Ne hocaya, ne futbolcuya, ne idareciye bir düşmanlığımız var. İyi işler yapanları alkışlamak derdimiz; beğenmediğimizi de edep içinde yazmak.
Okan hoca’ya kimse bel altı vurmamalı. Adam ülkede dört dörtlük başarılı, Avrupa’da da idare eder. Vefasızlık etmeye gerek yok.
Sağlıklı ve spor dolu günler diliyorum.