İÇİMİZDEKİ AFRİNLİLER

Furkan Eren Özdemir

Afrin harekatının elzem olduğunu her platformda dile getiriyorum. Ancak bu harekatın yorumlanma kanalının ve dilinin çok yanlış olduğunu da ifade ediyorum.

Afrin terör örgütüne özellikle insan kaynağı sağlayan önemli bir noktadır. Fakat Afrin bölgesi Türk Ordusu’nun kolaylıkla alabileceği bir coğrafyadır.

Özellikle siyasetini şovenist bir dille yapan bazı odaklar Afrin’in hilal şeklinde kuşatıldığını sürekli dillendiriyor. Kavramları ortaya koyarken dikkatli olmak lazımdır. Mesela Sultan Alparslan hilal şeklinde bir saldırıyla Anadolu’yu aldı. Kanuni Sultan Süleyman, Mohaç’ta hilal taktiğiyle Avrupa’ya kapıları açtı. Başbuğ Atatürk uyguladı, Anadolu’yu düşmandan aldı. Şimdi sen hilal yapıyorsun bahsini ettiğin yer bir tane kasaba. Yani ortaya koyulan kavramla varılmak istenen hedefin gömlek farkı var.

Diğer bir noktaya değinmek isterim. Mesela Türkiye haritasının güney sınırını gözünüzün önüne getirin. Doğudan batıya başlangıç köşesi Türkiye-İran-Irak noktası, Irak sınırı, Suriye sınırı devam ediyor.  Hatay’ın doğusunda Afrin var,  Afrin’in doğusunda Münbiç, doğuya doğru Fırat nehri, Kobani ve Haseke var. Geriye kalan alanda Barzanistan olarak tabir ettiğimiz Kürdistan yapılmaya çalışılan topraklar var. Yani bizim bütün güney sınırımız anti Türkiye, PKK odaklı bir devletçik modelidir. Buna Şükrü Elekdağ’ın tabiriyle Garnizon Devlet denir.

Biz Afrin’e hilal şeklinde bir operasyon yaparak bu Barzanistan’ın Akdeniz’e çıkmasını engellemeye çalışıyoruz.  Şimdi şu soruyu sormak istiyorum!

Akdeniz’e giden koridoru kesmek için operasyon yaptığımız Afrin’in batısında neresi var?

-Hatay!

1937 senesinde rahmetli Atatürk buraya seddi çekmiş zaten…

Neden?

Misak-ı Milli sınırlarımızda yer alan Musul için burada petrol var diyor. İngiliz emperyalizminin potansiyel bir hedef noktası var diyor. Bu petrol bu hattan denize inmek ister diyerek Hatay’ı bu hattın üzerine yerleştirerek, işgalle alınan petrolün denize çıkmasını engellemeyi hedeflemiştir.

1937’de hasta haliyle Hatay’ı almak için verdiği mücadelenin sebebi budur!

Ve rahmetli olmadan önce Hatay Cumhuriyeti’ni ilan etti, buraya seddi çekti. Ardından İsmet Paşa, Hatay’ın Türkiye’ye katılmasını sağladı.

Şimdi değerli hemşehrilerimize sormak istiyorum!

Afrin’e hilal taktiği filan diyerek, PKK’nın denize inmesini engellemek üzere girdiğimizi söylüyorlar. Madem bunu engellemek istiyordunuz, Hatay’a 4 milyon Suriyeli’yi neden yerleştirdiniz?

Şu tehlike Türkiye’mizi bekliyor olabilir mi?

Türkiye’de bir gün hiçbir şey yokken EOKA terörü başladı Kıbrıs’ta. Bu örgüt Türkleri katletmeye başladı. Müdahale edelim mi etmeyelim mi derken neticede süreç bizi 1974 Barış Harekatı’na götürdü.  Bir terör örgütü bizi savaşa götürdü. Önce  terör örgütü bize davasını tanıttı, sonra toprak kazandı, sonra devletleşti ve şimdi de Avrupa Birliği üyesi oldu. Biz 1974’te Kıbrıs’ta buna müdahale ettik, ardından 1 yıl sonra 1975’te ASALA terörü bizi vurdu.

