Yaşanmışlıkla Yazılan Dizeler: Yurttaş Şahbaz Haber Expres Tv'ye konuştu!
Sağlık Bakanlığı'ndan emekli, iki kitap sahibi, şiiri hayalden değil hayattan beslenen Yurttaş Şahbaz Tarsus'ta şiirin ve samimiyetin buluştuğu dünyasını Haber Expres TV'ye anlattı.
O, yalnızca kelimeleri yan yana getiren bir söz yazarı değil; yaşanmışlıkları dizelere dönüştüren, şiiri hayatın tam merkezinde yaşayan sıra dışı bir gönül insanı… Naif kişiliği, edebiyata olan derin bağlılığı, dost canlısı tavrı ve kendi mekânında düzenlediği şiir etkinlikleriyle kalplere dokunmayı başaran özel bir isim.
Bu hafta rotamızı Tarsus’a çeviriyor, şiirin ve samimiyetin aynı avluda buluştuğu bir dünyaya konuk oluyoruz. Sağlık Bakanlığı’ndan emekli, iki kitabı bulunan, şiiri bir süs değil bir yüzleşme alanı olarak gören değerli şair ve söz yazarı Yurttaş Şahbaz hocamızla; şiiri, şarkı sözlerini, yaşanmışlıkları ve edebiyat dolu yolculuğunu konu alan keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Gelin, Yurttaş Şahbaz’ı biraz daha yakından tanıyalım…
Remzi Özkan: Merhabalar değerli hocam. Sorularıma geçmeden önce kısaca kendinizi tanıtır mısınız, lütfen?
Yurttaş Şahbaz: 1964 doğumluyum. Sağlık Bakanlığı’ndan emekliyim. 1979 yılından beri şiir yazıyorum. Yayımlanmış iki kitabım var. İlham buldukça yazmaya devam ediyorum.
Remzi Özkan: Bu soruyla çok karşılaşmışsınızdır, eminim; ama bir kez de ben sormak istiyorum. Şiir, sizin için ne ifade ediyor? Şiir sizin için bir anlatım biçimi mi, yoksa duygularınızla yüzleştiğiniz bir mekân mı?
Yurttaş Şahbaz: Şiir, yaşanmışlıkların duygularla cesurca yüzleşebildiği bir sanat biçimi bence.
Remzi Özkan: Siz aynı zamanda şarkı sözü yazarısınız. Yazdığınız sözlerde yaşanmışlık mı ağır basar, hayal gücü mü?
Yurttaş Şahbaz: Benim hayal gücüne dayalı hiçbir şiirim olmadı. Yaşanmışlık hem gerçekçi hem de daha anlamlı olur kanaatindeyim. Bu nedenle yaşanmışlık ağır basıyor benim şiirlerimde.
Remzi Özkan: Bir besteciyle çalışırken sizi en çok zorlayan ya da besleyen şey ne olur?
Yurttaş Şahbaz: Pek zorlandığım söylenemez. Söz bölümü bende, beste kısmı hocalarımda.
Remzi Özkan: Sizce iyi bir şarkı sözü, şiirden hangi noktada ayrılır?
Yurttaş Şahbaz: Kalıcı eserlerde, vezin ölçüsü noktasında ve mana bütünlüğünde diyebilirim.
Remzi Özkan: Dinleyicinin bir dizede kendini bulması mı, tüm şarkıda kaybolması mı sizi daha çok mutlu eder?
Yurttaş Şahbaz: Dizelerde kendini bulan, şarkıda kaybolur zaten. Her ikisi de güzel.
Remzi Özkan: Yazdığınız bir şarkıyı başkasının sesinden ilk kez dinlemek nasıl bir his oluşturdu sizde?
Yurttaş Şahbaz: Bu duyguyu anlatmak zor. Ancak eseri bestelenen anlar bu duyguyu. İnsanlara kalıcı eser bırakmak her zaman harika bir duygu.
Remzi Özkan: Mevcut kitaplarınız da var. Biraz da kitaplarınızdan söz edelim isterseniz.
Yurttaş Şahbaz: “Millî Edep ve Aşk” ile “Bir Yurttaş’ın Özünden” isimli; millî, dinî ve aşk konulu iki kitabım var.
Remzi Özkan: Tarsus’ta çok nezih bir mekânın işletmeciliğini de yapmıştınız daha önce. Mekânın avlusuna girdiğim an çok farklı bir hava vardı; her yer şiir kokuyordu adeta. Ağaçlara asılmış tabelalarda ve duvarlardaki panolarda şiirler göze çarpıyordu. Misafirperverliğiniz ve dostluğunuz bu ortama ayrı bir anlam katıyordu. Bu vesileyle bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca Hürriyet Hanım’a ve söz yazarı İshak Kılıç’a da özel teşekkürlerimi sunuyorum. Bu mekânda birçok şiir dinletisi yaptınız ve pek çok ünlü ismi ağırladınız. Bugüne dek hangi kalemler konuk oldu hocam?
Yurttaş Şahbaz: Hatırlayabildiklerim: Banu Avar, Ogün Pars Deli, merhum Ali Tekintüre, Vural Şahin, Ayzer Büyüker, Ahmet Şafak.
Remzi Özkan: Genç söz yazarlarına neler söylemek istersiniz? Bir şarkı yazarken nelere dikkat etmeliler?
Yurttaş Şahbaz: Şarkı sözü, şiir yazmak için yazılmamalı. Yaşanmış ve duygu yüklü olmalı. Ama önce bolca kitap okumalılar ki kelime dağarcıkları gelişsin.
Remzi Özkan: Kıymetli hocam, vaktinizi ayırdınız ve röportajımıza konuk oldunuz. Çok teşekkür ediyorum.
Yurttaş Şahbaz: Rica ederim üstadım. Asıl ben teşekkür ederim. Değer verip bana bu güzel vaktinizi ayırdığınız için…
Saygı ve hürmetlerimle.





