“Su olduğunu düşün, kendini su gibi hisset!"

Erol ŞEKER

Yani seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın… Unutma daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin, gürültünün parçası olursun yalnızca!..

Ağzını açıp “Şelaleden dökülen suyu” içmeye çalışan bir tavşan, ya da önüne çıkan ağaçları bile sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü? Aslanlar ve kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler; beyni olan her canlı gibi!..

Hadi… Sen şimdi “su olduğunu” düşün ve kendini “su gibi” hisset… Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı… Su gibi yaşam kaynağı ve su gibi bitmez tükenmez olduğunu anımsa… Ama yine su gibi “bir küçük bardağın içine” sığdır ki kendini, girebilmeyi öğren insanların damarlarına. Onlara yaşam ver, vazgeçilmez ol!..

Karar vermek, bir manada seçmek demektir. Doğru olanı seçeyim derken cesaretsizlik ve korkuyla beslenen kararsızlığımız, zihnimizi sürekli meşgul edecek sorular doğuruyor.

Oysa ki verdiğimiz kararın arkasında durabilmeyi başarırsak, bu bize hata yaptığımızda da o hatadan ders çıkarabilme ve korkularımızı yenebilme fırsatı sunar.

İç huzuru yakalayabilmek ve endişeden az da olsa uzaklaşabilmek adına, tedbirinizi ve kararlarınızı alıp takdiri beklemeye ne dersiniz? Ayet-i Kerime’de de beyan edildiği gibi, “Sonra bir kere karar verdin mi artık Allah’a dayan, çünkü Allah, kendisine güvenenleri sever.” (Al-i İmran 159)

15 Temmuz öncesi ve sonrası durum hakkında her kafadan bir ses geliyor. Darbe Kalkışması öncesi ülkeyi adeta ellerine geçirenlerin, siyaset, bürokrasi, Emniyet, Jandarma, Yargı, STK başkanlarını ve hatta bazı meslektaş diyeceğim taklacıları böğürlerine sığdırmışlardı. Bunlar öylesine bileşmişlerdi ki! Evlere şenlik halleri vardı. Adamlar istediklerini istedikleri gibi yargılatmayı bir kenara bırakın hatırlayın tepede, kaset ve kumpas iddiaları ile gemilerde gezinti düzenleyecek kadar zevk-ü sefa içinde yaşıyorlardı.

Yani kısacası Devleti zaten ele geçirmişler... 15 Temmuz gecesinin ardından çoğu vatandaşlar  şaşkınlıklarını sosyal medya hesaplarında şu minvalde ki sözleri ile dile getirmişlerdi.  "Ulan salaklar zaten devlet sizdeymiş darbe salaklığı nereden depreşti!"

Peki 15 Temmuz sonrası neler oldu?

Bu güne kadar yaşananlar ortada ancak, son bir kaç günden beridir AK Parti içinde olup geçmişte ve bu gün hala partinin tepesinde olanlar da feryatlar, tepkiler ayyuka çıkıyor. Ordu Milletvekili başta olmak üzere Şamil Tayyar dahi, "FETÖ/PDY Terör Örgütü ne mensup operasyonlar tepeden yapılmadıkça bu işi temizlememiz imkansız. Önüne gelen istediğini karalıyor. Bunu tepeden yani AK Partinin içinden temizliğin acil yapılması gerektiği tepkilerini ilk günler üstü kapalı yapanlar şimdi aleni yapıyorlar.

Ülke geneline bakmayı bir kenara bırakın Samsun'u düşünün. Samsun' da ki iddialar çok daha vahim. Bazı çevrelerin iddiasına göre Samsun' da çok değil 4 -5 ismi tutuklayıp ciddi ciddi sorgulansalar tertemiz bir ile sahip olacağız. İsimlerin devlette yani Savcılıklarda olduğu bazılarının tutuklu olduğu, azılarının ise hala bazı siyasi ve eski devlet içinde gizli kalan FETÖ'cüler sayesinde kurtulduğunu, dokunulmamasının sağlandığı iddia ediliyor.

Bu ne demektir derseniz. Yargı, Emniyet ve Jandarma ile birlikte Siyaset içinde hala gücünü kaybetmemiş bazı isimler operasyonları adeta Kumpas davası olan Ergenekon ve diğer davalara benzeterek olayı çözmenin peşindeler.

Peki, bu halk Siyasi ayakta ki Fetö'cülerin temizlenmediğini gördükçe başta Samsun'da olmak üzere ülke genelinde AK Partiye inanırlar mı? İlk seçimde tepkisi AK Partiye çok ağır olacaktır.

O nedenle AK Parti köşeye sıkışmış tek kurtuluşu "erken seçim" olarak görmektedir. Lakin erken seçim için de alt yapı ve ortam müsait olmayınca sıkıştı kaldılar.

Herkesin gözü, kulağı Cumhurbaşkanı Erdoğan' da. O derse ki ne pahasına olursa olsun temizleyin dese, AK Partide 80 ila 120 milletvekilinin FETÖCÜ olduğu iddiasının yanında ülke genelinde ki onlarca Büyükşehir belediye ve ilçe belediye başkanları ile birlikte yüzlerce İlçe ve İl Başkanları ve yöneticileri tutuklanacaktır.

Peki devletin bekası, halkın huzurlu geleceği için değmez mi? Bence halk, Millet ve devlet için değmesini bir kenara bırakın elzemdir.

Bu çıkış yapılmadıkça inandırıcılığı kalmayacağını dile getiren vatandaşlar siyasi kanadın temizliğini sabırsızlıkla bekliyor. Ama çok geç olmadan. Yeniden Yargı, Emniyet, Jandarma, Askeriye, İstihbarat ağları örümcek ağı gibi çevrilmeden... Hiç bir şey için geç kalınmış değildir. Yeter ki istensin. AK Parti temizliği yapmak zorundadır.

Yapmadığı takdirde zaten Cumhurbaşkanının ismi ile ayakta kalan AK Parti ANAP gibi tabelası bile kalmayacaktır.

Bu çok net görülmektedir. İç işleri Bakanı Süleyman Soylu ve Başbakan Binali Yıldırım'dan beklenen atak daha fazla beklenmeden başlatılmalıdır. Hiç bir şey için geç kalınmış değildir. Bu temizliği yaptıkları anda AK Parti bu ülke de daha yıllarca hem iktidar olarak kalacak hem de halkın gözünde ve gönlünde daha da büyüyecektir.

Yapılması gereken tek şey ne diyorsanız. İç işleri Bakanı Süleyman Soylu ve Başbakan Binali Yıldırım'ın,

"HAYDİ BİSMİLLAH" demesi yeter... Bakalım diyebilecekler mi? Hep birlikte göreceğiz ama geç olmadan görmek herkesin beklentisidir bilinmiş ola. “Su olduğunu düşün, kendini su gibi hisset!

Mutlu ve (sağ)-lıcakla kalın.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.