TÜRK OCAKLARI 100 YAŞINDA

Hasan TOPUZ

Sevgili Dostlar

Nisan ayının ondördünde, ANKARA’da Türk ocaklarının  41. Kurultayı  vardı. Benim için 2012 yılının en önemli olayı idi. Çünkü gönülden bağlı olduğum Türk ocakları camiası 100. Yılına ulaşmıştı. O tarihi kurultayda bulunmak isterdim. Ne yazık ki haberim olmadı. Ocağımızın tarihini bilenler için ne kadar heyecanlı tarihi bir hadise olduğunu idrak etmek hiçte zor değil. Kurultayı medyadan ve sosyal medyadan takip edebildim. Önceki yazılarımda size Türk ocaklarının tarihinden sayfalar yazmıştım. Bugün ise ocağımızın 100. Yıla ulaşmasını ve 41. Kurultayı anlatacağım.

100 YIL ÖNCEYİ HATIRLAYALIM

6 asır önce 500 çadırdan müteşükkil kayıboyu aşireti reisi Ertuğrul Gazinin  torunları 3 kıtaya hükmeden hakanlar olmuşlardı. 16. Asırdan sonra geri sayım başladı. 19. Asırın sonuna doğru Devlet-i Ali yağma edilen, talan edilen sahibsiz bir mülk haline gelmişti.

Osmanlı Rus savaşları, Balkan savaşları Osmanlı Devletinde deprem etkisi yaptı. Koskoca Devlet gümbür gümbür yıkılıyordu. Bütün Balkanlar elimizden çıkıyordu. Göçler felaket olmuş İstanbul’un üzerine çökmüştü. Muhacirler sokaklarda yatıyordu. Açlık, sefalet kol geziyordu. Müslüman ahali fakr-ü zaruret içinde idi. Gayri müslümler ise Devlet-i Alinin yıkılışı gördükçe adeta bayram yapıyordu. Türkten başka herkes isyan bayrağını açmıştı. İşte bu felaketler deryası içinde Türk Ocağı kuruluyordu. 23 Nisan 1924 de Ankara’da yapılan 1. Kurultayda zamanın Milli Eğitim Bakanı ve uzun yıllar Türk Ocakları genel başkanlığı yapmış olan Hamdüllah Suphi Tanrıöver o günleri şöyle anlatıyor:

“Sultan Ahmet’te ahşap küçük bir odada Türk ocağını kurduk. Oturacağımız iskemleleri evimizden getiriyorduk. Divan yolunda, şehza-de başındaki geyri müslim esnaflar bizimle alay ediyordu. Pis Türkler sizde kimsiniz diyorlardı. İstanbul’un işgalinde biz odaya kapanıp ağlıyorduk. Agoblar, kirkorlar bize laf atıyordu. Büyüdükçe büyüdük odalar, salonlar binalar az gelmee başladı. Ermeniler, rumlar ve diğerleri azgınlaştıkça Türk olduğumuzu anlıyorduk. Türk gençleri akın akın aramıza katılıyorlardı. Artık Türk ocakları direnişin sembölü olmaya başlamışlardı. Çanakkale siperlerinde en önde idik. İstanbul işgaline karşı mitingleri biz organize ettik. İstiklal savaşını biz kazandık. Yeni Türk Devleti’nin çekirdeği Türk Ocaklılardı.”

Türk ocaklarının kuruluşu hangi şartlar altında olduğunu o günleri yaşayan Hamdullah Suphi Bey çok güzel anlatılıyor, bizim başka bir söz söyleyeme luzumu varmı?

Sevgili dostlar

Türk ocakları 1912 de kuruluşundan günümüze kadar büyük mefkure(ülkü) için mücadele vermiştir. Ocağımızın değişmez en büyük amacı şudur:

Miili kültür(hars) ahlak ve mefküre’nin gelişmesi, milli birlik ve toplum yapısının sağlamlaştırılması ve Türklüğün yüceltilmesi gayesi en yüce gayemizdir. Kısaca “Türk Milliyetçiliği olarak adlandırılan be gaye ocağın milli ülküsüdür.”

Sevgili Peygamberimizin (s.a.v) hadisleri bize gideçeğimiz yolda ışık tutuyor. “Kişi kavmini sevmekle suçlandırılamaz. Kavminin efendisi, kavmine hizmet edendir. Vatan sevgisi imandadır.”

  Türk ocakları 100. Yıla girerken Milli Ülkümüze hizmet için ilim, sanet ve fikir üretim merkezi olmaya devam ediyor. Gönülden inanıyorum ki; Türk ocaklılar Dünya’nın her yerinde hizmet aşkı ile ilimde, sanatda ve siyaset üstü büyük siyasetle meşguldurlar. Bir siyasi partinin yörüngesinde olmak ufkumuzu daraltır. Türk ocakları partilerin içinde olmaktan çok partiler üstü kalacaktır. Ancak yeni fikirler öyle ürütilebilir. Bir partinin sesi olmayı hiçbir zaman kabul etmedik ve etmeyeceğiz.

Büyük Türk Milleti hepimizin can siperhane gayratlariyle, birlik, beraberlik içinde, mazisinden kuvvet alarak geleceğe yürüyecektir. Hiçbir karşılık beklemeden gayret gösteren herkesi minnetle anıyorum. Ölenlere ise rahmet diliyorum. (Devamı yarın)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.