İBRAHİM FETHİ SEL

Çarşambaspor'a dair

İBRAHİM FETHİ SEL

3.    Lig’e çıkma hedefiyle BAL Ligi 4. Grup’ta sezona başlayan Çarşambasporumuz, yeni bir yönetim, yeni bir teknik heyet ve sporcu yapılanmasıyla yola çıktı.
14 takımlı grupta ilk yarı bittiğinde Çankırı takımının 1 puan gerisindeydik.
İkinci yarıda, ilk 5’e girme ve düşmeme adına takımlar ciddi transferler yaptı.
Çarşambasporumuz ise ihtiyaç olduğunu düşündüğümüz 3 transferi gerçekleştirmedi.
Defans, orta saha ve santrfor olarak düşündüğümüz bu transferlerin yapılmadığını görüyoruz.
İyi bir takımımız ve yetenekli oyuncularımız var.
Ancak sakatlık ve cezalı olma durumlarında oyuncu profilimizde sıkıntılar oluşmakta.
Takımımızın ilk yarı oyun profili; sağlam bir defans kurgusuyla az gol yemek, çok pas yapmadan uzun toplarla orta sahayı geçerek yetenekli ayaklarla gol noktalarında etkili olmayı hedefledi.
Bu da çok güzel bir futbola zemin hazırlamamakta.
Sonuçta 1 gole de 3 puan veriliyor, 3 gole de, 5 gole de 3 puan veriliyor; temel mantığımız bu.
Bu oyun formatı 9-1’lik Kırşehir Yetişen Yıldızspor maçında da tezahür etti.
Güle oynaya, pasın her türlüsünü yaparak gol noktalarına gidebileceğimiz, rahat sonuç alacağımız bir maçta; zayıf değil, neredeyse olmayan rakibimiz karşısında bile pas yapmamayı tercih ettik.
Kaptan Sefa’nın defansın önünde üstlendiği rolü üstlenecek, orta sahada kaliteli bir oyuncumuz yok.
Ayakları yere basacak, panik yapmayan, orayı idare edecek bir orta saha oyuncumuz bulunmuyor.
Tüm oyuncularımız orta sahada oynayabilir: Beratlar, Sercan, Mustafa, Emin, Hakkı, Batuhan, Yağız, Semih, Hakan gibi.
Peki bunlardan hangisi orta sahanın patronu, hangisi patron olmayınca görevi üstlenecek olan?
Bu oyuncuların hepsi birbirine benzer özelliklerde. Çoğu takımda bu kalitede oyuncular yok ama bizim söylediğimiz başka bir şey.
Aynı durum santrfor için de geçerli. Kim sağ açık, kim sol açık, kim golcümüz; 9-1’lik bir maçta bile bunu net olarak göremiyoruz.
Hüseyin’i bile bu maçta santrfor mevkiinde gördük; Çağatay’ı, Sefa’yı, Emin’i de zaman zaman o bölgede izledik.
Her şeyin iyi gittiği bir dönemde bunları yazıyor olmak bizim için daha anlamlı.
Herkesin her işi yaptığı bir yapılanmanın uzun vadede başarılı olması mümkün değil. Orta saha, maçın alındığı ve kaybedildiği yerdir; bizim gözümüzde.
Bedirhan sakatlandığında onun bile alternatifi yoktu elimizde. Çaça o bölgeyi de üstlendi, sağ bek oldu, defansta oluşabilecek tüm hataların süpürücüsü oldu. Bu da yetmedi, son maçta topu dikine orta sahadan alıp götürecek rolü de oynadı.
Her şeyiyle takımı için neyi varsa ortaya koyuyor ama gereksiz ve lüzumsuz topla oynamaları, sert müdahaleleri yüzünden ağzımız yüreğimize geliyor.
Hırsı ve mücadele azmi bazen aklının önüne geçiyor. Bu da atılma ya da sakatlanma korkusu yaşatıyor; bu kadar kıymetli ve değerli bir oyuncumuz için.
Hele ki son maçta genç oyuncumuza bağırıp kızması hiç hoş bir durum değildi; yakıştıramadım.
Aynı Çaça’nın top toplayan çocuğun başını öpüp onu onore edebilmesi ise başka bir güzel davranıştı.
Abilik, büyüklük zor zamanlarda ve hatalarda belli olur. Sefa da ilk yarıda bazı maçlarda bunu yapmıştı. Bilin ki tribünden hiç hoş bir görüntü olmuyor.
Çaça, bize play-off’larda ve sonrasında 3. Lig’e çıkma maçında lazımsın…
Kırmızı kart görme lüksün yok, sakatlanma lüksün hiç yok.
İsimlerini zikrettiğim orta sahadaki 9 oyuncumuzun tamamı kaliteli ve özellikli. Onlardan tek beklentimiz, forma verilenin sahada elinden gelenin en iyisini ortaya koymasıdır.
Futbol bir takım oyunudur ve bir dişli gibi işlemesi gerekir.
Oynayacağımız 11 maç kaldı; sonrasında belki 2, belki 4 maç daha oynayarak 3. Lig’e çıkacağız.
Bu süreçte size çay veren arkadaşınızın da katkısı olacak, aracınızı kullanan şoförün de, tribünde tezahürat yapan taraftarımızın da.
Her biriniz ayrı ayrı kıymetlisiniz. Bugün takıma 2 oyuncu daha gelse bile, sizler olmadan aynı hedefe ulaşamazlar.
Ekip ruhu bizi bir yere taşıyacaktır.
Kalp gözün işini yapamaz, kulak dilin görevini üstlenemez; ayak da elin görevini yapmamalıdır. Aksi halde kaos çıkar ve emekler zayi olur.
9-1’lik bir maçtan sonra bunları yazıyorum ki ayaklarımız yere bassın.
Bartın takımı yeniden yapılandı ve Sorgun gibi güçlü bir takıma karşı direnerek maçı sadece 1-0 kaybetti.
Haftaya bizi konuk edecekler ve bu maç belki de onlar için düşmeme yolundaki son şans olacak.
Kaybederlerse en yakın rakipleri Merzifon’u yakalama ihtimalleri çok zorlaşacak.
Merzifon ile aralarında 13 puan var. Kırşehir kazanır, Bartın da bize yenilirse fark 19 puan olacak. Böyle bir fark kapanır mı?
Bu maç benim nezdimde Çankırı maçından bile daha önemli.
Bartın’ı yenmemiz, onların düşmesi anlamına geliyor.
O yüzden “taş yerinde ağırdır” misali, tüm oyuncularımızın kendi bölgelerinde verilen görevleri en az riskle yerine getirmeleri gerekir; çünkü bizim yolumuz uzun.
Kızmadan, küsmeden, aşağılamadan; tüm özverimizle bu yolu geçeriz. Umarım yöneticilerimiz de gerekeni yaparlar.
Maçlar bittiğinde “keşke” demezler; keşke alsaydık, keşke yapsaydık, keşke etseydik…
Ladik 4 iyi oyuncu aldı, Çankırı 3 iyi oyuncu aldı; Bafra, Sorgun, Turhal, Devrek transfer yaptı.
Gereksiz oyuncu alma derdinde değiliz. Elbette bu işler parayla olur, bunu biliriz; ama hamama giren biraz terler, bu işler böyledir.
Amacımız üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil.
Tüm oyuncularımız bizim için kıymetli ve değerlidir; biline.
Sağlıklı ve spor dolu günler diliyorum.

Yazarın Diğer Yazıları