Yıllarca çok önemli bürokratlarımız başta olmak üzere insanlarımızı katletti ASALA terörü, bütün dünyaya Ermeni meselesi diye bir mesele olduğunu bu yolla duyurdu. Bizi soykırımcı ilan etti. Sonunda bizden toprak talep etti, kendi topraklarında devletleşti. Bizde de 1983’te devletin bazı dinamikleriyle  illegal yapılar bir araya geldi, Türk devleti bir karar aldı, Avrupa’da ASALA militanları vuruldu. Türk Devleti 1983 senesinde ASALA’ya müdahale etti, 1984’te PKK terör örgütü Türkiye’yi vurdu. PKK ilk eylemini yaptığında ülkemiz PKK diye bir oluşumdan haberdar değildi, bu terör örgütü Apocular olarak biliniyordu. PKK terörü bütün dünyaya Türkiye’de bir Kürt sorunu olduğunu ilan etti, Adalet Divanı’nda Lahey Türkiye’yi Kürtlere yönelik soykırımla suçlamaya kadar getirdi. Ve geldiğimiz noktada sınırlarımızda bir PKKistan kuruldu! Biz şuanda buna müdahale etmeye başladık.

Ve şuanda içimizde sayısını bilmediğimiz miktarda IŞİD’li var, sayısını bilmediğimiz miktarda Suriyeli var…

40 senedir bu ülkede PKK terörüyle Türk-Kürt çatışmasını yaşatmak istiyorlar ama başarılı olamayacaklar!

Çünkü bu ülkenin vatansever Kürt vatandaşları PKK’lı teröristlere göre çoğunlukta ve bizim artık Kürt vatandaşlarımızla soframız bir, gönüllerimiz beraberdir.

Peki Suriyelilerle aynı birlik ve beraberlik kurulabilecek mi?

4 milyon Suriyeli dediğiniz rakam, Türkiye Cumhuriyeti’nin nüfusunun %5’idir. Ve bu %5 nüfus, 542 bin ile çoğunlukla İstanbul görünmekle beraber, asıl nüfus yoğunluğu Hatay, Kilis, Osmaniye, Adana, Şanlıurfa, Kahramanmaraş ve Gaziantep bölgesidir.

Terörle başlayan eylemler devletleşmeyle sonuçlanıyor. Yine bir devletleşmeyle karşı karşıyayız!

Başbuğ Atatürk’ün koyduğu güvenlik seddi, bizzat kendi yöneticilerimizin bulunduğu gafletten ve basiretsizliğinden dolayı hasar gördü, Türkiye’ye 4 milyon Suriyeli sokuldu.

Tekrar soruyorum…

Türk Ordusu Afrin’i alır, girdiği her yeri alır. Peki biz kendi coğrafyamızı koruyabilecek miyiz?

Hatay’ın dibinde İdlip var. İdlip’te de IŞİD var. Türkiye’nin önündeki en büyük tehdit budur…

Afrin’i alıyoruz. Hatay ne olacak?

Bölgeye yerleşen Suriyeli nüfus, doğum hızında Türk vatandaşlarımızı geçmiş durumdadır. Her sene bu ülkede 120 bin civarında Suriyeli bebek doğuyor. Yani bunların artık Suriye’ye dönmesi mümkün değildir. Bunu düşünmek akılla iştigal bir durum değildir. Bunu söyleyen her kimse yalan söyler!

Çünkü şuan Suriye’den göç aldığımız bölge en az 30-40 sene kendine gelemez. Burası bitmiştir. Bu durum son derece taktik birikimi ve tarih bilgisinden yoksunluğun sonucudur.

Hatırlarsanız, Suriye’yi Öcalan konusunda tehdit ettiğimizde Suriye’nin yaptığı ilk hamle bir adım geri çekilmekti.

Abdullah Öcalan’ı almak için adım attığımızda Suriye bir adım geri çekilerek sınırımız olan bütün Kuzey Suriye bölgesini PKK nüfusuna bıraktı. Daha o zamanlar yaptı bunu…

Sende bunu bile bile Stratejik Derinlik diyerek Suriye’de etnik savaşı körükledin ve başına 4 millyon Suriyeli kaldı.

Şimdi bütün Türkiye, Afrin alınınca sorunların çözüleceğini düşünüyor. Zıttı bir durum… Senin içinde kaç tane Afrin var biliyor muyuz?

Tekrar üstüne basıyorum. Başbuğ Atatürk’ün Hatay seddi, AKP hükümetinin yanlış dış politikası yüzünden hasar görmüştür. Afrin meselesine içerideki Afrin meselesi olarak bakmakta çok ciddi fayda vardır…

Tabii Suriye politikasına bakılan "Stratrajik Derinlik" penceresinden bakmamak şartıyla…

Esenlikler…

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.