SÜRDÜRÜLEBİLİR BESLENME

Zeynep SEL

Sürdürülebilirlik kavramı ilk kez 1983 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından kullanılmıştır. ‘gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmesinin yanı sıra mevcut nesillerin ihtiyaçlarının karşılanması.’ Tanımı yapılmıştır. Birleşmiş Milletler Dünya Nüfus Raporuna göre 2050 yılında nüfusun 9.6 milyar olacağı ve bu miktarda insan beslenmeye yetecek kadar gıda üretmek için 3 gezgen Dünya’ya eşdeğer olmamız gerektiğin tahmin ediyor. (2019 raporu.) kısacası sürdürülebilir beslenme; insanlara, gezegene ve topluma duyarlı bir şekilde üretilen ve dağıtılan beslenmedir. Küresel bir öneme sahiptir çünkü dünyanın pek çok yerindeki insanlar, sınırlı kaynakları korumaya çalışırken artan kronik hastalıkları da gidermek için mücadele emektedir.

Özetle sürdürülebilir beslenme; çevresel kaynakları koruyup, yerel üreticileri desteklerken, sağlıklı, güvenilir, besin içeriği açısından yeterli uygun fiyatlı, kültürel farklılıkları gözeten, gezegene vetopluma duyarlı bir şekilde üretilen ve dağıtılan beslenme sistemidir.

Sürdürülebilir ve sağlıklı beslenmenin 4 boyutu vardır. Sosyal, çevresel, kültürel ve ekonomiktir. Küresel olarak üretilen gıdaların yaklaşık %30 ‘u her gün israf edilmektedir. Son zamanlarda sıkça duyduğumuz ‘karbon ayak izi’ kavramı hayatımıza girdi. Bu tabir küresel ısınmanın başlıca sorumlusu gibi görülmektedir. Kısacası insan faaliyetlerinin doğa üzerinde bıraktığı hasarı karbon salınımı cinsinden ölçebilmek için geliştirilmiş bir kavramdır. Sera gazı üretimini de en çok hayvansal kaynaklı gıdaların yaptığı rapor edilmiştir. Bunların hepsi tüm bu analizler hayvansal gıdaların tüketiminin azaltılması gerektiğin söylerken sera gazına etki ettiğin söylerken bir yandan da yapay et üretimini teşvik ederken firmaların tükettiğimiz marketlerin her rafını dolduran paketli gıdaların sera gazını ne kadar artırdığındanbahsetmemektedirler.

Bir paketli ürünün içine koyulan glikoz şurubunun, palm yağının ne kadar su tükettiğini, Dünyanın en büyük firmalarından olan cocacolanın ne kadar sera gazını artırdığını ve çevreyi ne kadar kirlettiği göz ardı edilmektedir. Mesela dünyanın taşınılabilir su kaynaklarının %25’inden fazlası tek başına bu firmaya aittir. Sadece suyu kirletmeleri değil ürettikleri ürünleri de taşımak için yaktıkları yakıtlar bile bir şehirdeki insanların tamamının kirletme oranından yüksektir.

Alışveriş yaptığımız plastik ürünlerin, pet şişelerin, pipetlerin, tatlılarda kullanılan aroma vericilerin çevreyi ne kadar kirlettiğinden bahsedilmemektedir ve sadece et konusuna ya da seçtikleri belli başlı konulara yoğunlaşmaktadırlar. Sürdürülebilir beslenme en başından çevreyi kirleten kirleticileri kapsamlı incelemekle olmalıdır.

Bu yüzden her kişi kendi zihin filtresinden aslında çevreye nasıl zarar verdiğini düşünmeli ve ona göre şekil almalıyız…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.